göz yaşı ne alakadır... hiçte öle bişi yok
"bedenlerimiz ruhlarımızın hapishanesidir ve ancak ölünce gerçekten özgür olacağız."
"hepimiz ölümlüyüz ama bazılarımız bunu anlamakta zorlanıyor."
".....korkma! sadece toprağa gideceksin; sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin, oradan özüne ulaşacaksın, çiçeğin özüne bir arı konacak. belki, belki o arı ben olacağım......."
gibi şahane replikler içeren şahane film the fountaine.
apaçık insanın içindeki azapla,vicdan azabıyla zaman içindeki mücadelesi...
en sonunda bu azabı yoketmeyi,yazgıyı yenmeye çalışmanın anlamsızlığını kavrıyor shilbalba'ya ulaşıyor adam..
bunu böyle simgesel bir biçimde ,üstelik sağlam bir müzikle yapmış şahane bir film..
filmi uzun süre önce izledim ve geçenlerde tekrar izledim. bu filmde bir derinlik, bir farklılık var hugh jackman'ın farklı zamanlarda oynayıpta hemen hemen aynı şeyi bahsetmesi değil aslında... bu filmdeki mesaj, bu filmdeki mesaj farklı. tekrara tekrar izlemem gerekli, taki bu filmdeki derinliği çözene kadar.
ama şu var ki kesinlikle boş bir film değil.
şuan değeri anlaşılmıyor...
1982 yapımı blade runner gibi döneminin en beğenilmeyen filmlerinden biri olup sonradan en iyi film listelerinde göreceğimiz bir yapıt var karşımızda..
filmi asla 1 kere izlemeyin, en büyük handikap bu bence ;)
iidiriidir
çok iyi değil
kötü değil
çok ilginç değil
buluş değil
yine de izlenir: zaman kaybı değil.
telikeli
iidiriidir
vasat
Tam anlamı; hayal kırıklığı
benim için kesinlikle okumaya ve araştırmaya sevk edici bi film oldu bu
kabalaya biraz vakıf olunca "len bu adam neden üç farklı dünyada görünüyo ne demek istiyo, lan o arkasındaki ağaç ne menem bişey, adam balonun içinde gidiyo ha paso yükseliyo" gibi ifadeler sonsuzluğa karışır...
çok şey bekleyip az şey bulduğum filmlderden biri diğeri de babel di
hımm..hehe iyi iyi böyle etiketlerde çeneler düşsün bence zaten:)
ok.şu durumda anladıım kadarıyla ritüeli tamamlamak için kabala manasını da kuvvetlice ifade etmek için böyle bi sembol seçmişler..pekala.. teşekkürler
p.s:pis sömürgeciler,adi cortes!
benzer ya xibalba ile. yani tinsel çabaların sonunda ulaşılması hedeflenen mekanın süslenip püslenmesi ve bunun kitleye hitap edecek şekilde ( işte kutsal şehir ülke vs. ) formatlanması ile ortaya çıkan sembol. çizgi film süperdi izlerdim küçükken. tabi çizgi filmde sembolik alt anlamlar, "sipiri tüyel" göndermeler falan yoktu hatırladığım kadarıyla, sanırım sonunda da el dorado yu buluyolardı(?). el dorado, foundation of youth, kızıl elma gibi sembolik kavram öbekleri bazı gizil anlamlar taşımakla beraber daha çok kitleyi hareketlendirmek gibi zahiri özellikleri ile bilinirler. el dorado, ispanyolların altın arama hırsını, foundaiton of youth, kuzey amerikanın keşfi, katli ve soykırımınıi kızıl elma ile doğu topluluklarının batıya yolculuk etmesi vs vs. çenem düştü.
aaa! bişi sorucam sana madem..hehe bi bilen buldum hemen sormam lazım..xbalba (izledin mi bilmiyorum da the road to el dorado diye bi çizgi film vardı orda bi nehirdi altın maya şehirinde(adnı şimdi hatırlayamadım) ordaki bu metaforik anlatımın açılımı ne olabilir sence?
xibalbaya kurban veriyolardı şehirlerini gazabından sakınsın diye..yani heralde kötü büyü ve kötü tanrıyı simgeliodu ama neden bi şelale/nehir seçmişler acaba
budizm diil de hinduizmin kozmolojik (yağni alemler evrenler dünyalar falan) kısımları sonra efendime söliyim bir tutam kabala, bir çay kaşığı karma sistematiği lazım daha çok "vaaaaaay, heeeey, huuuuu, demek ööleeee" gibi tepkiler vermek için...
herşey bir. xibalba bir isim ama meyve aynı...
çok enteresan bi filmdi..tekrar izlemek istiyorum..
kendini feda edip ölmeden huzur bulamazsın..vs..gibi cümleler aslında altyapıyı daha da sağlamlaştırıp filmi tekrar izlemeyi gerektiriyor sanırım..budizm ve hristiyan mitlerini biraz kurcalamalı..tabi maya uygarlığını,kurban verme öykülerini..vs..vs..
(p.s: budizmin vücuttan uzaklaşıp nirvanaya erme mottosu,hristiyanlıkta(özellikle engizisyon döneminde beden zevklerinden ve fani hayattan mahrum kalıp tanrıya ve kurtuluşa ermek için ölümlü yaşam ve bedeninden feragatlerde bulunma inanışı..)mayalardaki tanrıya kurban verip huzur ve sonsuzluğa böylece erişme inançlarını bir kapta basitçe eritip sunması yönetmen ve aynı zamanda senarist olan sevgili yönetmen aronofsky hakkında da olumlu fikirler edinmemi sağladı..severim böyle birleştirmeleri..neyse özetle..
film baştan sona kafa kurcalayıcı olmuş..sevdim!
Hayatıma derin bir anlam yükleyen film. İçinde bana ait birçok şey olduğundandır belkide. 3 kere izleyip ve her izlediğimde gözyaşlarına boğulduğum tek film ://
bedenlerimiz ruhlarımız icin bir hapishanedir.
derimiz ve kanımız hapisligimizin demir parmaklıkları.
ama korkmayin, ölüm herseyi küle cevirir.
ve böylece ölüm herbir ruhu özgür kılar..
engizitör ün konusmalarindan