Vokalistin şarkı söylerken gözü ve ağzının bi yerlere kayıp durması, gitarla sevişmesi, cığlık cığlığa bağırması ve şarkı sonunda çoğunlukla tüm alet edavatı darma duman etmesi beni de darmaduman ediyor tek kelimeyle.
Avustralya'dan çıkmış diğer bir güzellik olan "Silverchair" de oldukça sağlam. "Freak" klibini hatırlarsınız. Onların müziği de The Vines gibi Nirvana'yı çağrıştırıyor bende. Ama Silverchair The Vines'e 10 basar o ayrı ..
Craig Nicholls piyano ve perküsyon'da çalıyor, ve basçı Patrick Matthews gibi, zira bu kardeşimiz de piyanonun başına oturabiliyor zaman zaman.
Albümünlerinin kayıtları Hollywood California'da kaydedilmiş, kayıtlar Temmuz 2001'den Şubat 2002'ye dek sürmüş.
Avustralya'dan yalnızca kaola çıkmıyor dedirten band.
Çocukluğunu odasına kapanıp Beatles, Nirvana dinleyerek geçiren, resim çizmeye meraklı Avustralya'lı kasiyer Craig Nicholls ; bir gün müzik yapmaya karar verir. Vokal ve gitarı üstlenen Craig yanına yetenekli arkadaşlarını alarak başlar işe. Sıra isimde ;zeki bir kelime oyunu içeren The Vines (okunuşuyla Divine-s ) . Grubun bu ismi almasında ki diğer sebeb ise Craig'in babasının Vynes isimli bir grupta çalmasıdır (Ailecek müzik yapıyorlar ) .
Avustralyalı grup daha sonra İngiltere' ye taşınır ve hızla ilk EP' lerini yayınlarlar. Bir anda vampirler başına üşüşür grubun. NME ' Nirvana' dan Beri Çıkan En İyi Grup ' diye tanıtır adaya , Rolling Stone ' Rock Döndü ' der. İlk single'ları NME tarafından ' Haftanın Single'ı ' seçilince Vines takip edilmesi zorunlu hale gelir , ''Get Free'' marşı üne ün katar. Debut 1,5 Milyondan fazla satar.
İlk albüm '' Highly Evolved '' gerçektende başarılı. Ben bu başarıyı Craig' in referanslarına (Beatles, Nirvana, hatta Suede !.. ) . Herşeyin serpiştirildiği güzel bir çalışma. Factory favorim. Bu arada grubu Get Free gibi '' normal '' bir şarkıyla tanıyanlar albüme bir el atsınlar.
Neyse efendim ; ilk albümün beklenmeyen başarısı, medya baskısı felan zaten hafif çatlak Craig' in kayışlarının kopmasına sebeb olur. Konserlerde çıldıran , kendini öldürmekten bahseden Craig tüm bu manyaklıklarının arasına bir albüm sıkıştırır ve '' Winning Days '' çıkar görücüye. '' Önce Star Yarat, Sonra Düşmesini İzle '' sistemiyle hareket eden NME albümü yerden yere vurur ( aksine bazı kaynaklar çok beğenir albümü , en iyisi siz dinleyin ) . Tamam, ilk albüm kadar iyi değil ama o kadarda rezil bir şey değil. Cık Cık. İçinde TV Pro gibi harika bir parça var. O bile yeter. Ki fena değildir albüm...
2. albümden kısa bir süre sonra Craig ' in manyaklıklarının mantıklı açıklaması gelir; Craig Aspenger Sendromundan müzdaripdir. Grup durulma kararı alır, şöhret ile iyice sapıtan Craig hastaneye yatmayı kabul eder, baterist gruptan ayrılır. 2 sene grubun esamesi bile okunmaz...
2006 yılında sıfır reklamla , yediği şoklar yüzünden şişmanlamış Craig' le , yeni bateristle döner Vines. Uslu Craig daha farklı bir sound denediği '' Vision Valley '' albümünü tanıtmak için atak yapacağına , bilinçli olarak , hiç bişi yapmaz. Konser tekliflerini bile geri çevirir. Albüm satmaz ...
Biraz farklı bir tarzı var son albümün. Beğenenlerde var beğenmeyenlerde. Ben ortalarındayım. Gross Out, Don't Listen To The Radio, Spaceship dikkat çekenler.
Vines en sevdiğim grup filan değil. Bi sürü daha iyi grup var. Amma dinlenesi müzikler yapıyo şerefsizler. Ergenlik için uygun '' gaz '' şarkılar ...
Albümlerde ki tüm şarkılar Craig' e ait. Bu kadar genç biri için taktir edilesi bir yenetek. Şarkıların sözleri sağlam. Craig 'in sesi dinlenesi ( tabii gereksiz yere böğürmez ise ) . En iyisi siz dinleyip karar verin. Bu arada albümlerde bulunmayan Ms Jackson cover 'ını kaçırmayın.
Artık milyonlar satmasa da tam formunda şu sıralar Vines. Konser vermeye başladılar, görülüyor ki Craig sesini adam etmiş. Gereksiz yere böğürmüyor. İnancım Vines 'ın artık parlak işler yapacağı...