toplam 38 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | Asosyal Demokrat |
| tuttum | valmont costals |
| tuttum | saane |
| tuttum | TheDude |
| tuttum | greyfurtsuyu |
| tuttum | serpilcan |
| tuttum | Pseudopersona |
| tuttum | cristophermarlowe |
| tuttum | banabaksanasen |
| tuttum | fdada |
| tuttum | ezberbozan |
| tuttum | socialcat |
| tuttum | felarof |
| tuttum | vtc750 |
| tuttum | inceayar |
| tuttum | uruviel |
| tuttum | kogis |
| tuttum | jena |
| tuttum | atonalsenfoni |
| tuttum | ozlmm |
~26 ahkam var. 1 2 önceki sayfa »
hadsizliğiyle ünlü frankfurt okulu familyasından omurgasız canlı
For a man who no longer has a homeland, writing becomes a place to live.
max horkheimer'la culture industry (kültür endüstrisi)'nin tanımını yapmış, frankfurt okulunun düşünce babası. özellikle okunması, incelenmesi gerekir.
deyim yerindeyse "taparcasına" sevdiği Walter Benjamin'in ünlü Baudelaire yazısını iki kez reddedip Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nün dergisinde yayınlamayacak kadar da "işgüzar"dır. yayınlamamak bir yana, bir de o sıralar Paris'te gurbet bunalımı geçiren Benjamin'e yazıyla ilgili olabilecek en derin eleştirilerini mektup şeklinde yazmıştır. Rodney Livingstone, Perry Anderson ve Francis Mulhern'den oluşan çete, Adorno'nun söz konusu eleştirileri için şöyle demişler: "Adorno'nun Benjamin'in çalışmasında ezoterik bir mistisizm ile ezoterik bir materyalizmin oluşturdukları ikili baskının yol açtığı entellektüel bir kısıtlanmışlığı fark etmesi çok büyük eleştirel bir yetenek ve ustalık gerektiren bir başarıdır."
ancak, bu çete bile Baudelaire gibi bir yazının yayınlanmamasını anlamlı bulmamaktadır, belirtmek lazım. söz konusu olan Minima Moralia'nın yazarı olunca ama, insan çok bir şey söyleyemiyor.
minima moralia'yla beni benden almıştır da ben onun için gelmedim buraya. sinan çetin, "zaten adorno da aptalmış" demişti. hangi bağlamda söyledi bilmiyorum, önemli de değil zaten. haber edeyim de daha da nefret edin sinan'dan diye söyledim.
ünlü ,felsefeci,piyanist,benjaminin kankası.
foucault bir söyleşisinde; "frankfurt okulunu tanıyabilseydim,zamanında tanıyabilseydim,birçok çalışmama gerek kalmazdı" (bkz.seçme yazılar.cilt-5 s.329/ayrıntı yay.) demiştir.mevzu bahisimiz adorno bu ekolün kilit ismidir ve kanımca ekolün en yaratıcı elamanıdır.lakin adorno ne yurdum ormancı marksistleri nede yurdumun postmodernistleri,postyapısalcıları tarafından sahiplenilmiştir.oysaki adorno en orjinal marksistlerden biri olmakla beraber bir çok teziyle-foucault'unda kastettiği gibi-postyapısalcı teoriyi öncelemiştir taaaaa yıllar öncesinden.ama gördüğü her marksisti "dedem" zanneden pre-modernist postmodernistimsiler adornoyuda sevmemiştir.çünkü karmaşık bir hergele olduğu için kimse doğru dürüst okuma zahmetine katlanmamıştır çoğu kimse.oysa aydınlanmanın diyalektiği müthiş bi aydınlanma eleştirisi,minima moralia dahiyane bir modernizm eleştirisi,modern müziğin felsefesi üsturuplu bir modern sanat eleştirisidir.
Yine yakın mantıktan ötürü post tayfa gibi ormancı marksistlerde sevmemiştir adornoyu.
bkz:foucault'un onda biri kadar mütavazi olmayı öğrenme sanatı.
bkz:bişeyler çal adorno.
Hayat, kendi yoksunluğunun ideolijisi haline gelmiştir.
melan-komik ve arabesk devrimciler ekolünün önderlerindendir. Depresyonu, duyarlılık ile karıştırmıştır. hayatı algılama ve ifade etme biçimi, Türkiye'deki muhteşem kaybeden cihangir kaplanlarının ruh haline çok uygun düşer. Zira, Adorno içe dönük bir düşünü. 2. dünya savaşı sırasında yahudi bir alman olmanın bölünmüşlüğünü, nefretini, kederini ve utancını taşımaktadır. Tüm hayatı, bu utancı ve nefreti alt etmeye çabalamak ile geçmiştir.
Herneyse, adorno'yu anlayacağız da ne olacak? En iyisi ülkemizdeki devrimcilerin ruh hallerini ve yaşam biçimlerini inceleyelim:
Marxism, kendini sürekli yenilemektedir. Lakin, türkiye'deki devrimcilerin son derece mutaassıp ve muhafazakar bir bakış açıları olduğu için başta kendileri olmak üzere hiçbir şeyi değiştirememektedirler.
Türkiyeli devrimciler için Adorno gibi zamanın ruhu ile bağdaşmayan, soyut ve karmaşık filozoflar, "halk bizi anlamıyor" inlemeleri için son derece faydalı bir bahane teşkil etmektedir. Aslında kendileri de adorno'dan bir bok anlamamaktadırlar; mamafih, anlayan da pek fazla insan olmadığı için bu husus yüzlerine vurulmaz. Kütüphanelerinde adorno kitapları olanlar, aynı barlarda aynı cümleleri aynı ereksiyon hali ile hevesli ve güzel çıtırlara anlatarak yaşamlarını sürdürürler.
Ve Türkiye'de sözde-aydınlar, depresyonu, miskinliği ve mastürbasyonu devrimden ve hayattan daha çok içselleştirdikleri için hiçbir şey değişmez.
Hayat, kendi yoksunluğunun ideolijisi haline gelmiştir.
"Theodor Adorno"
benim okul hayatımı zorlaştıran frankfurt okulu adı altında işlenen konudan nefret etmeme sebep olan beni delirmenin eşiğine getiren önemli şahsiyet
"The liquidation of the individual is the real signature of the new musical situation."
Theodor Adorno - On the Fetish Character in Music and the Regression of Listening
"Tek sorumlu davranış biçimi şu olabilir, Kendi bireysel varoluşumuzu bir ideolojiye dönüştürmekten kaçınmak ve özel yaşamımızı da en alçakgönüllü en iddiasız ve en gürültüsüz biçimde sürdürmek. Ama artık iyi yetişmiş olmanın bir gereği olarak değil, bu cehennemde hâlâ soluyabilecek havayı bulabiliyor olmanın utancından ötürü." bu sözler şu günlerde yaşadığımız birçok olay için farklı bir bakış açısı edinmemizi sağlayabilir.
kültür endüstrisi kavramını ortaya çıkarmış insan oğludur.
ayrıca düşünürlüğünün yanında sanatla iç içe olmasıyla da ünlüdür.
müziğe bile kafayı takmış, hatta hiçbişeyi beğenmez olup kendi müzik çalışmalarını ortalığa sunmuştur.ancak kulak açısından pek de güzel eserler ortaya çıkmamıştır.