toplam 412 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | nickola berrygele |
| tuttum | Louis de Saint Just |
| tuttum | fortheloveofgod |
| tuttum | ninguem |
| tuttum | kalpsesi |
| tuttum | countessbathory |
| tuttum | kerberosss |
| tuttum | matrockcocuk |
| tuttum | Cronos |
| tuttum | Nouvelle Lune Orme |
| tuttum | ScottBacula |
| tuttum | ElvenBard |
| tuttum | Kenjura |
| tuttum | evafloyd |
| tuttum | ayseltuna |
| tuttum | froid |
| tuttum | Zof |
| tuttum | JuLieTtTt |
| tuttum | PaganIX |
| tuttum | MortalPlay |
~75 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
Bi liste yapmıstım secmece daha ekleyen eklesin tabi : )
1. Therion - Call Of Dagon (4:14)
2. Therion - The Crowning Of Atlantis (4:58)
3. Therion - Birth Of Venus Illegitima (5:15)
4. Therion - Midgard (5:03)
5. Therion - Dark Venus Persephone (4:02)
6. Therion - Clavicula Nox (8:50)
7. Therion - In The Desert Of Set (5:29)
8. Therion - Ship Of Luna (6:28)
9. Therion - From The Dionysian Days (3:16)
10. Therion - Abraxas (5:21)
11. Therion - Call Of Dagon (4:14)
12. Therion - Vanaheim (4:03)
13. Therion - Black Sun (Live) (5:45)
14. Therion - Helheim (3:18)
15. Therion - From The Dionysian Days (3:16)
Tabi 1997 - Theli albumunun hepsi diyorum : )
evet çok güzel yapmışlar ki bu parça Carl Orf amcanın eşsiz eserinin cover'ıdır
Secret of the runes albümüne biterim..Muspelheim,Ginnungagap iyidir..Seawinds in de ayrı bi yeri wardır..
Therion, İsveçli Death/Power/Senfonik Metal topluluğudur.Kuruluşu 1990’ın da ötesinde olan Therion’un tarzı gerçekten oldukça özel.Metalin içindeki seslerden daha benzersiz ve daha özgün sesleri yaratmaya çalışan bu İsveçli grup, senfonik öğeleri, opera tadındaki vokalleri ve Orta Çağ’a özgü koroların mükemmel uyumunu kullanarak klasik metal ve gotik kavramlarını birlikte işleyerek ortaya büyüleyici bir tarz çıkarıyor.
15 yıldır art arda çıkan albümlerdeki klasik etkiler ve korolar, Johnsson’un karizmatik vokallerinden sonra yeni bir ticari marka haline geldi. Grup, ilk başlarda daha çok black ve death metale yönelik albümler çıkardı. 1990’da «Time Shall Tell», 91’de «Of Darkness», 92’de «Beyond Sonctorum» ve 93’te «Symphony Masses : Ho Drakon Ho Megas», bu tarzla raflardaki yerini almıştı. 1994’de kısa bir molanın ardından tekrar iş başına dönen grup, bir yıl sonra iki albümle hayranlarının karşısına çıktı. «Beauty In Black» ve «Lepaca Kliffoth»… 1996’da çıkan albüm ise «Siren of the Woods» adını taşıyordu. Peşpeşe kaydedilen etkileyici çalışmalarla müzik piyasasında önemli bir yer edinen topluluk, aralıksız çalışmaya devam ederek 1996’nın ortalarında bir albümü daha diskografisine ekledi: «Theli»… Bu albümde grup, klasik müzikle metali birleştirdi. Bu özgün çalışmanın ardından Christofer ve grubu, aynı tarzı sürdürme konusuna odaklantı. Bundan sonraki albümler daha senfonik olacaktı.
1997’de «A’arab Zaraq Lucid Dreaming» piyasaya sürüldü. Grup bu albümden «Bizim 10. yıldönümü albümümüz» diye söz etti. Kendilerini senfonik öğelere o kadar kaptırmışlardı ki bundan sonraki albümler tamamıyla senfonik black ve gotik metal türünde olucaktı.1998’in sonlarına doğru «Vovin» çıktı. Bu albümde kullanılan soprano vokaller, Orta Çağ’ın klasik müziği ve operasını eşsiz bir çekicilikle simgeliyordu. Öne çıkan parçalar arasında «The Rise Of Sodom And Gomorrah», «Eye Of Shiva» ve «Clavicula Nox» sayılabilir.Bir yıl sonra sunulan «Crowning of Atlantis» albümünde de yine önceki gibi opera görkemi kullanılmış, etkili bayan ve erkek vokaller, tarzın başarıyla sürdürülmesinde önemli rol oynamışlardı. 2000’de «Deggial» çıktı… Black metalle klasik opera öğelerinin eritmesiyle ortaya çıkan tarz, bu albümle tam etkisini gösterdi. «Theli»de yakalanan hava, gruba bambaşka bir özellik katmış, bu türün devamlılığı kaçınılmaz olmuştu… Grup elemanlarından biri, bazı parçaları için «Metallica’nın gitarını, Richard Wagner’in operasını düşünün… İşte bu bizim karışımımız!» demişti… «Sphinx’s Seven Secret» ve albümle aynı adı taşıyan «Deggial»in ön planda olduğu çalışmayı 2001 çıkışlı «Secret of The Runes» izledi. Bu kez eski Kuzey Avrupa gelenekleri temel alınmıştı. Dokuz dünyayı anlatan bir ağacın temelini oluşturduğu felsefe, albümde her şarkının bir ağacı ve birdünyayı simgelemesiyle canlandırılmıştı.Therion, bir yıl sonra «Live in Midgard» ile yeniden müzikseverlerin karşısına çıktı. En sevilen parçaların bir arada olduğu iki cdlik albüm, Therion hayranlarının arşivinde bulunması gereken önemli bir seçki.
Dark Venus Persephone diyorum baska birsey demiyorum : )
--la zühtüüü ne otherion?
:: goyuuun..?
--- zuhahah...
alskdfsdjkfşadfjkh
--- bi de bunun trübütü var therebiliyon
azzziahahaha
neyse çok eğlendim arklar.. darısı başınıza :P
bu arada, yoluna artık daimi üyelerinden 3/4'ü -kristian niemann, johan niemann ve petter karlsson- olmadan devam edecek gruptur. therion'un beyni christofer johnsson grup üyelerinin vizyonlarının ve amaçlarının farklı olduğunu, bu yüzden artık herkesin kendi yoluna gitmesi gerektiğini söylemiş resmi web sitelerinde, iyi de etmiş. grubun özellikle son albümle birlikte (gothic kabbalah) geleneksel therion müziğinden uzaklaşarak sakıncalı bir yöne doğru yol alması üzerine alınmış "yerinde" bir karar bu. özellikle kristian niemann'ı çok sevmeme rağmen, bu radikal kararı alan christofer johnsson'u tebrik etmek, gözlerinden öpmek ve ellerinden sıkmak istiyorum.
umarım christofer son albümle ilgili eleştirileri göz önüne alarak almıştır bu kararı. elbette ondan geçmiş albümlerin aynen tekrarını beklemiyoruz. onlardan beklentimiz kendilerine özgü unsurları kaybetmemeleri, yenilikçi fakat özünden kopmayan müziklerini devam ettirmeleriydi. temennim theli, vovin ve deggial (secret of the runes da dahil edilebilir) albümlerini unutmamalarıdır. eğer senfonik ve opera metal (ecnebiler operatic diyor) olarak anılıyorlarsa bunu en çok o albümlerle hak etmişlerdir.
therion'dan bir wine of aluqah, bir seven secrets of the sphinx, bir the rise of sodom and gomorrah, bir via nocturna gelmeyeli epey zaman oldu...
kısacası, hayırlısı!
klasik müzik ve koro aranjmanları dahil bütün müziklerinin christofer johnsson, sözlerinin ise büyük kısmının dragon rouge adlı kara büyü tarikatı lideri thomas karlsson tarafından yazıldığı, yeryüzündeki en enteresan, en çok sesli, en görkemli, beni en derinden etkilemiş gruplardan birisidir therion.
içinize işleyen opera vokalleri, çok sesli ve ağır ağır ilerleyen sizi taaa orta çağlara götüren bir müzik… sadece rock, metal dinleyicileri için değil tüm senfonik ve klasik müziği seven insanlar için bulunmaz bir nimet. çünkü onlar gerçekten çok zengin ve özgün bir müzik yapıyorlar. bunun sonucunda da şu an dünya çapında oldukça haklı bir üne sahipler ve gitgide hayran kitleleri büyümekte. grup, müziğindeki zenginliği işlediği konulara, etkilendikleri geniş yelpazedeki müzik türlerine ve elbette ki bunları şahane bir biçimde birleştiren müzik dehası christofer johnsson’a borçlu. müziklerinin temasını ise daha çok orta çağdan ve mitolojiden alan grubun en ünlü şarkısı ise the rise of sodom and gomorrah diyebiliriz. bu şarkının bir özelliği de şarkıda geçen sodom ve gomore adlı iki şehrin de kuran-ı kerim’de ve diğer bazı kutsal kitaplarda da geçmesidir. bu şehirlerin hikayelerini bilenlerin şarkıdan daha çok etkilenecekleri kesin.
müziklerinin yapısına gelirsek, pek çok müzik türünden yararlandıklarını söyleyebiliriz. heavy metal, klasik müzik, arap ve fars müzikleri, opera, gotik metal, death metal, power metal ve daha pek çok müzik türünün izine rastlayabilirsiniz. peki bu kadar farklı müzik türlerini ve bu ilginç konuları nasıl bu kadar başarılı şekilde birleştirebiliyorlar? işte burada christofer johnsson’un dehası ortaya çıkıyor diyebilirim. benim gözümde yaşayan en büyük müzisyenlerinden birisidir. grubun ve kendisinin büyüklüğü ise uzun senelerden beri yoğun şekilde ilgilendiği okültist ve mitolojik konuları derinden hissederek yorumlaması ve bunları bize bir müzikal ziyafet olarak sunabilmesidir.
Vovin albümünün hala etkisinden çıkamadığım, "Clavicula Nox" parçalarına taptığım ve taktığım grup ..
rise of sodom en gomarrah da çok güzel halay çekerim başıda erhan çeker
Therion'un mazisi krallarin müziği deathmetal'e dayanıor. Tyrants of the damned adında feci bi death $arkıları vardır. Istanbul,Ankara,İzmir ve okuduğum yer olan Eski$ehir onlari görme $erefine eri$ti..
Konser zamanı gelip çattığında hiçbi anlam veremediğim $ekilde yanlız konsere gidiordum. Bu müzikle alakası olmayan ev arkada$ımı da alıp gitmeye karar verdim ... Sahneye çıkıp daha ilk $arkılarını bitirmeden 'Bağbaa hadi gidelim hamuğagoim' gibi cümleler sarfetti... Ta ki 'SEVEN SECRETS OF THE SPHENIX' in o e$siz giri$ine kadar. Bu insan hayvanı kadının cüssesinden haz almı$ olcak ki ayakları ile müziğe e$lik etmeye ba$ladı ve '-Çok güzelmi$ lan bunlar' dedi. Öyle bi anı kaldı içimde ...
Ha bide o $ırfıntı kızların 'Çok güzel kafa sallıorsn demeleri...'
Senin death yaptığın zamanları özlüor bu çocuk therion...
ben hala theli' de kaldım. kendimi güncellemem lazım sanırım...:)
gothic kabbalah albümü acaip sevdim sabahdan beridir de dinleyip de duruyorum da. süper de zaten. uzun süredirde therion dinlemordum be. eski dost hatırlatti... :(