samimi olmak, sevgi dolmak nedir en iyi bilenlerdendir benim başbakanım.. çevrimiçi olduğu son dakikalarda beni ağlattı sevgi patlamasından..
"seni çok seviyorum bak bunu sakın unutma.. dışkının dibine batsak da orada kadeh kaldırırız anasını satayım.. cansın, canımsın.. gülecek çok günümüz var daha.. o kanepe bile bize 3 boy ufak gelir dünya alem kurban olsun bize be.." dedi ve gitti..
[mucu mucu]
başbakanım aradı millet!
palto altından gizli gizli konuştu, sonunda cep telefonunu sokabilmiş içeri ehehe.
bana biraz çemkirdi evet, zira 2 haftadır cumartesileri ayı gibi uyuyordum öğlenlere kadar. hakettim tabi!
bu arada kızılay'a taksi ile 3 dakika mesafedeymiş ama kendisini görmeye gideceksek de önceden haber vermemizi istedi zira bazen cumartesi bazen de pazar çıkabiliyormuş dışarı.
herkese selamları var. yine bizleri çok özlediğini söyledi..
bekle başbakanım! geleceğiz seni görmeye!
bir başbakanımız kendine yakışır bir şekilde bürokrasi merkezinde bulunmaktaysa diğer iki başbakanın da ankara'ya tayinini istiyorum. kuru kuruya gitmez bu işler efenim, gelin koltuğunuzda durun.
imza: sosyomat'tan sorumlu devlet bakanı star starcrazy
yaklaşık 1 saat kadar önce aramış ama ben, ayı gibi uyuduğumdan ve telefonum da sessizde olduğundan duymamışım. ay çok uyuz oldum kendime!!
bugün başbakanımla konuşanınız var mı ya?? .(
sosyomat izmir buluşmasında denk geldik, merhabalaşmadık bile, zaten millet de uzaylı gibi bakıyordu birbirine, yazdıklarını takip ederdim nedense pek denk düşmedik, askerliği için güle güle git, güle güle gel demişliğim vardır, ee anca bu kadardır, buluşmaya gidip de neden oturup şunla iki satır muhabbetin belini kırmadım dediğim ender adamlardandır şimdinin bitli piyadesidir,
Ay Akşamdan Işıktır Yaylalar Yaylalar,
Yüküm Şimşir Kaşıktır Diloy Diloy Yaylalar.
Komşu Gızını Zapt Eyle Yaylalar Yaylalar,
Bizim Oğlan Aşıktır Diloy Diloy Yaylalar.
Ay Akşamdan Aş Da Gel Yaylalar Yaylalar,
Cilba Yola Düş De Gel Diloy Diloy Yaylalar.
Eğer Anan Goymazsa Yaylalar Yaylalar,
Vicdana Danış Da Gel Diloy Diloy Yaylalar.
Ayın Önünde Yıldız Yaylalar Yaylalar,
Nerden Gelirsen Baldız Diloy Diloy Yaylalar.
Sen Git De Ablan Gelsin Yaylalar Yaylalar,
Dura Miram Yalınız Diloy Diloy Yaylalar.
yazacaklarım için şimdiden özür dilerim zira gözümü yeni açtım uyku diyarından, hem de başbakanımın sesi ile! daha yüzümü yıkamadım o derece, ehehe.
yaklaşık 18 dakikalık ankara raporundan küçük beynimde kalanları, bana söylediği şekli ile aktarıyorum:
- sabah 4'te kalktım banyo yaptım, yattım ve yine kalktım. burada böyleymiş.
- gördünüz, saddam'ı da astık sonunda başbakanım, hemen arayayım dedim sizi.
- başbakanım ben koğuş ağası oldum!
- duvara halı ve saz astım.
- bana hemen etiket yapıştırın başbakanım; anlatacaklarım var etiketini, zira anlatacaklarım var.
- bırakın bana etiketleri okumayı, ana sayfaya gidin, sağ üste bakın; bakın bakalım yeni gelenler nasıl?? dükkana kimler giriyor, kimler çıkıyor..
- sosyomat ev basıyor buluşması yapmak istiyorum geldiğimde. hatta mümkünse biz ev basarken kar yağsın; valmate kızımız da kızaklarla rusya'dan kaysın bize doğru. [kaymak burada ne anlamda kullanıldı bilemiyorum..]
- başbakanım arkadakiler öyle bir bakıyor ki kapatıyorum yoksa "öpecekler". burada toplam 32.000 "erkek" var, ben 6500 tanesini görüyorum. hepsi "erkek" başbakanım, hepsi!
- şimdilik bitli piyade olarak konuşuyorum sizinle, ayın 12'sinden sonra yeni sıfatımla buradan size sesleneceğim.
- askerliğini yapmayanlar var aramızda biliyorum, gelince onların da "ifade"lerini alacağım, beklesinler..
- başbakanım cidden kapatıyorum; kötü kötü bakıyorlar.
- herkese selam, herkesin yeni yılı kutlu olsun, herkesi çok özledim.
ben aralarda konuştum mu bilemiyorum ama devamlı gülüyordum. her cümleden sonra sonra bana "başbakanım ben kapatayım, sonra ararım; uyuyun siz" dedi ama kendisinin sesini duyup da uyumak olur mu!
dayanın başbakanım; sayılı gün çabuk geçer..
It’s me again
insignificant me again
Just me again
And my broken heart
How can I love again
Now she’s gone again
I’m on that ship again
Called the sinking heart
Oh I’m so lonely
I’m the man who would kill for love
i'd kill for love
Oh, I’m a phoney Valentino
I’m the man who would kill for
man who would kill for
man who would kill for love
So I begin again
In all the wrong again
The types of bar again
So full of charm
I buy the drinks again
For the thousand girls again
In the hope again
I’ll find another you
Oh, I’m so lonely
I’m the man who would kill for love
Oh, I’m a phoney Valentino
I’m the man who would kill for
Man who would kill for
Man who would kill for love
So I begin again
And begin again
And begin again
Right from the start
Yes I begin again
And begin again
And begin again
Back to the drawing board
Oh. I am so lonely
I’m the man who would kill for love
i'd kill for love
Oh, I’m a phoney Valentino
I’m the man who would kill for
Man who would kill for
Man who would kill for love
teras katında ya da sahilde,fön rüzgarı suratımıza çarpar iken söylicez bunu beraber
selamlar iletilmeli herkeslere. değil mi?
sesini duydum kendime geldim;
Ses
Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum,
"Yarab! hele kalp ağrılarım durdu!" diyordum.
His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı
Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı
Bir taze bahar alemi seyretti felekte,
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te,
Akşam!.. Lekesiz,,saf, iyi bir yüz gibi akşam!..
Ta karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam;
Sakin koyu,şen cepheli kasrıyle Küçüksu,
Ardında vatan semtinin ormanları kuytu;
Bir neşeli hengamede çepçevre yamaçlar
Hep aynı tehassüsle meyillenmiş ağaçlar
Dalgın duyuyor rüzgarın ahengini dal dal.
Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal.
Bir lahzada bir pancur açılmış gibi yazdan
Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan
Coşmuş yine bir aşkın uzak hatırasıyla,
Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla,
Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi:
Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi.
Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım.
Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım,
Her yerden o,hem aynı bakış ,aynı emelde,
Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde;
Her yerden o, hem aynı güzellikte göründü,
Sandım bu biten gün beni ram ettiği gündü.
Yahya Kemal Beyatlı
aldım elime kokulu, güllü, budaklı mektup kağıtlarımı ve renkli zarfımı; başladım yazmaya... sorun bunun neresinde? o kadar içlendim ve yoğunlaştım ki, kağıdı göremez oldum rahmet akan gözlerimden sebep...
iletmemi istediğiniz bir şey varsa buyrun... şimdiden görebiliyorum buğulu gözlerimle "onun" bu mektubu okurkenki ışıl ışıl olmuş çakır gözlerini...