Tiyatro Karşı Kıyı, ortak tiyatro geçmişine sahip genç oyuncular tarafından Ocak 2001`de kuruldu. 1995 yılına dayanan bu ortak geçmiş, amatör gençlik tiyatrosu ahlakı ve amatör gençlik tiyatrosu gerekliliklerinden TİYATRO KARŞI KIYI`ya evrildi. Topluluk daha önce eğitim amaçlı çalışmaların yanı sıra Tanrı (W. ALLEN), Kaymaklı Dondurma Rengindeki O Güzelim Elbise (R. BRADBURY) adlı oyunlarla seyirci karşısına çıktı. 2005-2006 sezonu içersinde Ortaköy Afife Jale Sahnesi'nde Savaş Baba (Yakovos KAMBANELLIS) adlı oyunu ile düzenli bir şekilde seyirciyle buluşan grup bu döneme bünyesine eklenen yeni dinamiklerle özgün projelerini üretmeye başladı. İyi seyirler:)
Tiyatro Karşı Kıyı
2001'de kuruldu.
Tiyatro Karşı Kıyı'nın geçmişinde, gençlik tiyatrosu alanında 1995'tan beri önemli işler yapan lise topluluğu BAALOY'da oyunculuk eğitimi almış oyuncuları var. Bugün, bir kısmı, üniversitelerin oyunculuk bölümünü bitirmiş olan genç ve geniş bir kadroya sahibiz. Beş yılda deneysel çalışmalarımızın yanı sıra W. Allen'ın 'Tanrı', E. Kishon'un 'Bir Tavsiye Mektubu', R. Bradbury'nun 'Kaymaklı Dondurma Rengindeki Elbise' adlı yapımlarla seyirci karşısına çıktık. Bu sezon, Yunan yazar Y. Kambanellis'in tarihsel gerçekleri kullanan güncel bir yapıtını sahneliyoruz: 'Savaş Baba'. Aslında ortada tek ve ortak bir zorluk var: Tiyatro yapmak... Bize özel zorluk ise, önce önyargılarla boğuşmak zorunda olmamız. Çünkü amatörlük kavramı, "acemilik, işinde ehil olamama" vb. yaygın ve yanlış anlamlarıyla kullanılıyor. Biz, amatörlüğü "ekonomik beklentilerden ve popüler ancak nitelik olarak zayıf işlerden uzak olmak" anlamında anlıyor ve yaşıyoruz. Bu yönümüzle alternatifiz mesela. Nitelik anlamında kendimizi profesyonellerden geri görmüyoruz. Somuta dönersek, salon ve sahne bulamıyoruz. Salon bulduğumuzda da nedense profesyonel muamelesi görüyoruz, salon kiraları ağır geliyor... Üretme-yaratma sürecimiz çok keyiflidir. Amatörlük, -biraz da- sürekli "aramak" demektir. Bu da, sürekli keşfetmek veya keşfetmeye daha yakın olmaktır. Bu çok keyifli işte! Profesyonel yapılarda da çalışıyoruz, oralarda sanatçıların birçoğu fazlasıyla teknik olarak ve görev duygusuyla yapıyor işini. Ciddiye alınan birkaç şey var: Kazanılacak para, edinilecek şöhret... Mesleki saygınlık ve meslek ahlâkı gibi şeyleri önemseyenlere "idealist dinazor" gözüyle bakılıyor profesyonel düzlemde. Oysa, amatörlük, aşktır. Aşk ne yaşlanır ne de önemini yitirir...
RADİKAL