toplam 16 kişi bulundu. 16 adedi gösteriliyor.
| tuttum | suheyla34 |
| tuttum | DARK BLUE NB |
| tuttum | footfetis |
| tuttum | whyahada |
| tuttum | adse34 |
| tuttum | unutulmaz0623 |
| tuttum | rock boogie |
| tuttum | travestiler |
| tuttum | hollorman |
| tuttum | ladynatali |
| tuttum | kole crossdresser |
| tuttum | son1909 |
| tuttum | alpcanc |
| tuttum | anarchor |
| tuttum | rhododendron |
| tuttum | BuRaKsDeviL |
~73 ahkam var. 1 2 3 4 önceki sayfa »
trans onur yürüyüşü 13 haziran 2010 istanbul from on Vimeo.
Türkiye'de ilk kez düzenlenecek olan Trans Onur Haftası 10-13 Haziran 2010 tarihleri arasında İstanbul'da! Özellikle travesti ve transseksüellere yönelik şiddete, nefrete, ayrımcılığa, nefret cinayetlerine dikkat çekmek ve haklarımızı almak için yapacağımız bu yürüyüşe başta LGBTT toplumu olmak üzere, herkesi bekliyoruz.
Örgütleyen Kurumlar:
İstabul LGBTT Sivil Toplum Girişimi
Emekçi Hareket Partili LGBTT'ler
Kadın Kapısı
Lambda İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği
Pembe Hayat LGBTT Derneği
Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi
Çukurova Eşcinsel İnisiyatifi
Sosyalist Kadın Meclisleri
Yeşiller Partisi
Devrimi Anarşist Faaliyet
Trans Onur Haftası 2010 (10-13 Haziran) Etkinlik Programı
10 Haziran Perşembe - Açılış:
Saat 13.00: Basın Toplantısı
Yer: İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi - Şehit Muhtar Mah. Atıf Yılmaz Cad. Öğüt Sok. No: 18/4 Beyoğlu (Ağa Cami Arkası)
Saat 19.00: Sokak Şenliği
Yer: Galatasaray Meydanı
Müzik gruplarının katılımıyla
11 Haziran Cuma - 2. Gün:
Saat 15.00: Panel
Yer: Açık Sahne - Olivya Geçidi Olivya Han Kat: 4 Galatasaray (St. Antuan Kilisesi Karşısı , Barcelona Pastanesi üstü)
Kavramlar - Şiddet
Moderatör: Eylem Çağdaş
LGBTT Politikasında Kavramlar: Hilmi Kaan
Atölye - Toplumsal Cinsiyet Rolleri: Elif Karan
Lezbiyen: Büşra Yılmaz
Gey: Alp Biricik
Biseksüel: Okan Aksu
Trans Erkek: İlksen Gürsoy
Trans Kadın: Demet Demir
Saat 19.00: Kısa Film Gösterimleri
Yer: Yeşil Ev - İstiklal Cad. Balo Sok. No: 21/1 Beyoğlu - İstanbul
Trans X - Belgesel - 9' - Yön: Maria Binder
380-780 - Kısa Film - 12' - Yön: Şakir Arslan
No Dumb Questions - Belgesel - 24' - Yön: Melissa Regan
12 Haziran Cumartesi - 3. Gün:
Saat 15.00: Panel
Yer: Açık Sahne - Olivya Geçidi Olivya Han Kat: 4 Galatasaray (St. Antuan Kilisesi Karşısı , Barcelona Pastanesi üstü)
Yaşam Hakkı
Örgütlenme ve İstihdam: Elif Karan (Emekçi Hareket Partili LGBTT'ler)
Erişkin LGBTT'ler: Ebru Kırancı (İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi)
Sağlık: Muhtar Çoker (İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı)
Kentsel Dönüşüm Adı Altında Zorunlu Tahliye: Yüksel Selek (Yeşiller Partisi)
Korhan Gümüş (İnsan Yerleşimleri Derneği)
Seks İşçiliği: Şevval Kılıç (Kadın Kapısı)
Saat 19.00: Tiyatro
Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü
'Ali Cengiz Oyunu' - Eskişehir Başka Kültürevi Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Atölyesi
13 Haziran 2010 - Kapanış:
Saat 13.00: Brunch
Yer: Yeşil Ev - İstiklal Cad. Balo Sok. No: 21/1 Beyoğlu - İstanbul
Büyük Trans Onur Yürüyüşü
Yer: Taksim Tramvay Durağı - Tünel Meydanı
Saat 16.30: Ülker Sokağı'nda buluşma - 'Öldürülen Kardeşlerimiz' için anma
Saat 17.00: Taksim Tramvay Durağı'nda buluşma ve yürüyüş
'Suskun Değil Sokakta, Saklı Değil Örgütlü, Nefrete Karşı Yürüyoruz'
selam www.cicitravestiler.com-www.traveste.net-www.otravesti.com - www.travestir.net sitelerimizi ziyaret edebilrisiniz
Çapkın'dan İstanbul polisine 'travestiyi eve hapsetme' bonusu
CUMHURİYET/ HABERTÜRK/RADİKAL/HÜRRİYET/AKŞAMGAZETESİNE VERİLEN HABERİ... RADİKALDEN YAYINLIYORUZ...
18/09/2009 08:34
Ebru Kırancı ve Demet Demir artık İstiklal Caddesi'nde tedirgin yürüyor. Çünkü polis her an onlara 'kadın kıyafeti giymiş erkek' cezası kesebilir.
İSTANBUL - “Bir keresinde kuafördeydim, çıkartıp karakola götürdüler. Kabahatlar Kanunu’na göre çevreyi rahatsız etmekten 69 TL para cezası kestiler. Başka sefer et ve ekmek almış gidiyordum, yine ceza kestiler. Bir günde iki tane kestikleri de oldu. Bazı tutanaklara imza atmadım, bazılarına attım. Korkuttular beni. Şiddet kullanıyorlar, aileyi işin içine karıştırıyorlar. Artık dışarı çıkmaya korkuyoruz.” Bir travesti yaşadığı baskıyı, korkularını böyle anlatıyor. Bu baskıyı yaşayan sadece o değil üstelik. Travesti ve transeksüeller endişeli ve tedirgin. İki aydır özellikle Beyoğlu ve Şişli’de transeksüellere günlük yaşam alanlarında bile ceza kesiliyor; Fırından çıkarken, markete giderken, kuafördeyken... İstanbul Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel ve Travestiler Sivil Toplum Girişimi (LGBTT) suç duyurusu yapmaya hazırlanırken, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile başlayan ‘yakaladığı suçlu ve kestiği ceza başına puan kazanma’ uygulamasının cezaları artırdığını öne sürüyor.
‘Sokağa çıkmaya korkuyoruz’
Çapkın’ın polis memurlarına getirdiği performansa dayalı ‘bonus’ sistemi travesti ve transeksüellere psikolojik şiddete döndü. LGBTT Kabahatlar Kanunu’nun 37. maddesi, ‘Mal veya hizmet satmak için başkalarını rahatsız etmek’ten kesilen ceza bildirimi her geçen gün artıyor.
Dernekten Ebru Kırancı, Çapkın’ın başlattığı puan uygulamasından sonra travesti ve transeksüellerin polis tarafından adeta bonus olarak görüldüğünü belirterek, çarpıcı iddialarda bulunuyor:
“Geçen gün bir arkadaşı bakkalın içinden çekip alıyorlar. Eskiden Kabahatlar Kanunu’na göre otostop yaparken alıyorlardı. Şimdi gündelik hayata yansıdı. O kişiye yaşama hakkı tanınmıyor.
Artık sokağa çıkmaktan korkar olduk. Resmi polis varsa önünden geçmemeye çalışıyoruz. 37. maddeden ceza kesiyorlar ama gece çalışılan kıyafetle dolaşmıyor insanlar. Birçok arkadaşımız ara sokaklardan alınıyor ama polis tutanakta anacaddenin adını yazıyor sanki oradaymış gibi. Eskiden bu cezalar gece otostoptayken falan oluyordu.
Bir kişiye dokuz ceza
Böyle gündüz olmuyordu. Arkadaşlarımızın çoğunun sosyal güvencesi yok. Parası da yok. Bir kişiye dokuz kez ceza kesildiğini biliyorum. Bu sıcakta uzun kollu gömlek giydim. Askılı bluz giymedim göze batmamak için.”
Dernekten Demet Demir, ise polislerin ceza yazarken “Yakında İstiklal Caddesi’ne bile çıkamayacaksınız” dediğini iddia ederek “Birçok arkadaşın psikolojisi bozulmaya başladı. Eve hapsolmuş durumdalar. Yolda yürümek, alışveriş yapmak kabahat mi ? İki arkadaşa ceza kesmişler. Tutanağa da kadın kılığında dolaşan erkekler diye yazmışlar. Bayramdan sonra savcılıklara hem Çapkın hem ceza yazan polisler hakkında suç duyurusunda bulunacağız” diye konuştu.
Tehdit ediyorlar
Cezalardan nasibini alanlardan biri de Beyoğlu’nda yaşayan 51 yaşındaki travesti Ebru. Korktuğu için takma bir isimle yaşadıklarını anlatıyor:
“Bir keresinde kuşbaşı et aldım kasaptan, bakkaldan ekmek aldım, gidiyorum, ceza kestiler. Kuaförden çıkarıp çevreyi rahatsız etmekten 69 TL para cezası kestiler. Bir günde iki tane kestikleri de oldu. İlkini kulübe gidiyordum, birini de yaşadığım otele giderken yazdılar. Bazı tutanaklara imza atmadım, bazılarına attım. Korkuttular beni. Şiddet kullanıyorlar, aileyi işin içine karıştırıyorlar. Artık dışarı çıkmaya korkuyoruz. Çevreyi biz rahatsız etmiyoruz, polisler rahatsız ediyorlar.”
M
ichael Moore'un, Fahrenheit 9/11'ini Oscar yarışına sokmamasının sebebi, belgeselin mümkün olduğunca çabuk DVD piyasasına sürülmesi ve daha fazla kişiye ulaşmasının sağlanmasıydı. Zira Moore'un asıl amacı belgeseliyle ABD'lileri sandıkta Bush'a karşı harekete geçirmekti. Amacı harekete geçirmek olan daha taze bir örnek daha var. Bu seneki Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin "NTV Belgesel Kuşağı"nda gösterilen A Jihad For Love/Aşk İçin Cihat, Müslüman toplumlarda yaşayan gey ve lezbiyenlerin mücadelelerinden kesitler sunarak İslam dünyasında eşcinselliğin varlığının kabul edilip tartışılmasını, İslam stereotipinin kırılmasını sağlamaya çalışıyor.
Film, ilk kez geçen Pazar, Beyoğlu Sineması'nda seyirciye sunuldu. Gösterim öncesi konuştuğumuz yönetmen Parvez Sharma, filminin Türkiye'de nasıl bir tepki alacağını, nasıl tartışmalara vesile olacağını merakla bekliyordu. Yanında Aşk İçin Cihat'ın Toronto Film Festivali'ndeki dünya prömiyerinden beri onu yalnız bırakmayan, belgeselde mücadelelerinden kesitler sunulan Güney Afrikalı imam Muhsin Hendricks ve Mısır'da bir gey disko baskınında tutuklanıp cezaevinde çeşitli işkencelere maruz kalan Mazen de vardı.
11 Eylül sonrası
Gösterim sonrası kalabalık bir kadroyla gerçekleştirilen söyleşi gerçekten de Sharma'nın umduğu gibi hayli tartışmalı geçti. Zira belgeselde mücadelesi konu edilen kendilerini hem Müslüman hem de gey olarak tanımlaması, Beyoğlu Sineması seyirci kitlesi nezdinde dahi tartışmalara yol açacak bir durum. New York'ta ikamet eden Hintli Sharma da kendini "gey bir Müslüman" olarak tanımlıyor. Bu yoğun çaba gerektiren projeye girişmesinde de kendi kişisel deneyiminin payı büyük. "11 Eylül'den sonra İslam'la ilgili tartışmaların çok problematik olduğunu düşündüm. Konuyla ilgili sadece Usame Bin Ladin'le George Bush konuşuyordu. Seslerimiz bizden alındı. O yüzden İslam'ın onlar için niye bu kadar önemli olduğunu anlattıkları bir film yapmanın çok önemli olduğunu düşündüm. Bence bu filmde gey ve lezbiyen Müslümanların Müslüman olarak 'out' olmaları çok güzel bir şey. Beni motive eden de buydu. İslam'ın çok canlı, algılananın aksine herkesi birarada tutan bir din olduğunu dünyaya göstermek istedim."
Sharma, çoğunluğu Müslüman olan toplumlarda yaşayıp da kendini Müslüman olarak ifade etmeyen gey ve lezbiyenlerle de konuşmuş. Ama bunun başka bir filmin konusu olduğunu söylüyor. Burada sözü devralan Muhsin Hendricks'e göre İslam şu anda bir ayrım noktasında. Kendine İslam içinde bir tanım bulmaya çalışan feminist hareketleri hatırlatarak geylerin de benzeri bir arayış içinde olmasının gerekliliğinden dem vuruyor. Filmde de kendi çevresinden insanlara karşı geyliğin günah olmadığını savunduğu bölümler bayağı yer tutuyor. Filmde yer almayı kabul etmesinin sebeplerinden biri de bu mesajın yayılmasına yardımcı olmak. Fikri ilk duyduğunda Aşk İçin Cihat'ın tipik gey temsillerinden biri olacağından endişeliymiş. Ama Parvez Sharma'nın tavrı, Hendricks'in içini rahatlatmış.
Maçoluğun resmi
Hendricks, filmde yüzü mozaiklenmeyenlerden. Konuya ülkelerindeki yaklaşım dolayısıyla tabii ki yüzünü göstermek istemeyenlerden epey var. Bu gizliliğin asıl sebebi, ailelerinin başına geleceklerden endişe etmeleri. Mısırlı Mazen de başta yüzünün mozaiklenmesini istemiş. Ama filmin çekimleri ilerledikçe fikrini değiştirmiş. Hem Sharma'yı film çekimleri süresince daha çok tanımaya başlamasından hem de hikâyesinin gizlenmeden daha etkili olacağını düşünmesinden dolayı. Mazen, 2001 Mayıs'ında bir gey diskoya yapılan baskının, Kahire 51 vakasının kurbanlarından biri. Cezaevinde kaldığı süre içinde tecavüz dahil türlü baskıyla karşılaşmış. Artık Paris'te bir mülteci. Mısır'a dönemiyor. Sharma da, Mazen de Mısır'da homoseksüelliğin iktidar tarafından günah keçisi olarak kullanıldığını görüşünde. İslam ülkelerindeki genel homofobide ise gelenekler kadar totaliter rejimler de pay sahibi. Sharma, maçoluğun resmini şöyle çiziyor: "Erkek cinselliği homoseksüellik hatta kadın cinselliği dahil olmak üzere farklı bir şey tarafından her tehdit edildiğinde bir problem ortaya çıkıyor. Bu bir yönü. Diğer yönü ise bireylerin seslerini bastırmaya çalışan rejimlerde görüyoruz. Bu Mısır'da, buralardaki çoğu ülkede ve dürüstçe söylemek gerekirse Türkiye'de de var. Ama diğer yandan Türkiye'yi olumlu bir örnek olarak gösterdim. En azından İstanbul'da geyler için mekânlar var. Ama bence durum bundan daha karmaşık. Bence daha uzun mücadeleler gerekiyor."
Yani homofobiyi kültüre bağlamak biraz kolaycılık. Zira filmde Kanada'ya iltica taleplerinin sonucunu Türkiye'de bekleyen İranlı gey mülteciler, Fars edebiyatında erkek erkeğe aşka referansların varlığından bahsediyor. Sharma, geçen yüzyıllarda İslam'ın eşcinselliğe hoşgörüyle baktığı görüşünde. "Sömürgecilikten sonra problemler başgösterdi. Çünkü sömürgecilikle beraber radikalizm de arttı. İslam'daki dindar insanlar daha çok güç kazanıp tartışmalarda kuvvet kazanmaya başladılar. O sıralarda biz Müslümanlar, Tanrı'yla aramızda bağımsız bir ilişkimiz de olduğunu, İslam'da ruhban sınıfı olmadığını unuttuk. İran'daki İslam devrimi de sömürgeciliğin sonucu gerçekleşti. Ortadoğu'daki haritaların nasıl tekrar çizildiği, ülkelerin nasıl daha din odaklı olmaya başladığını ama dinin temel prensiplerinden de uzaklaştığı çok ilginç. Bence değişmesi gereken bu. Ve bu çok uzun bir süreç". Ve bu da Batı'nın gey hareketi modellenerek gerçekleştirilecek bir süreç değil. "Değişim içeriden olmalı, dışarıdan değil. Bazen Batılı aktivistler, diğer bölgelerdeki gey hareketlerinin nasıl olması gerektiğini dikte etmeye çalışıyorlar. Birçok Batılı aktivist İran'a hiç gitmeden orayı listelerine aldılar ve bunu İran'a saldırmak için kullanıyorlar."
Özetle Aşk İçin Cihat, kimlik politikaları temelli türlü tartışmayı tetikleme kapasitesine sahip. Film sonrası, vaktin yeterli gelmediği söyleşi bu kapasiteyi de belli ediyor gibi. Tabii yaşanan tartışmalardan en hararetlilerinden birisi, filmde yaşamı konu edilen Türk lezbiyen çiftin, sonuçtan memnuniyetsizliklerini dile getirmeleriydi. Çiftten Ferda, söyleşi kısmında büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Gösterim sonrası İslam'ın eşcinselliğe hoşgörüyle bakıp bakmadığını izleyicilerden biriyle hararetle tartışan Ferda ve partneri Kıymet'i zar zor boş bulup konuşuyoruz. Çiftin, Aşk İçin Cihat'dan memnuniyetsizlikleri iki yönlü. Hem mücadelelerine yeterince yer verilmediğini düşünüyorlar hem de mültecilerinin yaşam koşullarının Türkiye'nin geneliymiş gibi yansıtıldığını söylüyorlar. Aşk İçin Cihat'la ilgili temel dertleri ise buradaki gey yaşamına ilişkin çok kısıtlı bir resim çizilmesi.
Ama bu şikayetler de biraz Sharma'nın belirttiği gibi konunun konuşulmasına ne kadar ihtiyaç olduğunun göstergesi. Öyle ki gösterim sonrası tesadüfen gördüğümüz bir duvar yazısı, meselenin Sharma'dan başka insanların da kafasına takıldığını kanıtlıyor: "Hem türbanlı hem lezbiyenim, ne olmuş!"
yasasin escinsellik! yasasin ruhların cinsiyetsizliği.. kahrolsun sevgiyi ve saygıyı insan bedenine gore davranan iki yuzlu topluma
At'in iki ayakli versiyonlari. hepsi mi uzun ve kasli olur?
transvesti bi tür fetişizmdir transseksüellikte kendini karsı cinsten hissetmektir illa ameliyat olmak sart degil