Sistemler kullanıcıların değil, sistem adminlerinin yetki, akıl, kavrayış, birikim ve yargılarına göre şekillenir, bu yüzden sistemlerin bir numaralı amacı kendi çıkarlarını kullanıcıların çıkarları olarak empoze etmektir.
Internet troll'ü denen kişilerin maksat ve muradının "tek" e indirgenip, rahatsızlık vermek olduğunu iddia etmek de böylesi sistem merkezli bir kesin yargıdır.
Trolların yaptıklarının bilincinde olduğunu, ya da bilinçsizlerse dahi insiyaki olarak "birilerini germekten öte bir amacı olmadan yapıldığı"na dair bir niyeti yuargılayabilmek, ay da böyle bir yargıyı haklı kılacak bir set kritere sahip olduğunu iddia edebilmek sistemler ve sahipleri ne kadar isterlerse istesinler imkansızdır.
Zira ilk olarak kimsenin hareketlerinden yana olumsuz yargıda bulunamadığı gibi, olumlu bir yargıda da bulunamaz. Yani bizi "trollere karşı uyaran" birisinin tek amacının bize zarar vermek olup olmadığını da bilemeyiz. Eğer ki zarar vermek amacından soyutlayıp verdiği "zarar"a göre değerlendirirsek çok yönlü ve kriterli bir toplumsal yapı içinde "zarar gören"ler in birbirleriyle çelişen kriterlerine biat etmek durumunda kalırız.
"Rahatsızlık ya da zarar" veren bir kişi ile değil herhangi bir sanal ortamda vuku bulan bir yüzleşmede "görmemezlikten gelmek" sadece kullanıcının değil, sistemin de benimsemesi gereken bir yol ve yöntem olmalıdır. Eğer ki bir kişi bütün bu "tavsiye edilen" ignore mekanizmanıza rağmen sizi geriyor ve dikkatinizi çekiyorsa, suçu o şahısa ya da troll'lük sıfatına yükleyerek yırtamazsınız. Rahatsızlığa doğru kafanızda laplap eden soruları cevaplama sorumluluğunu sırtınızdan atacağınıza, iradesizliğinizi sorgulayarak "rahatsızlığınızı" ve sebeplerinizi sorgulamak daha akil olacaktır.
Şunu anlamakta fayda var: trollükten anladığınız şahsa özgü değildir, insana özgüdür.
İnsanlar çoğunluğun diktasını, önkabullerini, değerlerini ve kurallarını kabul etmek zorunda değildir. Çünkü çoğunluk niceldir, niteliksel bir çıkarıma işaret etmez. Çoğunluklar bir zamanların azınlıklarıdır, fikirleri değişir, değer yargıları genişler ya da daralır, biçim değiştirir. Trolleri ya da troll saydıklarınızı da çoğunluğun etik, yöntem ve değerlerine uymazlığı ile değerlendirip "zarar verici" olarak değerlendirmek tarih kitaplarında "o zamanki insanlar buna inanıyordu" olmalyı kabul etmektir. Daima kendini değiştiren ve geliştiren bir toplumda "bu zaman"ın doğruluğuna inanmanın bir dayanağı olabilir mi?
Dahası kimse mevcut değer ve kriterleri kabul etmediğini de açıkça ifade etmeyi, sırf birilerine "kıl gitmek" maksadıyla yapıyor olmakla itham edilemez.
Birilerin "kıl gitmek", birilerinin kendisine "kıl giden" kanaatlerinden sürgün veren pratikleri ile mümkün olmaktadır. Eğer ki bir toplumda faşizm alenen, efektif ya da zımnen değerleri belirliyorsa, o topluma ve yöneticilerine "kıl gitmek" bireyin sorumluluğu haline gelmektedir.
Çünkü faşist bir dikta sanal ya da reel ortamda size iştirakçi olsanız da olmasanız da "kıl gitmekdir".
Yanlış anlaşılmasın, faşizmin her koşulda bilinçli bir tercih olduğunu iddia etmiyorum. Her koşulda haklı olunamayacağı gibi, efektif olarak faşizmi seçmek, ona destek olmak da sizi faşist işbirlikçi kılacaktır. Oysa ki faşizme ikna olduğunuza göre, aksine ikna olmayacağınızı kim söyleyebilir? Yani yarını bugünden tahmin edebiliriz, ama kesinlikle bilemeyiz. Aynı şekilde bugünkü siz ve değerleriniz de yarın kim olacağınızın teminatı olmyacaktır. Troller ve tavırlarını da "bugünkü siz" ile uyuşmamasından ahreketle yarına etkin bir şekilde yargılayıp, yasaklamamalısınız. İcaplara bakarken, trollerin de aynı bu sebeplerden fikirlerini değiştirebileceklerini unutmayınız. O halde şunu düşünün "icabına bakarak" bir trollün fikirlerini mi değiştirdik, trollüğün sebeplerini mi ortadan kaldırdık, yoksa sadece bizden öteleyerek "yokmuş gibi yapmayı" mecburi mi kıldık?
Trollerin icabına bakanların, ihtimal kendilerinde de icaba bakılacak bir şeyler olabileceği ihtimalini zıtmaması, başkalarının niyetlerini yargılayıp teke indirgerken, kendi niyet ve amellerinin zararı ve faydası ile değerlendirebilemesi, ya da en azından külliyen değerlendirebilmiş olduğuna inanacak kadar saftirik olması gerekiyor.
Bugün yaşasa "troll" ilan edilip "icabına bakılacak" Sokrattan gelsin:
"İncelenmemiş bir ömür yaşanmaya değmez."
bu ahkamlar topluluk yöneticileri tarafından 'önemli bilgi' olarak işaretlenmiş
troll ile ilgiliyim diyenler
toplam 7 kişi bulundu. 7 adedi gösteriliyor.
troll hakkında

~ ahkam var.
1 2
önceki sayfa »
iskandinavya onlarındır.
Haggard ın da güzel yorumladığı "Herr Mannelig" isimli şarkı bir troll ile bir insanın aşkını anlatmaktadır..
PS : Vikinger japonlar troll e tororu diyolar çünkü iki sessiz harf yanyana geldiğinde illa bir sesli sokacaklar araya ve L özürlüler L leri R diye okuyolar ve hiçbir kelime sessiz harfle bitmiyor! Mal lan bu japonlar.. Ama çok seviyorum onları da dillerini de.
kesin bir türkçe karşılığı yok, hatta wikipedia'da türkçe olarak ne olarak kullanalım diye tartışılmış.
ama tartışmada şöyle bir metin var ki işte 'budur' dedim.
"direk ¨hıyar¨ desek olmaz mi? --Süleyman Habib 16:58, 14 Haziran 2006 (UTC)"
Tabi troll mitolojik bir varlık iken, yani özel isimken, bunu TR'ye çevirmek ne kadar doğru orası tartışılır.
öncelikle bu kelimenin türkçesinin trol olduğunu belirtir. sizi trolde kaliteye davet ederim.
knightonline da var tek başıma kesiyorum :D
Troll, İskandinavya folkloründe geçen ve korkunç gözüken bir mitik, insanımsı yaratıktır. Troller folklörde, İngiliz peri masallarındaki Ogreler benzeri şeytani devlerden, dağlarda yaşayan daha insanları kaçıran, vahşi ve daha insan benzeri yaratıklara kadar birçok farklı şekilde tasvir edilmişlerdir. Shetland ve Orkney masallarında, troller trowe olarak anılmıştır. Japonca'da ise troll için kullanılan sözcük tororu`dur.
İskandinav edebiyat, sanat ve müziği, romantik dönemden başlayarak bugüne kadar trolleri birçok farklı şekilde adapte ederek, genelde çok büyük kulak ve burunlara sahip bir yerli halk biçiminde, kullanmıştır.
Sistemler kullanıcıların değil, sistem adminlerinin yetki, akıl, kavrayış, birikim ve yargılarına göre şekillenir, bu yüzden sistemlerin bir numaralı amacı kendi çıkarlarını kullanıcıların çıkarları olarak empoze etmektir.
Internet troll'ü denen kişilerin maksat ve muradının "tek" e indirgenip, rahatsızlık vermek olduğunu iddia etmek de böylesi sistem merkezli bir kesin yargıdır.
Trolların yaptıklarının bilincinde olduğunu, ya da bilinçsizlerse dahi insiyaki olarak "birilerini germekten öte bir amacı olmadan yapıldığı"na dair bir niyeti yuargılayabilmek, ay da böyle bir yargıyı haklı kılacak bir set kritere sahip olduğunu iddia edebilmek sistemler ve sahipleri ne kadar isterlerse istesinler imkansızdır.
Zira ilk olarak kimsenin hareketlerinden yana olumsuz yargıda bulunamadığı gibi, olumlu bir yargıda da bulunamaz. Yani bizi "trollere karşı uyaran" birisinin tek amacının bize zarar vermek olup olmadığını da bilemeyiz. Eğer ki zarar vermek amacından soyutlayıp verdiği "zarar"a göre değerlendirirsek çok yönlü ve kriterli bir toplumsal yapı içinde "zarar gören"ler in birbirleriyle çelişen kriterlerine biat etmek durumunda kalırız.
"Rahatsızlık ya da zarar" veren bir kişi ile değil herhangi bir sanal ortamda vuku bulan bir yüzleşmede "görmemezlikten gelmek" sadece kullanıcının değil, sistemin de benimsemesi gereken bir yol ve yöntem olmalıdır. Eğer ki bir kişi bütün bu "tavsiye edilen" ignore mekanizmanıza rağmen sizi geriyor ve dikkatinizi çekiyorsa, suçu o şahısa ya da troll'lük sıfatına yükleyerek yırtamazsınız. Rahatsızlığa doğru kafanızda laplap eden soruları cevaplama sorumluluğunu sırtınızdan atacağınıza, iradesizliğinizi sorgulayarak "rahatsızlığınızı" ve sebeplerinizi sorgulamak daha akil olacaktır.
Şunu anlamakta fayda var: trollükten anladığınız şahsa özgü değildir, insana özgüdür.
İnsanlar çoğunluğun diktasını, önkabullerini, değerlerini ve kurallarını kabul etmek zorunda değildir. Çünkü çoğunluk niceldir, niteliksel bir çıkarıma işaret etmez. Çoğunluklar bir zamanların azınlıklarıdır, fikirleri değişir, değer yargıları genişler ya da daralır, biçim değiştirir. Trolleri ya da troll saydıklarınızı da çoğunluğun etik, yöntem ve değerlerine uymazlığı ile değerlendirip "zarar verici" olarak değerlendirmek tarih kitaplarında "o zamanki insanlar buna inanıyordu" olmalyı kabul etmektir. Daima kendini değiştiren ve geliştiren bir toplumda "bu zaman"ın doğruluğuna inanmanın bir dayanağı olabilir mi?
Dahası kimse mevcut değer ve kriterleri kabul etmediğini de açıkça ifade etmeyi, sırf birilerine "kıl gitmek" maksadıyla yapıyor olmakla itham edilemez.
Birilerin "kıl gitmek", birilerinin kendisine "kıl giden" kanaatlerinden sürgün veren pratikleri ile mümkün olmaktadır. Eğer ki bir toplumda faşizm alenen, efektif ya da zımnen değerleri belirliyorsa, o topluma ve yöneticilerine "kıl gitmek" bireyin sorumluluğu haline gelmektedir.
Çünkü faşist bir dikta sanal ya da reel ortamda size iştirakçi olsanız da olmasanız da "kıl gitmekdir".
Yanlış anlaşılmasın, faşizmin her koşulda bilinçli bir tercih olduğunu iddia etmiyorum. Her koşulda haklı olunamayacağı gibi, efektif olarak faşizmi seçmek, ona destek olmak da sizi faşist işbirlikçi kılacaktır. Oysa ki faşizme ikna olduğunuza göre, aksine ikna olmayacağınızı kim söyleyebilir? Yani yarını bugünden tahmin edebiliriz, ama kesinlikle bilemeyiz. Aynı şekilde bugünkü siz ve değerleriniz de yarın kim olacağınızın teminatı olmyacaktır. Troller ve tavırlarını da "bugünkü siz" ile uyuşmamasından ahreketle yarına etkin bir şekilde yargılayıp, yasaklamamalısınız. İcaplara bakarken, trollerin de aynı bu sebeplerden fikirlerini değiştirebileceklerini unutmayınız. O halde şunu düşünün "icabına bakarak" bir trollün fikirlerini mi değiştirdik, trollüğün sebeplerini mi ortadan kaldırdık, yoksa sadece bizden öteleyerek "yokmuş gibi yapmayı" mecburi mi kıldık?
Trollerin icabına bakanların, ihtimal kendilerinde de icaba bakılacak bir şeyler olabileceği ihtimalini zıtmaması, başkalarının niyetlerini yargılayıp teke indirgerken, kendi niyet ve amellerinin zararı ve faydası ile değerlendirebilemesi, ya da en azından külliyen değerlendirebilmiş olduğuna inanacak kadar saftirik olması gerekiyor.
Bugün yaşasa "troll" ilan edilip "icabına bakılacak" Sokrattan gelsin:
"İncelenmemiş bir ömür yaşanmaya değmez."
hafif uyku'nun söyledikleri dikkatlice okunmalı, aksi taktirde farkında olmadan trollleri beslemek hatta yeri geldiğinde bir troll'e dönüşüvermek mümkün.
sadece bir kaç temel ve basit maddeye dikkat edildiği takdirde sosyomat'ın tertemiz kalması için pek az neden kalıyor ortalıkta.
işte ole bişidi geldi gecti... tamam cok şeyler ogrendik... ama asimile edildik.. bukadar basit..
forumların tadı tuzu, onlarsız forum olmaz. forumlar da onlarla birlikte olamaz.
Troll’lük ne demek? Troll, tek amacı ilgi çekmek ya da zarar vermek olan bir personadır.
Bir Troll ile nasıl başa çıkılır? Troll ile burun buruna geldiğinizde yapacağınız tek şey, yokmuş gibi davranmaktır. herhangi bir şekilde varlığını kabul ettiğinizde beslemiş olursunuz.
Ne yapmamalı?
- Bir troll’e dert anlatmaya çalışırsanız,
- Troll’e laf sokarsanız (ne kadar akıllıca da olsa), bağırıp çağırırsanız,
- Troll'e laf sokan başka birini uyarırsanız (varlığını kabul etmiş olmanızdan ötürü),
- Troll'lere karşı önlemler teklif ederseniz,
- Troll’lere dayanamayıp siteyi dramatik bir veda mesajı ile terkederseniz,
beslemiş, besilileşmesini sağlamış olursunuz.
Kısacası ciddiye almayıp hiç birşey olmamış gibi hayatınıza devam edin, biz icabına bakacağız.
i am trying real hard to be a shepherd.
bakın demiştim size...
gelmeye basladilar galiba...
ee noolmuş yani?
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|