toplam 1 kişi bulundu. 1 adedi gösteriliyor.
~8 ahkam var.
çok kral bir arkadaşımdır.. her ne kadar karşıyakalı olsa bile
aşağıdaki pasajlar,gılgamış destanındandır.
"Ertesi gün,şafak sökerken,
Kara bir bulut yükseldi ufuktan
Adad gürlüyordu içinde
Şullat ve Haniş gidiyordu önünden,
Tanrısal haberciler dere tepe dolaşıyordu
Nergal kopardı göksel vanaların mühürlerini
ve
Ninurta atılıverdi
Taşırmak için yukarıdaki bentlerin sularını,
Bu sırada ellerindeki meşalelerini sallayan Anunnaki'leri
Ateşe veriyorlardı tüm ülkeyi.
Adad ölüm sessizliğini yaydı gökyüzüne
Bir zamanlar ışıldayan her şeyi
karanlığa gömdü!
(...)
Bir çömlek gibi kırdılar yeri!
Fırtınanın koptuğu ilk gün
Öyle güçlü esti ki (...)
Lanet gibi geçti insanların üzeriden
göz gözü görmez oldu
aniden boşanan bu sağanakta
kalabalıklar seçilmez oldu
bu tufan tanrıları da dehşete saldı
yağladılar tabanlar(ulan böyle mi çevrilir)
anu'nun katına kadar tırmandılar
orada köpekler gibi tortop olup
yere serilip kaldılar
tanrıça sanki doğum yapan bir kadın gibi
çığlık çığlığaydı
(...)
Tanrıların hepsi yasa boğulmuştu ,
gözyaşları içinde umutsuzca,
dudakları kavrulup sıkıntı içinde kaldılar(?)
(...)
altı gün ve yedi gece boyunca
sağanaklar,zorlu yağurlar,kasırgalar
ve tufan
dur durak bilmeden mahvetti yeryüzünü.
felaketle ilgili diğer dedikodular da şöyledir;
efendim,teoriye göre bundan 10.500 sene evvel mu ve atlantis aralarında soğuk savaş süren, sovyetlerle a.b.d. gibi iki büyük süper güç imiş. bir gün küba'daki sovyet füzesi krizi misali aralarında bir kriz patlak vermiş ve atlantisliler gaza gelip,ellerindeki ultra-hiper silahı kullanmışlar.yalnız silah,daha önce doğru düzgün bile test edilmemişmiş ve kullanılması durumunda etkisinin neler olacağı tam bilinmiyormuş.işte mal atlantisliler bu silahı kullanmışlar önce kendilerini,sonra da bütün dünyayı sular altında bırakacak tetikleme mekanizmayı hayata geçirmişler.derler ki felaketin yaşandığı gün de aynı on üçüymüş ve bu yüzden on üç halen uğursuz sayılmaktaymış.
rivayete göre,felaketten kurtulanlar eski uygarlıkarını tekrar yaşatmak için dünyanın farklı yerlerinde koloniler kurarlar mısır maya ve kamboçyada tapınaklar inşa ederler vs vs.
ne kadar doğrudur bilemem,farazidir tabi, iddiadır.
ama gerçekler ise şunlar;
mısır piramitleri,ve tapınak-şehirleri yıldızların m.ö. 8.500 yılındaki konumuna göre inşa edilip dizilmiştir.ve hatta maya piramitleri,ve angkor wat tapınak kompleksi.ve son buzul çağı bundan 10.000 yıl önce vuku bulmuştur.platonun günlüklerinde atlantisten ve onun sular altında kalarak battığından bahseder,bu bilgiyi de mısırlı bir bilgeden duyduğunu söyleyen solon(yanlış hatırlamıyosam,isim yanlış olabilir)dan aldığını yazar.
yeryüzününü alt üst etmiş büyük felaket.10.000 yıl önce gerçekleşmiş olduğuna inanılmaktadır,ancak ıspatlanabilmiş değildir.dünyanın farklı bölgelerinde deniz seviyesinden çok yükseklerde deniz canlılarının fosilinin bulunması,ve aynı mitin dünyanın farklı kültüründe çeşitli şekilde mitleşmiş olması felaketin bölgesel olduğu iddialarını çürütmüştür.
elimizde feaketle ilgili en eski kaynak parçalara ayrılmış bir sümer tabletidir. atra-hasis(en ulu bilge) adında m.ö. 2000 yılında yazılmış bu mit'in 2/3'si ancak toparlanmıştır.yazarları bilinmemektedir.
daha sonra akad ve babil destanlarına girmiş,buradan tevrat'a ve kuran ı kerim'e aktarılmıştır.
hikayenin orjinali şöyledir;
tanrılar eskiden insanlar gibi çalışıyorlar çok yoruluyorlardı.bir gün canlarına tak etti ve baş tanrı olan enlil'in yanına çıkıp,"ooooh enlil efendi,sen otur kıçını büyüt,biz burda hergün çalışalım,ne ala memleket"dediler.
biraz tartıştıktan sonra enlil onlara hak verdi.ea adı verilen tanrı enki olaylara burda müdahele etti.zaten bu enki, tövbe estafurullah çok şerefsiz,zekayi,ve kurnaz idi.şöyle bir çözüm önerdi;"arkadaş bu kadar çalışacağımıza,bize vekalet edebilecek, bizim gibi lavuklar yaratalım,madem tanrıyız yaratıcılığımızı kullanalım" dedi.işte bu varlık biz insanlardık efendim.yalnız bu puştlar yarın birgün kendilerini tanrı sanıp, bu muameleyi beklemesinler diye kilden yapılacak,böylece s.s. toprağa dönmek zorunda kalacaklar,yani ölmek zorunda olacaklardı.eh tabi tahmin edebileceğiniz gibi karar alkışlarla karşılandı,hemen hayata geçirildi.
ve böylece tanrılar ilk kilden insanı yarattılar(işin ilginci kızılderili efsanelerinde de aynı mit,yani insanın kilden yaratıldığı geçer,nedenini siz düşünün).ve tanrılar gibi çalışkan olup onlara benzesinler diye aralarından ikinci sınıf bir tanrıyı kurban edip(yazık lan),onun kanıyla can verdiler.
efendim ilk başta herşey şahane oldu.tanrılar şahane yaşıyorlardı.artık işleri güçleri dedikodu yapmak,gayri-meşru ilişkilere girmek oldu.bu sırada insanların ömürleri de bayağı uzundu.siz deyin 300 ben diyim 500 yıl yaşıyorlardı.bir batında da bi sürü çocuk doğuruyorlardı.hastalık mastalık da yoktu tabi o günlerde.
işte efendim böyle olunca yeryüzü karınca gibi insanla doldu.olağan üstü çoğaldılar.
tabi bu sırada guzz guzz uyuyan,enlil gürültü patırtıya uyanır.düşünün ki yan komşunuzdan siz uyurken 100 desibel cannibal corpse çalıyor.eh,enlil'in tepesi atar tabi.hemen afetler ve kuraklıklar çıkartır insanları kırmak için.bu sırada bizim işbilir enki kendi fikri olan insanların yok olmasına içi el vermez ve gizlice dünyaya gelip,atra-hasis'e haber verir.enlil bu arada paso felaketler yağdırır,ama enki sayesinde insanlar kurtulur.ve her seferinde yine gürültü patırtıya başlarlar.
işte,uykusuzluk'tan deliren enlil,ulan kökünüzün dibine kibrit suyu der ve tufan hadisesine karar verir,karar mecliste onanır.
bizim enki,yine koşa koşa gelir, atra-hasis'e rapor verir.büyük bir gemi yapmasını içine her türden bir çift hayvanı da yanına almasını söyler.
tufan başlar,yeryüzü sulara gömülür.(not:son buzul çağından sonra denizler 25m yükselmiştir)
ve son olarak,tufan bitip de insanlığın soyu kuruduktan sonra,atra-hasis,gemiden ayrılır ve tanrılara yemek sunarak insanlık görevini yerine getirmeye çalışır.zaten tanrılar da büyük tufan koptuğundan beri açlıktan ölmüşlerdir.tabi insanların soyunu kuruttuğunu sanan enlil,elinde yemek tabağıyla atra-hasis'i görünce büsbütün çıldırır ve kontrolü kaybeder.o zaman tanrılar da enki'de araya girer ve enlil'i sakinleştirir.amma ortaklaşa tedbir alırlar.
derler ki;
o günden sonra,insanların ömrü kısaldı.çocuklar ölmeye başladı.pek çok kadının çocuk sahibi olamamaya başladı.çocuk doğurabilenler de bir batında (genelde)bir çocuk dünyaya getirdiler.
hastalıklar oluştu,ve insanlar hastalanmaya başladılar.