toplam 504 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
| tuttum | antiochoss |
| tuttum | yavRu |
| tuttum | mirajj |
| tuttum | darkwater |
| tuttum | sek votka |
| tuttum | daisyyyyy |
| tuttum | holdencaulfield |
| tuttum | anThezqi |
| tuttum | sosyocheck |
| tuttum | varsayalimismail |
| tuttum | devrimkiz |
| tuttum | maleseff |
| tuttum | paidar |
| tuttum | amargiii |
| tuttum | sefilkedi |
| tuttum | vian |
| tuttum | phenom |
| tuttum | blackapfelsine |
| tuttum | JaneAusten |
| tuttum | santi |
~229 ahkam var. 1 2 3 ... 12 önceki sayfa »
selim ışık ı, turgutu anladım ama en çok da olrici sevdim neden mi çünkü aslında o yoktu ama vardı belki de hepsi için geçerliydi bu kitabı okurken ilk kez kendime dokundum
mükemmel bir kitap her sözcük bende işte kitap budur ya dedirtti.bitmesi beni üzen ender kitaplardan.okumamak bir eksikliktir bu kitabı...
‘yalnız bir korku kaldı kuşkuyla karışık;
sonunda kötü bir şey oldu korkusuyla yaşadı
selim işık
her olayı.eski bir yara izi içinde sızladı,her eğilişinde
insanlara.dünyaya bir daha gelişinde
çocuk ve korkusuz yaşamak isterdi sürekli.
büyümek,yalnız tutunanlara gerekli.
ikinci gelişinde çırıl çıplak dolaşacak.
kelimenin bütün anlamıyla çırıl çıplak.’
(...)
‘selim ışık,dünü,bugünü,yarını
işte bu ortam içinde öldürdü.
eksiklik duygusunun acısıyla güldürdü
ucuz düşüncelerindeki ucuz düzen,ucuz romanların
ucuz yaşantısı
ucuz huysuzlukların ucuz saplantısı
ucuz ucuz ucuz ucuzdu.
dalgın,sinirli,suskun,huysuzdu.’
Kitabı Cuma günü aldım.Bugün bütün gün elektrikler yoktu.Ara ara okudum,ara ara bir sigara yaktım,bazen sigaramı unuttum,kalktım bir kahve daha hazırladım.Bir ara penceremden geçen martıları videoya aldım,sonra tekrar okudum,sonra bir ara terası yıkadım,sonra tekrar kitabı aldım elime,devam ettim.Elektrikler geldi sonra,emaillerimi filan kontrol ettim,pazar banyosu,tırnak kesme,oje temizleme derken,tv'yi açtım haberleri izledim.Uyumadan tekrar alacağım kitabı elime ve devam edeceğim.
insanı sarsan derin düşüncelere kapılmasına neden olan, kendinden bi parça bulunan oğuz atayıon kitabı
bas ucu kitabım desem daha doğru olur
Tutunamayan (disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır.
İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer.
Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş
yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer).
Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme
duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez.
Erkekleri, yalnız bırakıldıkları zaman acıklı sesler çıkarırlar.Dişilerini
de aynı sesle çağırırlar. Genellikle başka hayvanların yuvalarında (onlar
dayanabildikleri sürece) barınırlar. ya da terkedilmiş yuvalarda yaşarlar.
Belirli bir aile düzenleri yoktur. Doğumdan sonra ana, baba ve yavrular ayrı
yerlere giderler. Toplu olarak yaşamayı da bilmezler ve dış tehlikelere karşı
birleştikleri görülmemiştir. Belirli bir beslenme düzenleri de yoktur. Başka
hayvanlarla birlikte yaşarken onların getirdikleri yiyeceklerle geçinirler.
Kendi başlarına kaldıkları zaman genellikle yemek yemeyi unuturlar. Bütün
huyları taklit esasına dayandığı için, başka hayvanların yemek yediğini
görmezlerse, acıktıklarını anlamazlar. (Bu sırada çok zayıf düştükleri için
avlanmaları tavsiye edilmez).
İçgüdüleri tam gelişmemiştir. Kendilerini korumayı bilmezler. Fakat -gene
taklitçilikleri nedeniyle- başka hayvanların dövüşmesine özenerek kavgaya
girdikleri olur. Şimdiye kadar hiçbir tutunamayanın bir kavgada başka bir
hayvanı yendiği görülmemiştir. Bununla birlikte, hafızaları da zayıf olduğu
için, sık sık kavga ettikleri, bazı tabiat bilginlerince gözlemlenmiştir.
(Aynı bilginler, kavgacı tutunamaynların sayısının gittikçe azaldığını
söylemektedirler).
Din kitapları, bu hayvanları yemeyi yasaklamışsa da gizli olarak
avlanmakta ve etleri kaçak olarak satılmaktadır. Tutunamayanları avlamak çok
kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz hemen yaklaşırlar size. Ondan sonra
tutup öldürmek işten bile değildir. İnsanlara zararlı bazı mikroplar
taşıdıkları tespit edildiğinden, belediye sağlık müdürlüğü de tutunamayan
kesimini yasak etmiştir. Yemekten sonra insanlarda görülen durgunluk, hafif
sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi
duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir. Fakat aynı
hekimler, tutunamayanların bu mikropları, kasaplık hayvanlara da
bulaştırdıklarını ve bu sıkıntılardan kurtulmanın ancak et yemekten
vazgeçmekle sağlanabileceğini söylemektedirler.
Hayvan terbiyecileri de tutunamayanlarla uzun süre uğraşmış ve bunları
sirklerde çalıştırmak istemişlerdir. Fakat bu hayvanların, beceriksizlikleri
nedeniyle hiçbir hüner öğrenemediklerini görünce vazgeçmişlerdir. Ayrıca
birkaç sirkte halkın karşısına çıkarılan tutunamayanlar, onları güldürmek
yerine mahzun etmişlerdir. (Halk gişelere saldırarak parasını geri
istemiştir).
Filden sonra, din duygusu en kuvvetli hayvan olarak bilinir. Öldükten
sonra cennete gideceği bazı yazarlarca ileri sürülmektedir. Fakat toplu, ya da
tek gittikleri her yerde hadise çıkardıkları için, bunun pek mümkün olmayacağı
sanılmaktadır.
Başları daima öne eğik gezdikleri için, çeşitli engellere takılırlar ve
her tarafları yara bere içinde kalır. Onları bu durumda gören bazı yufka
yürekli insanlar, tutunamayanları ev hayvanı olarak beslemeyi denemişlerdir.
Fakat insanlar arasında barınmaları -ev düzenine uyamamaları nedeniyle- çok
zor olmaktadır. Beklenmedik zamanlarda sahiplerine saldırmakta ve evden
kovulunca da bir türlü gitmeyi bilmemektedirler. Evin kapısında günlerce,
acıklı sesleriyle bağırarak ev sahibini canından bezdirmektedirler. (Bir
keresinde, ev sahibi dayanamayıp kaçmışsa da, tutunamayan, sahibini
kovalayarak, gittiği yerde de ona rahat vermemiştir).
Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle
çevrili ve yalnız tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının
azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.
"Ben Karagöz filan değilim. Herkes birikmiş bizi seyrediyor. Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz. Kapı kapı dolaşıp dileniyoruz. Son kapıya geldik. İnsaf sahiplerine sesleniyoruz. Ey insaf sahipleri! Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik!"
bi'kerem o adam -oğuz atay- gülümsemeyi bilirdi ışıl ışıl. ironi sözcüğü, melankoli'den daha baskındır tutunamayanlar'da.
yani ki, suskun değil; "atonâl".
ben iç dönyama dönüyom. orada hayal kırıklığına yer yok..
sayfa 425
louthious nereye tutunalım yaa?
fuck ı felan bırak şimdi nereye tutunalım biri bizi tutsun ya=/
eger bir tutunansanız bu kitaptan hiç bir şey anlamazsınız. peki ya turgutsanız ya da selim ya da herhangi bir tutunamayan. tutunamayan olmanın özü de bu değil mi? kimse ya da hepsi? ne farkeder olric? turgut olmak ya da selim olmak aynı derecede kutsal değil mi? turgutu özlerken selim, selimi özlerken turgut ve yine turgut selimi anlatmaya çalışırken aynı acıyı aynı gururu yaşamadılar mı? aslında bu kitabı okurken yıllardır içimize akan gözyaşlarımızın varlığımızın inkarına neden olduğunun farkına varacaksınız.
kafa güzelken bu kadar yazılır bu kitap için.
"Bir kitap okudum hayatım değişti" cümlesini kurduran kitap. "Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu" diyen bir roman karakterinden hayatın oyunları sergilenir önünüze.Oyunlar illaki tanıdıkdır.Hayata tutunmak kabullenilmekse eğer, oyunların kuralları bellidir kuralına göre oynarız hepimiz.Hayat git gide daha iyi birer oyuncu yapar hepimizi oynadıkça rolümüze kapılıp asıl kendimizi unuturuz .Peki ya oynayamayanlar? Bu kabul edilir bişey değildir.Çünkü insanlığın mutluluğunu tehdit eder.Çünkü zordur gerçek mutlulukları görmek bu yüzden formalitelerle mutlu olmaya alışmışızdır.Sahte mutluluğu reddeden,hayata tutunamayan yanınız bu kitabı okurken kendi çelişkileriyle,sorularıyla,acılarıyla karşılaşır.Yanlız olmadığınızı hissettir..okumak vazgeçilmez olur bu yüzden..
ahhh Selim ahhh mahvettin beni....kitabın son yüz sayfasında okumaya ara verdim..o denli hayatıma girmişti ki ayrılmaya korktum...özellikle fonda il mostro gibi bu kitaba çok yakışan duygulu birparça çaliyorsa sonrasında her duyduğumda o tınıları,hmm aklıma Selim gelir...hemen kararıverir bi dünya,hemen soyutlanıveririm..üniversiteden hocamın 16 kez okuduğunu öğrenince bu veya bunun yerine koyduğum kitaplara duyduğum ilginin normal olduğu kanaatine varıp huzur buldum :) hala bazen raftan çekip il mostro açıp rastgele bir sayfadan başlıyorum okumaya.