uğur mumcu ile ilgiliyim diyenler
toplam 195 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
uğur mumcu hakkında

~ ahkam var.
1 2 3 ... 7
önceki sayfa »
uğurlar olsun..
" salla bayrağı soldan sağa "
sakıncalı piyade
Susurluk'ta derin devletin foyası bir nebze olsun ortaya çıkmıştır. Devlet-mafya ilişkileri, "iti ite kırdırma" taktikleri üzerine yüzlerce yazı yazılmış, kitap basılmıştır.
Ama Susurluk'ta ortaya çıkan gerçekleri çok önceden araştıran, yazan gerçek bir gazetecidir Uğur Mumcu. En tehlikeli şeyleri, pisliğin tavan yaptığı bir zamanda yazabilecek kadar gözü karadır. Ne yaptığının farkındadır, aslında birkaç kere de yakınlarına "nasılsa beni de bir gün öldürürler" dediği olmuştur, ama belli ki idealleri herşeyinin önüne geçmiştir bu büyük gazetecinin.
Son kitabı Kürt Dosyası'nda, statükonun kendi yerini koruyabilmek için pkk'nın oluşumunu desteklediğini ima eder. Apo'nun ve yakınlarının mit'le olan ilişkilerini ortaya koymaya çalışır. Aynı konuları gazetede de yazmaktadır, hatta konuyla ilgili çok büyük bir gerçeği ortaya çıkarma üzere olduğunu yazar. Ne var ki yazıdan 15 gün sonra malum şekilde öldürülür.
Cinayetin bir sır perdesi olduğu muhakkak. Eylemi Türkiye'deki Hizbullah'ın yaptığı ortaya çıkmıştır. Ama Hizbullah'ın da derin devlet tarafından kullanılan bir örgüt olabileceğini, bizzat Uğur Mumcu "Hizbulkontra" yazısında yazmaktadır.
Hiç şüphe yok ki Uğur Mumcu gibi insanlar bu günün yoz medyasında mumla aranmaktadır. Ve pek tabii eğer aydınlık günlere çıkılacaksa bunda Uğur Mumcu gibilerin payı çok büyük olacaktır.
''bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz''...demiştir büyük uğur mumcu amcamız... çok büyük bir adamdır.türkiyede bilginin b sini bilmeden fikir üreten aydınlarımıza iletilir...
"vurun ulan vurun ben kolay ölmem"
cumhuriyet
şöyle de bir tuzumuz olsun çorbada:
polatcanlar için uğur mumcu'ya giriş 101:
http://kitap.antoloji.com/sakli-devletin-guncesi-catli-vs-kitabi/
== Abdullah Çatlı, İsviçre'nin Basel kenti savcılığınca uyuşturucu madde kaçakçılığı suçundan aranmaktadır; Fransız polisince aynı suçtan ötürü tutuklanmıştır. Ağca'yı cezaevinden kaçıranların başında Çatlı bulunmaktadır. Çatlı Bahçelievler'de öldürülen TİP'li 7 gencin katillerinden biridir. Ağca'ya sahte pasaport Çatlı ve arkadaşlarınca sağlanır. Papa suikastinde kullanılan silahı, Avusturya'lı silah kaçakçısı eski naziden satın alan Çatlı'dır. Avrupa'da ülkücülerle Ermeniler'in ortak olduğu uyuşturucu madde kaçakçılığının kilit adamlarından biri yine Çatlı'dır. (Cumhuriyet, 21 Eylül 1985, Çatlı Kim?...) Bu Abdullah Çatlı'nın, bu Oral Çelik'in ve Ağca'nın ilişkilerini şöyle bir araştırın; hepsinden "istihbarat örgütü" kokusu çıkar. (Cumhuriyet, 13 Ekim 1985, İşler Karışık...) Bir ülkede birbiri ardından cinayetler işlenir ve katiller yakalanmazsa, o zaman "devlet içinde devlet" olduğu yolundaki şüpheler su yüzüne çıkar. Demek oluyor ki, polisin de yakalayamadığı, gücünün yetmediği bazı güç dengeleri bulunmaktadır. Kimdir bunlar? (Cumhuriyet, 31 Mayıs 1976, Eşkıyanın Kökü Dışardadır...) Bu köşede, okurlarımı bıktırırcasına Ülkü Ocakları'na cinayet silahları veren jandarma yüzbaşılarını yazdım durdum, kimse kulak asmadı. Bu silahların kayıt sayılarını bile verdim, hiçbir asker ve sivil yönetici bana mısın demedi. Ankara'da Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencilerinin üzerine Amerikan yapısı ve ordu malı bomba atıldığını yazdım, bu bombanın marka ve sayısını bildirdim, kimse tınmadı. Ne oluyor, ne oluyor, kim yönetiyor bu devleti?!.. (Cumhuriyet, 27 Kasım 1979, Kim Kaçırdı?..)
Uğur Mumcu'yu aramızdan ayrılışının 15'inci yılı... Aşağıdaki satırlar onun "Sesleniş" adlı yazısıdır... Karanlık cinayetin gerçek failleri bugüne dek ortaya çıkarılmadı... Ancak yukardaki satırlara bakınca cinayeti işleyen ve soruşturmayı tıkayanların bir "koalisyon" oluşturduğunu düşünebilirsiniz... Koalisyon ortakları onun soylu mücadelesinden rahatsız olanlardır...
"Dağ gibi kara yağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi..."
oğlu Özgür Mumcu'nun "BABAM İÇİN" şiiri
"O öldü... onlar öldü. Bileylendi yürekler. Saçım uzadı. Altıncı hissim oldu yağmur. Uzakta yangınlarda Külü savruldu çığlıkların Gündüz koptu dalından Tutsak, ham bir yaşam oturdu boğazıma Saçım uzadı. Tüm göçmenlerin yakasına hüzün iliştirildi. O öldü, onlar öldü. Büyüdü kalabalıklar. Büyüdü sesler. Korteje katıldı. Sokaktan gözü yaşlı kediler."
*uyuma türk genci! geçmişini ve önündekileri iyi tanı. aslında faili belli olan uğur mumcu'ların, abdi ipekçi'lerin, doğan öz'lerin aydınlığında yürü ve karanlığa gömmeye çalışanların önünde dur daima!
YURTSEVER,DEVRİMCİ,YİĞİT GAZETECİ UĞUR MUMCU'YU UNUTMADIK.......
bu ülkede ''Uğur Mumcu'' diye bi ADAM da vardı...
uğur mumcuyu sevmeyen her kürt alttaki kuyruklu kuş gibi bölücüdür ve onu sevmeme nedeni de yaptığı hayvanlığı yüzüne vurmasıdır
mesela dinkin öldürülmesinden sonra aleyhine yapılan miting ve benzerleri bazı lümpen arkdaslarımızın poopüler entelektüel durumlarından kaynaklandı,hani 10 sehit vermiştik cumhuriyet mitingleri cıktı tikky,rapcı,rockcı birden vatansever kesildiya,ulusal solcusuda koministide,bilmneyide her solcu birden dinkci oldu,hepimiz ermeniyizi,19 ocakta ne olmuştuyu bilmemneyi kapan kostu dinke,ki bazıları hic tanımadan,hic bilmeden,şimdi cumhuriyet mitingindeki o tiplerle bu sözde solcuların ne farkı kaldı? hrant dinkin gecen sene agos gazetesindeki 13 subattaki yazısını kim kac kişi okudu,tabikki asla bir gazeteci yazdıklarıyla ölüm veya benzeri cezasıyla yargılanamaz,ama dink sütten cıkmış akkasık değildi bunu da hatırlatmak isterim,ben milliyetci vs değilim sonuna kadar anarşistim (bknz:ütopya) lakin tezimin aksini savunan 13 -14 subat 2007 agos gazetesine baksın.şimdi mevzu o değil binlerce kendini entelektüel aydın sanan kişi kurum vs hrant dink icin seferber olurken aynı ilgi bugun türkiyenin gelmiş gecmiş en büyük gazeteci/aydınlarından biri olan rahmetli sayın uğur mumcuya gösterilmedi,yani ben şişlideydim bugun,ne yazık ki 19 ocak kalbalığını ve coşkusal yasını göremedim,solcu gecinen arkdaslara yazık diyorum,klavye parmaklamakla,zor edit:bu yazının daha bi negatif sekilde revize edilmişi cumhuriyet gazetesine gönderilmiştir.
bir konu hakkında fikir sahibi olmadan önce,o konu hakkında bilgi sahibi olunması gerektiğini söleyen,bugün türkiyenin 4 bir yanında anılan,türk tarihindeki gelmiş gecmiş en büyük aydın/arastırmacı/gazeteci,korkusuz kalemdi,hala onu/onları(cetin emec,musa anter vs)öldürenlerin arkasında kimlerin oldğunun bulunamaması bu ülkenin bu tıoplumun cok büyük bi ayıbıdır,utanc verici yüz kızartıcıdır.uğurlar olsun..
Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD"ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi? Uğur Mumcu - 7 Ocak 1993 (ölümünden 17 gün önce)
Mumcu cinayetinin failleri yazık ki meçhul kaldı. Dönemin yöneticileri , soruşturmanın en kısa zamanda sonuçlandırılacağını ifade ederken , İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, soruşturmanın önünde engeller olduğunu kabul ediyordu. Ağar ' ın , Mumcu ' nun eşi Güldal Mumcu ' ta baş sağlığı ziyaretine gittiğinde sarfettiği sözler oldukça düşündürücü...
“Duvardan bir tuğla çekemem, yıkılır.” Güldal Mumcu bu sözlere tepkisiz kalmıyor elbette :
“Çekin, altında kalsınlar.”
“Yapamam” karşılığını veren Ağar'a verilen yanıt çok çarpıcı :
“O zaman siz altında kalırsınız.”
Ağar'ın sözleri devlet içinde devlet karmaşasını da gözler önüne seriyor aslında ..
Usta gazetecimiz Uğur Mumcu ' yu rahmetle ve hasretle anıyoruz..
bir gün beni öldürecekler, katiller katilleri arayacak.
Sesleniş / Uğur Mumcu
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi... Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu. Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük. Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi... Bağımsızlık, Mustafa Kemal’den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi... Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere. Asıldık ey halkım, unutma bizi... Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler. Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi... Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
çocuk aklımla, ilk annemin ağlayışlarını hatırlıyorum. haberleri izlemek hoşuma gidiyor çünkü alanya'daki güneşli havaya inat hep kar var haberlerde, tabi o zaman bilmiyorum ki, yağan karı ipuçlarını silmekle suçlayacaklarını. annem günlerce ağlıyor sanki. "zaten kaç kişiydik" diye hıçkıra hıçkıra ağlıyor. kuzenimle anlıyoruz birşeylerin ters gittiğini ama ben televizyondaki karların büyüsüne kapılmışım, sadece susmamız gerektiğinin bilincindeyiz.. antalya'ya mitinge gidiyoruz ailecek, bir kaç yakın dost daha. antalya demek, o büyük kitabevine gidip istediğimiz bir kitabı alabilmek demek, seviniyorum. miting denen şey nedir, sormuyorum. annem hep ağlıyor zaten. antalya'da gittiğimiz evin sahipleri de ağlıyor, ama en çok annem ağlıyor. üzülüyorum, ağlamasa keşke diyorum ama annem çok ağlıyor. yürüyoruz, birilerinin söylediği sözleri, annemler ve binlerce insan ardından tekrar ediyor, annem hep ağlıyor. akşama doğru, miting denen kalabalık dağılırken, babam kuzenimle benim elime birer kırmızı karanfil veriyor, gözleri kıpkırmızı. annem gibi ağlayamıyor babam içine akıtıyor gözyaşlarını. karanfil umuttur diyor, siz de benim umudumsunuz. sonra yine uzunca bir süre, heyecanla haberleri bekliyorum, karları görmek için.. bilsem ki yağan kara atacaklar suçu, hiç öyle sevinçle izler miyim o bembeyaz örtüyü... benim gibi değildi.senin gibi değildi.bizim gibi değildi. "bizden birisi olsaydı, eğer, yaşıyor olurdu".
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|