"Rüyalarımı ayaklarının altına serdim.
İyi davran;
Çünkü rüyalarıma ayak bastın..."
(Equilibrium)
"Şehvetle doğan, toprağa döner...
Günahla doğan, bana döner..."
(Stephen King's Storm of the Century)
cüneyt abi: yoo dokunma
hatun :nedir bunlar
cüneyt abi:Çin savaşçılarının eski kılıçları....
cüneyt abi:kalın olanı katana..Özel bi tahtadan yapılmıştır.Kullanmasını bilen için çelikten daha tehlikelidir.öldürme kılıcıdır..Öldürme kılıcı öle bi madenden yapılmıştır ki (Hani tahtaydı be cüneyt abi...)
Cüneyt Abi -Son Savaşçı ısrarla tavsiye ederim...
Dream with the fishes'dan
Nick in kısa bi surelik ömrü kalmıştır...
nick: bir tane de loto kuponu lütfen.
terry: anlamıyorum. kazansan bile, ki bu matematiksel olarak neredeyse imkansız, paranın keyfini sürecek kadar yaşayamayacaksın ki.
nick: biliyorum.
terry: öyleyse neden oynuyorsun?
nick: bir şeyler kazanmak ya da kazanma şansına sahip olmak güzel bir his, anlıyor musun?
Ferit: Çok güzel...
Alev: Çok güzel dansediyorum değil mi?
Ferit: Ne bildiniz öyle söyleyeceğimi?
Alev: Çünkü bunlar klişeleşmiş sözler, ezberledim artık, daha neler söyleyeceğinizi sayayım mı size?
Ferit: Lütfen...
Alev: Kuş gibi dansediyorsunuz. Gözleriniz çok güzel, insana yeşil zümrütleri, ışıldayan pırlantaları hatırlatıyor falan.
Ferit: Yoo! Gözlerinize dikkat bile etmedim. Durun bakayım. Hayır, zümrütlere pırlantalara hiç de benzemiyor gözleriniz bilakis bana çok kıymetsiz şeyleri hatırlattı.
Alev: Mesela?
Ferit: Hani çocukken oynadığımız renkli bilyeler vardı allı pullu fakat değersiz cam parçaları.
Alev: Onlara mı benziyor gözlerim?
Ferit: Evet, renkleri güzel ama bakışlarında sıcaklık yok. Tıpkı cam misketler gibi ruhsuz.
Alev: Teşekkür ederim pek naziksiniz.
Ferit: Kusura bakmayın içim dışım birdir benim.
Alev: Afedersiniz sıkıldım biraz, hava almak istiyorum