bir kere yamuk yaptın mı günlerce zamanında gelmeyen kırılgan sevgili.
okulu bitirmeme sevinmediğini son erken kalkışımda bıraktığı nottan okumuştum. ''sen okulu bitirdin artık benimle kolay kolay görüşmezsin keşke bitirmeseydin'' diyordu. haklıydı da. okulum bitmiş. hayatta hiçbir sıfatım yok beni taşıyan. henüz işsiz de sayılmam. o halde zaman dilimlerinin ve saatin icadının benim için bir ehemmiyeti kalmıyordu. uzun süredir kendisiyle mantıklı zaman dilimlerinde görüşemediğimiz için, bu akşam saat altıda uyandığımda yanıbaşımda bir not daha gördüm. ''konuşmak istiyorum.''
bana davranışı, sanki onu sadece cinsel isteklerim için canımın istediği saatte görmek istediğim dişi tanrı gibi gördüğümü düşünmesinin sadeleştirilmiş bir kesri gibiydi. dün gece saat 03:00 gibi geldi. belki de yüzellinci defa okuduğum terelelli temcik'in sonra bir daha gordun mu abi o kizi öyküsünün ortalarında olduğum için saygılı davrandı ve ses etmeden geçti yatağa bağdaşını kurdu. yazıyı bitirdikten sonra ona döndüm, gülümsedim ve sanki ona inat yapar gibi mutfağa doğru soldan seri çalımlarla ilerleyip kendime bir çay yaptım.
''hiç boşuna çabalama bu gece benimsin'' diye fısıldadı kulağıma. ''kandırabilirsen seninim'' diye tersledim. tekrar odaya geçtik. kendisine hazır olmadığıma kendimi inandırmak için masaüstündeki pes6 segmesine abandım. konami yazısını da selamladıktan sonra açtım save'li mastır ligimi. önümde barcelona'yla oynamam gereken bir şampiyonlar ligi final maçı duruyordu. regulate condition'ı yaptıktan sonra maça başladım. geldi sol omzuma oturdu evcilleştirmeye çalıştığım maymunum gibi. gittikçe ağırlığını hissettirmeye başladı. şampiyonlar ligi kupası bile onu etkilemedi. bastırdı da bastırdı.
''ne var lan siktir git burdan'' diye çıkıştım. ''ileride çok arıycan beni bak, gel fırsatımız varken şu ilişkiyi doyasıya yaşayalım'' diye laf koydu. ''sevenler nasılsa bir gün kavuşur sıkma canını'' diyerek rövanşı alayım dedim, hakem golü saymadı. elimden tuttu, gözlerimin içine serptiği seksi bakışlarıyla beni yatağa sürükledi. beraber sokulduk yatağa. sol tarafımın üstüne yattım. bu, babama özendiğim yıllardan kalma bi alışkanlığım. o da uyuşturucu gibi bütün vücuduma yayıldı.
bütün iliklerime kadar esrar gibi yayılmasının getirdiği hafiflikle gözlerim ağır ağır kapanmaya başladı. o da artık iyice benimle bütünleşmiş bedenimin bir parçası olmuştu. kulağıma sürekli ''ilerde çok arayacaksın beni' diye sessiz sessiz fısıldarken dudaklarının biribirine temas ederken oluşturduğu hafif tükürük sesleri tahrik ediyordu. gözlerim kapandı. sonra üst kattan kıyamet sesi gibi gelen gacır gucur karyola sesinden korkup kaçmaya başladı. ''dur bir kez daha deneyebiliriz'' dedim dinlemedi. ''ben bi daha gelirim nasılsa'' diyerek bolkondan havalanıp gitti. bir sigara yaktım, 28. hafta lig maçından pes'e devam ettim. buna uyku camiasında kamyon devirme deniyor dostlarım.