Uyuyan Adam sadece kapitalizm'in işleyişinden değil, bir kurguya bağlı her türlü teamülden sıkılmış ve gidişata durmaya ibadet ederek karşı çıkmış tipik bir perec karakteridir.(neden: perec'in karakterleri tek yönlü aşırılıklara sahiptir)
ve evet... Oblomov'u çağrıştırır. Oblomov gibi olabilmek için insanüstü bir çaba da gösterir. Benliğinden dili, bacaklarından ince motor hareketleri menedebilmek için uğraş verir.
Ben bir de son zaman Bill Murray'ini bu gidişatta görmekteyim. broken flowers lost in translation
"İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar âleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan yaratma makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet."
( Uyuyan Adam - Georges Perec )