paran yoksa her yer uzak.
görüntü yönetmeni dışında Türk insanı için oldukça sıradan bir film...
gecenin bir saatinde uyuyamayıp izlediğim sıradan insan hayatını doğa üzerine kurulmuş kurguyla güzel bir nuri bilge ceylan filmi..
oruç aruoba(kim diye merka edenler neler kaçırdığını google eşliğinde anlayabilir)
seyretmedım
samimi bir film
Ne çok şey uzak. Yani ne kadar farklı uzak var. Film, kitap, şarkı, şiir, grup adı vs... Ne çok uzak şey var çevremizde. Gerçek olmasa bunlar olmazdı. Ulaklar vardı eskiden, atlarının sırtında kilometreleri günlerce taşıyan. Bazen bir savaş haberini, bazen bilmeden bir aşk mektubunu. Uzaklar için hep birileri olmuştur. Ulaklar, postacılar, uçaklar hatta... Ben istedim diye değil, başıma geldiği için uzaklarım oldu. Yarım olmayan bir uzağım olmadı benim. Yarısı benim, yarısı diğerinin. Uzağı böldüm ikiye, yarısı sende kaldı. İkimiz tek bir uzaklık gibiyiz.
Uzak bazen mesafeleri derinleştirir, bazen de hiç umulmayanın aksine yakınlaştırır... İzlerken filmi kendi mesafelerinizi sorgulayacaksınız; filmin herhangi bir karesinde oyuncunun yanında kendinizi öylece soğuktan donmuş, sigara dumanına sarılmış, en kötüsü yalnız kalmış hayallerinizin peşinde kimi zaman bıkkın, kimi zaman yürekli bulacaksınız... Bütün bunları da yaratan etki, filmin fotoğraf karelerinden oluşuyor olması; gözümü her kapayıp açtığımda her fotoğraf karesinde karakterlerin olduğu yerdeyim, içim acıyarak, yalnızlığı hissederek...
Ve farkedeceksiniz ki asıl kendi koyduğumuz mesafeler uzağı yaratan ve bizi yalnız kılan...
cesaretin yoksa her yer uzak...
gidecek yerin yoksa her yer uzaktır.
uzak artık dönüşü
bütün "ıraksamalara" yakın; gölsesine ise "uzak"... bakana ait olan sözcük...
annem....2 aydır valencia'da kadın.
ayrılış,diriliş . diriliş, tekrar dönülmez ise uzak
seyahat değil kopuş..
uzak nedir?
kendinin bile ücrasında yasayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbukı suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmus lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargi yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
bkz ismet özel
yakın olmayan.
Kıyafetlerimizle, sözlerimizle, yazılarımızla farklılaştırmaya çalıştığımız "kendimizin", "kendimize" has sandığımız sıkıcı, yakıcı ve kendimizden "uzak" yanlızlığımızın, aslında hiç de sandığımız gibi "benzersiz" olmadığını, bizi bize izleterek anlatan bir film...
*
Düzeni bozulmuşların, hesapsız bir şekilde hayallerine gidenlerin ve hayal kırıklıklarının, sigara dumanı olup "hayallerinin manzarası"na karışanların filmi...
*
Soğuk, beyaz bir limanda, "yan yatmış hayaller"ine, meraklı adımlarla gidenlerin filmi...
*
"Saatleri saklayanlar"ın, "aşkını kısırlarştıranlar"ın, "mesajları umursamayanlar"ın filmi...
*
Benim filmim...
*
Senin de filmin...
*
Filmimiz...
bu filmi sevebilmek veya anlayabilmek için hayata karşı bazı soruların sorulmuş olma şartı var bence. eğer sormuşsanız bu soruları ya da böyle dertleriniz varsa, filmin bi karakteri gibi hissediyosunuz kendinizi zaten. diyaloglar hep bildiğiniz, devamlı sorguladığınız cümlelerden oluşuyor. filmdeki kareler ise insanın kendi kendine kaldığı zamanlarda izlemlediği görüntülere ait sanki, orda da kendinizi kameranın yerine koyuveriyosunuz bi anda.
görüntülerdeki karlar altındaki şehir İstanbul ise filmin duygusuyla o kadar güzel örtüşmüş ki, o bildiğiniz şehir alabildiğince yalnız ve yabancı geliyor insana o haliyle, hatta biraz da ölümcül ve korkutucu.
belki de film haddinden fazla gerçek, biraz fazla acıtıyor insanın içini bu gerçekler. ve ansızın bitiveriyor fazla söze gerek bırakmadan da zaten.
kimileri filmin 3.cd’sini ararken bazıları çoktan uzak…
cannes film festivalinda en iyi erkek oyuncu (muzaffer ozdemir) ve en iyi yardimci erkek oyuncu (mehmet emin toprak) odullerini almıs tasra ve sehir insanını anlatan nacizane nuri bilge ceylan filmi. ne yazikki mehmet emin toprak ödülünü alamadan bir trafik kazası sonucu yasamını yitirmiştir. tamda ne kadar iyi bi oyuncu oldugunu kanitlamisken.