Ne çok şey uzak. Yani ne kadar farklı uzak var. Film, kitap, şarkı, şiir, grup adı vs... Ne çok uzak şey var çevremizde. Gerçek olmasa bunlar olmazdı. Ulaklar vardı eskiden, atlarının sırtında kilometreleri günlerce taşıyan. Bazen bir savaş haberini, bazen bilmeden bir aşk mektubunu. Uzaklar için hep birileri olmuştur. Ulaklar, postacılar, uçaklar hatta... Ben istedim diye değil, başıma geldiği için uzaklarım oldu. Yarım olmayan bir uzağım olmadı benim. Yarısı benim, yarısı diğerinin. Uzağı böldüm ikiye, yarısı sende kaldı. İkimiz tek bir uzaklık gibiyiz.
Uzak bazen mesafeleri derinleştirir, bazen de hiç umulmayanın aksine yakınlaştırır... İzlerken filmi kendi mesafelerinizi sorgulayacaksınız; filmin herhangi bir karesinde oyuncunun yanında kendinizi öylece soğuktan donmuş, sigara dumanına sarılmış, en kötüsü yalnız kalmış hayallerinizin peşinde kimi zaman bıkkın, kimi zaman yürekli bulacaksınız... Bütün bunları da yaratan etki, filmin fotoğraf karelerinden oluşuyor olması; gözümü her kapayıp açtığımda her fotoğraf karesinde karakterlerin olduğu yerdeyim, içim acıyarak, yalnızlığı hissederek...
Ve farkedeceksiniz ki asıl kendi koyduğumuz mesafeler uzağı yaratan ve bizi yalnız kılan...