biz heybelide her gece
mehtaba çıkardık
sandallarımız neş’e dolar
zevke dalardık
şarkıda geçen "mehtaba çıkma" fiilini türkçe’nin elastikiyetini kullanarak heybeli genelevindeki methap’a çıkmak ve zevklere dalmak olarak algılayan zihniyeti bakkaldan aldığım iki şişe efesle kınıyorum… esefler yetmiyor artık meramımı anlatmaya benim aziz sosyodaşlarım.
sokrates’in dediği kibin "hepimiz rüzgarın karşısında birer kum tanesiyiz". evrenin büyüklüğü karşısında insanoğlu ancak bir noktadan ibarettir, lakin ben yine de insanoğlunun kevni aleme çıkmasına karşıyım. dünya kibin güzide bir gezegenin dengesini tarumar ederek bin yıl içersinde hayatı yok edecek hale getiren altı milyar noktanın fezayı ne hale getireceğini tasavvur edemiyorum.
efendim; tarihimizde olsun, günümüzde olsun kevni aleme, fezaya, uçmaya karşı ilgi alaka gösteren herkesin başına bir musibet gelmiştir. hezarfen sürgün edilmiş, ilk rasathane padişah emriyle bir kadırgadan bombalanmış, astronomlar falcılıkla büyücülükle suçlanmış başlarına gelmeyen kalmamıştır. hostesi uçan memeli diye tanımlayan, uzay mühendisine “aç kalır bu” diyerek kız vermeyenler yine bizleriz. evime aldığım teleskop yüzünden mahallelinin karımızı kızımızı rontluyor suçlamalarından duyduğum üzüntüyü de hatırlatayım. şimdi kendi insanına bunu yapan zihniyet elin uzaylısını taşlamış çok mu?
bu köylü tebaası içün en kıymetli şey tarlasıdır. bütün bir sene o tarlaya gözü gibi bakar, çalışır didinir. gece ayılar, domuzlar, gündüz sığırlar, süneler, kımıllar yemesin diye nöbet tutar, ilaçlar, emek verir masraf eder. mahsul zamanı kazandığı para ile koca bir yıl geçinir. şimdi bu zavallı köylünün ekmeğinden olma korkusuyla, tarlasına zorunlu iniş yapan taa bilmem kaç nonolyon ışık yılı mesafedeki bir garip acayibül mahlukata karşı tarlasını, işini, emeğini koruma telaşını niçün yadırgıyoruz?
anadolu kültüründe göz hakkı denen bir şey vardır. köylü meyveleri toplarken, birkaç ağaçtaki meyveleri ise toplamaz ki gelip geçen yesin. şimdi efendi efendi gidip o meyveleri yemek varken, sen gecenin bir vakti adamın bağına bahçesine, hatta avlusuna girip, "hey dünyalı biz dostuz" de, bir selamın aleyküm bile diyeme, bir sürü ibibiklik et. ondan sonra kafana taşı yiyince kendini ışınla. kimse kusura bakmasın ama galaksi misafiri demem, allah ışınladı demem ben de girişirim böylesine…kızdım bak şimdi!