Vincent Willem van Gogh (telaffuz: [ˈvɪnsɛnt vɑn ˈɣɔx] ; d. 30 Mart 1853 – ö. 29 Temmuz 1890), Hollandalı ard izlenimci ressam. Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır.
Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra da Belçika'da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880'den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Paris'te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş; Güney Fransa'da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir.
Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resim ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888'de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir.
Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theo'dan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872'den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir.
20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve ekspresyonizmin öncülerinden kabul edilir.
en sevdğim tablo starry night 'ın biricik ressamı,mükemmel yetenek
boya badana işleriyle uğraşan emekçi bi abimiz
Starry Night
sarı rengin anlamı tahmin edildiği gibi delilik belirtisi değil, sakinlik belirtisidir. zaten tartışmaların büyük çoğunluğu bu sebepten çıkmaktadır. bu kadar çılgın-tabiri caizse- bir adam nasıl sarı rengi ağırlıkta kullanmaktadır. ayrıca bir rivayete göre çok sevdiği kardeşi theo için intihar etmiştir. "ne alaka" derseniz, ressamların resimlerinin öldükten sonra değer kazandıklarını bildiği için. "kardeşim zengin olsun". eğer böyleyse mükemmel bir fedakarlık.
bu amcanın son dönemlerindeki sarı renk saplantısını, bir şekilde gözlerindeki rahatsızlığa bağlıyorlar...
Alıntıdır..
Van Gogh'un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur.[21] Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh'un bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zaman içinde Van Gogh'un görüşünü bozarak nesneleri sarımtrak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogh'a hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir, ve yüksük otunun sarımtrak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.
post empresyonist ressam,sarı renkleri çok kullanması bence deliliğinin bi simgesi zaten
Amsterdam'daki müzesi görülmeye değer. Hele oda tablosu hiç posterlerdeki gibi değil, ışığı o kadar iyi kullanmış ki gerçek bir pencereden odanın içine bakıyorsunuz gibi.
her şey birden
bir anda
yok olabilir.
van gogh' un resimleri
kızılca kıyamet kopmadan sadece bir an 1 önce yapılmış gibiler
deliliğini tuvallere inanılmaz açık yansıtabilen gerçekden deli dahi...
fırça darbeleri taklid edilememicek kadar kendine özgüdür....
"Bir kafenin resmini yaptığımda,oranın delirebileceğimiz veya suç işleyebileceğimiz bir yer olduğunu anlatmaya çalışıyorum."
İçtenlikle yaşayabildiğimiz sürece her şeyimiz iyi olacaktır. Başımızdan gerçek acıların geçeceği, büyük düş kırıklıklarına uğrayacağımız, büyük bir olasılıkla birçok suç işleyeceğimiz her ne kadar kesinse bile, yine kesin olan bir şey var ki, ateşli ve cesur olmak - yapabileceğimiz tüm hatalara - karşın dar kafalı ve aşırı temkinli olmaktan iyidir. Birçok şeyi sevmek de iyi bir şey. çünkü insana güç kazandıran budur.
Gerçekten sevilmeye değer şeyleri sadakatle sevmeyi sürdürebilirse kişi, sevgisini anlamsız, değersiz, önemsiz şeylere ziyan etmezse, zamanla daha çok ışığa kavuşacak, güçlenecektir.
Van Gogh - Theo'ya Mektuplar
S. 33
oda resmi her zaman odamdadır
fırça darbelerinin,kişiselliği ve ona özgülüğü çok değerlidir,tablolarında beni en çok heyecanlandıran da onlardır.dönemin sanatcılarını çok etkileyen ve deli oğlana kulağını kestirdiği varsayılan apsinth in de van gogh la ilgili bir sayfada adının geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Starry Night over the Rhone
Belgeselde hasatalığının son safhalarında tablolarını yeme eğilimi gösteren deli şahsiyet.Saygı duyarız ama bokunu çıkarma be gogh
çok sonra anlaşılan...
ressam,kulağını kesti ve epilepsi hastasıydı..
Hollandalı ünlü ressam Vincent Van Gogh (1853-1890), insanlara "sarı rengi yeniden öğreten adam" olarak tanınır. Manik depresif bir ruh haline sahip olan Van Gogh, "bir rivayete göre" resme tapmasından ötürü kulağını kesmişti. Ona göre bir ressamın kulağa ihtiyacı yoktur, gereksiz seslerle beyni meşgul eder.
Hayatı boyunca yaptığı 900 kadar tablonun tek bir tanesini dahi satamayan Van Gogh, aynı evi paylaştığı Paul Gaugin ile dokuz hafta boyunca aynı çiçekleri, aynı kadınları, aynı meyve tabaklarını çizdi. Bu resimler, modern psikolojinin "algı" konusunda üzerine en çok tartıştığı temalardan biri olarak kabul ediliyor.
Van Gogh, sıkı bir moleschino kullanıcısıydı. Bugün kendi adına kurulan müzede sergilenen bu "akıl defteri"nin içinde bir de ilginç çizim var: Yakın arkadaşı Gaugin’e hediye etmeyi düşündüğü ve sayfaları bir resim albümü gibi açılan moleschino ’e çizeceği resimlerin taslağı!
Bu arada unutmadan: Van Gogh’a saygı olarak, onun adını taşıyan özel bir moleschino serisi çıkarıldı. Çizgisiz düz kağıda, fotoğraf albümü gibi sayfaların kat kat açıldığı, tamamen açıldığında üzerine resim çizebileceğiniz yaklaşık bir metre genişliğinde bir alan çıkan bir akıl defteri bu. Bir başka deyişle, "Usta"nın o çok sevdiği Japon minyatürlerini çizebileceği türden bir defter…
hiç bilenle bilmeyen bir olurmu....eleştiren kim niye eleştiriyorki.niye bilmediği köşesinden bece günün en kötü ahkamı tebrikler....ona katılanlarada bilinçsiz gençlik siz birde ihtiyar olsanız hiç.............