Ormanda uyuyan göllerde olduğu gibi
İki şeyle doludur insanın kalbi
Gökyüzü ve onun bulutları
Türlü renklerle boyar kıpır kıpır suları
Ve çamur derin, karanlık, kasvetli
Kirli sürüngenlerin sinsice gezindiği
Söylesem Söyleyebilsem Ah Derdimi
söylesem ah söyleyebilsem derdimi
mehtap bir gecede açabilsem sana kalbimi
göreceksin seninle dolu
desem, diyebilsem ki seviyorum seni
çılgınca aşığım sana
ama demem, diyemem
çünkü aramızda dağlar, denizler
ve benim o kahrolası gururum var
bu böyle sürüp gidecek
sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin
ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim
sana asla...
çünkü aramızda dağlar denizler
ve benim o kahrolası gururum var
Edebiyat dünyasının önemli isimlerinden biridir. Sefiller, Notre Dame 'ın Kamburu ve şiirleri ile saygıyı büyük ölçüde hak ediyor.
Ölmeden önceki son sözü ise; "Tanrı'ya inanıyorum,ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." dir.
"Akıl zenginleri, para zenginlerine acırlar.."
Sayın Server TANİLLİ'ninde yazdıgı gibi o bir deha...Çağı ve yaşadığı ortam bakımındanda bambaşka bir yazar Victor HUGO.
okumayı özlediğim yazar
büyük usta...
sefiller,sefiller,sefiller. ille de sefiller derim.
memnun oldum bende lowerman :)))
şaka bir yana henüz lise 1' e giderken richard bach'ın martı kitabını okudum ve hemen arkasına sefilleri okudum.hayatımda yemek yemekten ödün verip yapmaya devam ettiğim nadir şeylerden birisidir sefilleri okumak okumayan varsa üzülürüm onun adına...
güneşin atlarının yola çıkış saatiydi,
görkemli uyanışla boydan boya titreyen gök,
ötümlü kapısının her iki kanadını açıyordu.
aklar içinde şaşılası atlar görünüyordu şafakla,
onların ardında koskoca bir küre benzeri,göz dayanmaz,
pırıl pırıl koca arabanın değirmisi ışıldıyordu.
atları süren tanrının kolu seçiliyordu.
akilon dört atlı arabayı hazır etmişti.
dört yaman at altın göğüslerini şişiriyor
ilk adımlarını atarak;şahlanıyorlardı hala
karanlık alanla ışığa boğulmuş alan arasında;
yelelerinden,oradan tam,bir buğu yayılıyor gibiydi.
inciden, gök yakuttan,somakiden,elmastan,
doğanın derinliğine serpiştirilen,akıp giden bir buğu;
ilk üçü,bakışlar soylu,soluk coşkulu,
ışıktan çiy damlalarını silkeliyorlardı.
sonuncusu geceden yıldızları silkeliyordu(.....)
birden bir ışık huzmesiyle eğildi,
ve de perde aniden aralanmışken,
sonsuz neşeleri içinde müthiş tanrıları gördü
o şaşılası ve o güçlü varlıkları, o görünmezleri,
dipsiz derinliğin o bilinmezleri orada idiler işte,
vulcanus'un özenle işlemiş olduğu on iki altın taht üzerinde
asla tadına doyulmayan sofrada.
tanrılar nektar ve ambrosia içiyorlardı.
venüs beride,jüpiter ötedeydi.
sakin bir köpüğün beyazlığı üzerinde kypris
çıplak ve olağanüstü,dinleniyordu sere serpe.
kendisine dikilmiş gözlerin aleviyle kuşatılmıs olarak,
zaman zaman da övgü,aşk ve tatlı sözlerle.
bütün deniz onun saçlarında dalgalanıyordu sanki
keskin bakışlı jüpiter,bir ayağı kartal üstünde,dalgın duruyordu...
victor hugo
satyr, yüzyılların efsanesi, 1859
Paris'de Seine Nehri'nin hemen yanında Notre Dame klisesi vardır. Bunun zamanında eskilikten ve bakımsızlıktan yıkılmasına karar alındığı ve bu karardan Victor Hugo'nun romanı sonrası vazgeçildiği rivayet edilir.
Notre Dame 'nin yaratıcısı, kurtarıcısı olan Hugo, Notre Dame müzikaline ve onun eşsiz şarkılarına verdiği ilhamla da gönlümüzde yer edinmiştir.
İtalyan sanatçıların seslendirmesini daha etkili bulduğum bu müzikalden ''Belle'' yani ''Güzel'' isimli eser sanırım ''Beni mahfediceksin''den sonra en etkileyici olanı...
"mutsuzluk, yeteneğin antrenörüdür."
sadece eserlerini okuyarak . parisin her yerini öğrenebileceğiniz yazar.
kadınlarla ilişkilerinde ne kadar iki yüzlüyse militan yazar olarak geleceğin şair ve yazarlarına örnek biri.Le dernier jour d'un condamné'deki idam cezasını eleştiriş biçimi ve Napoléon karşıtı şiirleri umut verici..ayrıca yağlı boya eserleri de var
'düşmüş bir kadını asla aşağlamayın'
sefilleri okurken sefil olmuştum lisede ama anladımki degermiş..çünki etrafımda bunu wakit kaybı sanan o kadar cok insan varki..ayrıca dip not aslen bir şairdir kendileri efenim...
"Disons-le en passant, être aveugle et être aimé, c'est en effet,
sur cette terre où rien n'est complet, une des formes les plus
étrangement exquises du bonheur."
Mealen
"Yeri gelmişken söyleyelim, kör olmak ve sevilmek, hiç bir şeyin tam olmadığı bu dünyada gerçekten de mutluluğun en tuhaf biçimlerinden biridir." diye başlayan o olağanüstü pasajı yazmış olan kişidir.
Kendisine günümüzde gösterilen ilginin azlığı 21. asrın zırzırı cehaletinden ileri gelmektedir diye düşünüyorum.
oyun yazarıdır da. en meşhur oyunu 'hernani'dir. 'cromwell' oyununun önsözü, namık kemal'in 'celalettin harzemşah' oyununun önsözüne de tesir etmiş, fransa da romantizm için manifesto olmuştur..
Bu ustanın sefiller kitabını askerliğimi yaparken okumuştum ve aslında bana o süreç içinde ızdırap gibi gelen bir çok şeyin, aslında "hiç birşey" olmadığının farkına varmamı sağlamıştır. Özellikle sıkıntılı bir dönem geçiriyorsanız, gurbet, askerlik ya da bir aşk acısı çekiyorsanız itinayla tavsiye edilir, Victor Hugo'nun sefiller kitabı... O kadar sürükleyicidir ki sanki filmin içindeymişsiniz gibi yaşarsınız...
" aimer c' est agir " demiştir. sevmek davranmaktır.
sevmek sevdiğini belli etmektir.