Diğer Cronenberg filmlerinde bir türlü tamamlanamayan ve genellikle karakterin intiharıyla sonuçlanan "bedensel dönüşüm" çıkmazı, bu filmde aşılır ve Max Renn "long live the new flesh" repliği eşliğinde başka hiçbir Cronenberg karakterinin başaramadığnı yapar, "yeni et"e dönüşür, her ne kadar biz bu dönüşümün sonucunu göremesek de. Uzun lafın kısası sadece Cronenberg'in değil, tüm sinema tarihinin en özgün filmidir.
cinema tarihinin kilometre taşlarından biridir videodrome.
hastasi oldugum beni benden alan yıllar önce starda izlediğim karanlik filmlerin atası bir crononberg başyapıtı,bence gercekligi sorgulamasiyla benim gibi insanlarada, pekçok yönetmenede yeni bişeyler katmıştır. televizyonun birey üzerindeki etkilerini derinlemesin korkunç bir şekilde sortulqmıştır. ayrıntılı bilgi icin bknz crononberg halleri
çok küçüktüm ozamanlar. interstar da seyretmiştim bi gece vakti.. velilerim bilmem kaçıncı uykularındalar..
oğulları psikopatlığa ilk adımını atıyo kimse farkında değil.
bu filmden kısa bir süre sonra h r giger la tanıştım zaten bi tencerem vardı kapak yoktu.h r giger cuk diye oturdu. kore sineması japon sineması derken sahibinden az kullanılmış zottirik olarak hisse senetlerimi halka arz ettim
Bir David Cronenberg klasiği. Bu filmde yapılan göndermelerin haddi hesabı yoktur. 1983 yılında yapılmış bu filmden esinlenmiş bir çok film vardır. 8 mm, Tez ve hatta Ringu serisinin videoyu izleyenin lanetlendiği hikayesinde kanımca Videodrome esintileri bulunmaktadır.
80li yılların vazgeçilmezi olan video üzerine işlenen ağır ironi, insanın ne derece makineleşeceği sorusu ile birleşir bu filmde.
Filmin son cümlesi şudur :
"Long live the new flesh!"
teknoloji üzerine cronenberg in oklarını yönlendirdigi, esine az rastlanır cinsten, üst düzey film.
eleştirilerin ve göndermelerin sonunun olmadığı bir Cronenberg başyapıtı.Filmde ciddi bir ironi ile beraber mekanikleşen insanların,medyanın yönettiği dünyadaki gerçekliğin ne durumda olduğunun altını çiziyor.diğer biçok filminde de olduğu gibi kolay etkilenip yönetilen insan beyni bu filminde merkezinde.medyanın ve sanal dünyanın toplumlar üzerinde nevrozlara yol açabileceğini savunan Cronenberg'in en iyi filmlerinden biri.
Çocukluğumda vhs kasetten izleyip Cronenberg'in şaşırtıcı dünyasıyla karşılaştığım ilk filmi.
zamaninda star tv videodrome'u gostermisti gecenin bir vakti. 93-94 yillariydi sanirsam. (daha sonra birkac defa daha gosterdi.) Nice korpe beyin zarar gormustur zannimca. the brood ve scanners'da turk televizyonlarinda arzi endam etmistir. yine star olabilir suclu.
filmdeki bas kahraman bir sure sonra videodrome gercekliginde yasar ve ugradigi metamorfoz sonucu kendi vucudunu "new flesh" ile degistirir. o artik videodrome'un bir parcasidir. burada film bence bir sekilde virtual reality diye bagirmaktadir. bu noktada Stanley Kubrick'in 2001: A Space Odyssey filminin son sahneleri de yankilanir birazcik (cok degil ufak bir yanki, zor duyuluyor nerdeyse).
insanin siddet ve sekse olan egilimi toplum'daki gucler tarafindan kontrol altina alinip kullanilmak istenir filmde. medya bu anlamda cok onemli bir kontrol mekanizmasidir, aynen gunumuzde oldugu gibi.
televizyon'daki gerceklik, ister savas haberleri olsun, ister sacma sapan magazin haberleri olsun, isterse oturakli belgeseller olsun, gercek hayattan farkli da olsa seyredip inandigimiz bir gercekliktir. aynen viderodrome sinyaline maruz kalanlarin gercekliginin videodrome gercekligi ile yer degistirmesi gibi.
cronenberg'in istemeden de olsa 25 yil oncesinden bir tur teknolojik kehanetde bulundugu bir filmdir.
"videodrome'daki sanal hayat gercek hayattan daha gercekci olacaktir" der filmdeki profesor O'Blivion. "ve herkes kendi gercek isimlerinin disinda bir videodrome ismine de sahip olacaktir" buyurur, bizim su an kullandigimiz nickler gibi.
tum zamanlarin en iyi filmlerinden biridir bence. abartmis olabilirim ama abartmayi severim. cronenberg'i de severim. mercimek corbasini da severim ama onun videodrome ile alakasi yok.
"There is nothing real outside our perception of reality, is there?" - Brian O'Blivion
Tek cumleyle filmi ozetleyen en iyi tagline bence.