Aydınlanma çağının en sivri dilli filozofudur aynı zamanda. Hatta çoğu tarihçi hiciv yeteneğini ve söz söyleme ustalığını, felsefi argümanlarının sağlamlığından çok daha önde görür. Tanrının kötü olamayacağı ilkesinden yola çıkarak olası mükemmel evrenlerin en mükemmelinde yaşadığımızı iddia eden Leibniz'e "şimdi sana bir temiz sopa çeksem o da mükemmel mi olur" diye mektup gönderir, 1700'lerde bekaret hakkında şöyle der: "Bekaretin cehalet ile bilgi arasında bir bariyer değil de erdem olarak düşünülmesi insan ruhunun en çocuksu batıl inançlarından biridir."
Yine meşhur, "tüm katiller cezalandırılır, trompetler eşliğinde kitleleri öldürenler hariç" sözü onundur. En sevdiklerimden birisi ise "fethetmek yetmez, taciz etmeyi öğrenmeli" sözüdür.
"je hais vos idées, mais je me ferai tuer pour que vous ayez le droit de les exprimer."
"Fikirlerinizden nefret ediyorum ancak onları savunabilmeniz için hayatımı feda etmeya hazırım" demiştir. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet hakkında anlatılan kavun yiyen uşağı bulmak için milletin karnını deşmiş vs. sözlere karşı "Türkleri kadınlara ve sanata önem vermedikleri için sevmem ancak Bizans hükümdarından daha adil bir yönetimde bulunup onlar gibi camileri yakmak yerine kiliselerin tamamını korumuştur" anlamına gelen bir söz de söylemiştir.