Newton'un dünyasının bağışlanması insanlık için hayırlı mı olmuştur? Bu dünya Newton'un dünyası mı? Newton dünyasının sınırları nereye uzanır? Yahu dünya nedir?
"Dünya olduğu gibi olan her şeydir" denmiş örneğin, ve aynı adam "Söylenebilir ne varsa, açıkça söylenmeli; üzerinde konuşulamayan konusunda da susmalı." da demişti biliyoruz ki. Nedir peki büyük filozofun üzerinde konuşmaktan bu kadar çekindiği?
Zahir olana koşulsuz itaat etsen bile,itiraz edemezsin ki,bu madde dünyasının her bir parçası bir adamın kafasında fikirlerdi önce.
Şunu demek istiyorum; bu meseleler başka bir kavrayış gerektirir. O kavrayış bizde olmayabilir, Blake'in kafasına giremeyiz ama fikrin bir sonraki aşamasına geçip anlamak için çaba gösterebiliriz. Tabi tüm bu bilgi, bilgi olmayabilir. Safsata olabilir, ben ezoterik bir bilgiye sahip değilim, tersini kesinlikle iddaa edemem.
Blake bir kahin şair'dir, onun arkasından gelen kahin-şairlerin kimler olduğunu, onların arkasından gelenlerin kimler olduğunu, tüm bu geleneğin dalga dalga çağımıza erişip bugün hangi fikirlere,kişilere icazet verdiğini söylemeyeceğim, biliniyor zaten.
"If the doors of perception were cleansed, every thing would appear to man as it is, infinite"
bu ahkamlar topluluk yöneticileri tarafından 'önemli bilgi' olarak işaretlenmiş
william blake hakkında

~ ahkam var.
« sonraki sayfa
1 2 3
some are born to sweet delight some are born to endless night
tam bir Romantik denemez Blake icin... Betimlemeleri pastoraldir, dogru. Ancak kati inanci ve bir zamanlarki inancsizligi, zira ikisi arasindaki uyusmazlik hayatinin buhrani olacaktir, siirlerinde ve tabletlerinde israrla varolmus ve Romantizm'in icerdigi tatli bilinmezligi donup dolasip surekli "yaratan"a ve yazgiya baglamistir: Kaplan'i da koyunu yarattigi gibi yaratti Tanri; birini avci digerini mazlum kildi. Yaradilisin gizeminin inancini korukledigini dusunuyorum. Gunumuz tanimi herhalde "sofu" olurdu ama bagnaz olarak goremiyorum Blake'i ozellikle gravurlerini gordukten sonra... Can Wisdom be put in a silver rod? Or Love in a golden bowl? Book Of Thel
Eternity
He who binds to himself a joy Does the winged life destroy; But he who kisses the joy as it flies Lives in eternity’s sun rise.
William Blake
Bu zatı bana sevdiren, sitemiz mukimlerinden Selahattin Bey olmuştur. Kendisi, misal, bunun Kaplan! Kaplan! şiirinin de mütercimidir.
Bu Blake Bey, anladığım kadarıyla Bektaşî imiş. Bir de internet adresi verdiydi Selahattin Bey, diyemedim "Beyim, bizde gavurca ne gezer!" Şuracığa iliştireyim de bilen gençler okusun.
ulver'in aşşağıdaki dizelere beste yaptığı şair.willam blake sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.(uçacaksın uçacaksın havalara uçacaksın)
a song of liberty
[plates 25-27] [1.] The eternal female groan'd! It was heard all over the earth. [2.] Albion's coast is sick silent; the American meadows faint! [3.] Shadows of prophecy shiver along by the lakes and the rivers and mutter across the ocean: France, rend down thy dungeon; [4.] Golden Spain burst the barriers of old Rome; [5.] Cast thy keys, O Rome, into the deep falling, even to eternity down falling, [6.] And weep [and bow thy reverend locks.] [7.] In her trembling hands she took the new born terror, howling; [8.] On those infinite mountains of light, now barr'd out by the Atlantic sea, the new born fire stood before the starry king! [9.] Flag'd with grey brow'd snows and thunderous visages, the jealous wings wav'd over the deep. [10.] The speary hand burned aloft, unbuckled was the shield; forth went the hand of jealousy among the flaming hair, and hurl'd the new born wonder thro' the starry night. [11.] The fire, the fire is falling! [12.] Look up! Look up! O citizen of London, enlarge thy countenance: O Jew. Leave counting gold! Return to thy oil and wine. O African! Black African! (Go, winged thought, widen his forehead) [13.] The fiery limbs, the flaming hair, shot like the sinking sun into the western sea. [14.] Wak'd from his eternal sleep, the hoary element roaring fled away; [15.] Down rush'd, beating his wings in vain, the jealous king; his grey brow'd councellors, thunderous warriors, curl'd veterans, among helms, and shields, and chariots, horses, elephants: banners, castles, slings, and rocks. [16.] Falling, rushing, ruining! Buried in the ruins, on Urthona's dens; [17.] All night beneath the ruins, then, their sullen flames faded, emerge round the gloomy king. [18.] With thunder and fire, leading his starry hosts thro' the waste wilderness, he promulgates his ten commands, glancing his beamy eyelids over the deep in dark dismay, [19.] where the son of fire in his eastern cloud, while the morning plumes her golden breast, [20.] spurning the clouds written with curses, stamps the stony law to dust, loosing the eternal horses from the dens of night, crying: empire is no more! And now the lion & wolf shall cease.
kalaşnikofumu alıp sokağa çıkasım geliyor.
ulver'in adına iki cd lik albüm yaptığı şair.
hakkında kesilen bunca ahkamda sadece şairliğinden bahsedilmiş olması enteresan, bence ressamlığı şairliğinin önüne geçecek muhteşemliktedir. kendi kitaplarına yaptığı sulu boyalar, ilüstrasyonlar ve oymalar yanında; İlahi Komedya, Kaybolan Cennet ve İncil gibi kitaplar için hazırladıkları da dehasını gözler önüne sermektedir. bir çok rock müzisyeni 1 2 kendisine hayrandır. 2002 tarihli Kızıl Ejder filminde Ralph Fiennes'in canlandırdığı Francis Dolarhyde karakterinin ham yaptığı Blake resmi de bir İncil-Esinlenmeler ilüstrasyonu olan The Great Red Dragon and the Woman Clothed in Sun'dır.
romantik dönem ingiliz şairlerinin genç yaşta ölmeyen nadir örneklerindendir. diğerlerinin aksine, dönem arkadaşı s.t. coleridge gibi, epeyce yaşamıştır.
dead man'deki william blake karakteri bir yanılsama, boş bir hezeyan değil bu arada, william blake o. şair sıfatı üzerine bir çeşitleme çalışması diyelim. orphic trilogy'de cocteau fazlaca romantik de olsa, güzel açılımlar getirmişti bu meselelere.
Newton'un dünyasının bağışlanması insanlık için hayırlı mı olmuştur? Bu dünya Newton'un dünyası mı? Newton dünyasının sınırları nereye uzanır? Yahu dünya nedir?
"Dünya olduğu gibi olan her şeydir" denmiş örneğin, ve aynı adam "Söylenebilir ne varsa, açıkça söylenmeli; üzerinde konuşulamayan konusunda da susmalı." da demişti biliyoruz ki. Nedir peki büyük filozofun üzerinde konuşmaktan bu kadar çekindiği?
Zahir olana koşulsuz itaat etsen bile,itiraz edemezsin ki,bu madde dünyasının her bir parçası bir adamın kafasında fikirlerdi önce.
Şunu demek istiyorum; bu meseleler başka bir kavrayış gerektirir. O kavrayış bizde olmayabilir, Blake'in kafasına giremeyiz ama fikrin bir sonraki aşamasına geçip anlamak için çaba gösterebiliriz. Tabi tüm bu bilgi, bilgi olmayabilir. Safsata olabilir, ben ezoterik bir bilgiye sahip değilim, tersini kesinlikle iddaa edemem.
Blake bir kahin şair'dir, onun arkasından gelen kahin-şairlerin kimler olduğunu, onların arkasından gelenlerin kimler olduğunu, tüm bu geleneğin dalga dalga çağımıza erişip bugün hangi fikirlere,kişilere icazet verdiğini söylemeyeceğim, biliniyor zaten.
"If the doors of perception were cleansed, every thing would appear to man as it is, infinite"
"what demon hath formed this abominable void, this soul shuddering vacuum.Some said 'It is Urizen'. But unknown, abstracted, brooding secret the dark power hid."
Book of Thel
"her kim ki çocuğa kuşku duymayı öğretir cezası sonsuza değin kabirde çürümektir her kim ki bebeğin inancına saygı duyar cehennem ve ölümün üzerinden aşar"
gibi dörtlükleri ve "tanrı bizi at gözlüklülerden ve newton'ın uykusundan korusun" derken, içinde bulunduğu batini, metafizik duruşu gösteren bir adam olmuştur blake. ışığın atom ve parçacıkları fikrini komik bulması yanı sıra newton'ın etkilerini şeytanca bulması ahmaklığına dalalet etse de içinde bulunduğu ilhan irem tarzı spiritüel inanç skalasından aksini görebilmemiz mümkün değildir.
allah'tan tanrı bizi blake'in etkilerinden korudu da newton'ın dünyasını bağışladı. en güzelini başka bir şair söylemiş, blake'e kapak olsun:
"doğa ve doğanın kanunları saklıydı gecenin karanlığında: tanrı newton olsun! dedi ve hepsi kavuştu aydınlığa" alexander pope
Little Fly, Thy summer's play My thoughtless hand Has brushed away.
Am not I A fly like thee? Or art not thou A man like me?
For I dance And drink, and sing, Till some blind hand Shall brush my wing.
If thought is life And strength and breath And the want Of thought is death;
Then am I A happy fly, If I live, Or if I die..
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|