o ayazlarla baş edemiyorum.
ayaz da kalmış it..
içinde bi yerler açık kalmıştır, ceryan yapıyordur...
çeliği çatlatacak kadar sert mi ?
çatlaklardan sızıntı var.
bahtımın yazısı karadır benim. ellerinden is lekesi bulaştı. alnımdan bir mecnun öptü sandım,uyanıp anladım ki bu da bir rüyaydı...
Her kara kış arifesin de, biz, itinayla fırtınalara hazırlardık kendimizi. Çünkü bilirdik her fırtına zorlu bir savaş demekti ve biz sığınaklarımızı kaçmak için değil, savaş sonrası yaralarımızı sarmak için kullanırdık. Sığınak dediysek, olduğunun zıddını gösteren bir paravandan ibaret bir mahzen. Varla yok arasın da yani... Çünkü biz dosta da, düşmana da aciz görünmekten hoşlanmayanlardandık. Paravanı her çektiğimizde, Yaralarımız kabuk bağlamaya dönerdi, biz oynardık, sonra yine kabuk bağlardı inadımıza. Kara kışın sıkıntısı, hiç bir mevsim de rahat bırakmazdı bizi. Anladık ki tebdil-i mekan da değil tebdil-i hayatta ferahlık olabiliyormuş ancak. Sonra başka hayatlar kurmaya çalıştık küçük ellerimizle kendimize. Olmadı yapamadık. Onca yıllık yarenimizi bırakamadık. Sadakat elimizde tuttuğumuz camdan bir fanustu ve birimizden biri bıraksa tuzla buz olurdu. Kara kışa duyduğumuz bu sevgi çoktan nefretle kardeş olmuştu. Hayır, kabullenmiştik de bir bakıma. Hazırlıklarımız, paravanımız, elimizdeki fanustan sadakat, her geliş de bizi ezip geçen bir fırtına ve kabuk tutan yaralarıyla ağlamamak için direnen biz. Hayal kırıklığını tarif edebilir misin bana ey kara kış? Ağlamayı tarif edebilir misin? Ya sen sabretmek nedir bilir misin? Bir çöp kutusu gibi biriktirircesine sabretmeyi ve geri dönüşememeyi? Biz öğrendik sayende... Ve şimdi, bizi ezip geçtiğin enkazımızdan doğrularak ezberlerimizi bozmayı öğreniyoruz. ve ağlamayı da... Paravanımızı parçalıyoruz kara kış, Yaralarımızı gözyaşlarımızın tuzuyla temizliyoruz, ilişmiyoruz da, sessizce bir köşede kabuk bağlamalarını bekliyoruz sadece...
gitmek rüzgara aşıktı,ben gitmeye,rüzgar sese aşıktı ben sessizliğe,(arabesk:()
Yırtık uçurtmadan çıkar gibi her ruzgarda yüreğime tükürmesen olmazdı değilmi.. Şimdi ellerimdeki ip izlerini kader biliyorum, rüyalarımı kaçırmasan olmazdı değilmi....
nerden nereye eser bilinmez.. bir gitme sevdası tutturmuş yalpalanır durur ardında..
 |
bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|