hayatı güzel kılan senin nasıl yaklaştığın değil.. her defasında yaklaşmak istediğin yer. ve her defasında farklı bir yerden farklı bir yere tutunma isteği.. ve asıl olan kendin kadar cüssenle haddini aşan derinlik kavramından bas etmen... okyanusta batan bir geminin su yüzeyinde yüzen tahtaları kadar kendimize yakın değiliz... ve onlar kadar dengeliyoruz gideceğimiz yönün dalga gücüne olan direncimizi.. savrulmuşuz her bir yerden her bir toprağa ve her bir ağızdan her bir kültüre, renge ,dile ,inanca ,ruha.. en derini ile en yüzeyi arasındaki fark fosilleşmiş bir neandertal kalıntısı kadar gerçeği sunabilir yaşama.. yada sen en fazla bir neandertal değilsindir.. yada öylesindir...derinlik yada yüzey kimin umrunda. sen kendini umursadığın derinlikte boğuluyorsun zaten... yüzeydesin üstelik:
Tabi herkesin güzellik anlayışı birbirine uymuyor. Uysa idi beşerler sınıf sınıf ayrılmaz, kimse kimseye uyuz olmaz, sosyomat diliyle de "gözüm görmesin" denecek zat kalmazdı. Hatta ve hatta "gelin lo hep birlik kardeş olalım" tadında şarkılar bestelenmez, "kıl oldum ağbi" efsanesine şüphe ile yaklaşılırdı.
Gelin güzellik kavramını tabii bir yükseltiye benzetelim (istemeyen benzetmeyebilir, o onun güzelliği). Çayır, çimen, nehir, deniz bir manzara var ki baksanız gözleriniz Mustafa Kandıralı eşliğinde raks edecek. Fakat ne yazık ki o manzara ile aynı düzlemde olduğunuzdan pek de bir şey göremiyor, bütününü gözlerinizin altına alıp seyr-i alemde bir sigara tüttüremiyorsunuz. Şimdi çıkın bir tepeye. Az çok oldu değil mi? Nehri de pek iyi göremiyorsunuz ama en azından bakışınızı gezdirecek bir alan buldunuz. İnin tepeden, ileride tırmanması epey zor, düşme tehlikesi geçirebileceğiniz, zirveye ulaşmanın kolay olmadığı yüksek bir dağ var. Nefes nefese, epey kuvvet harcayarak, türlü takım badireler atlatarak oraya çıktığınızı farzediyorum. Alın işte, manzara ayaklarınızın altında salına salına geziyor. E değmedi mi bu zahmete? Şimdi bir sigara yakıp emeğinizin keyfini çıkarabilirsiniz.
Ayrıca yaşamın ayaklarını uzatıp yatmaktan ibaret olmadığını, zorlukların da hoşluklar kadar içeri buyur edilmesi gerektiğini hatırlatmayı borç bilir, bundan sonra yemek tarifleri kitabı yazabileceğimi anlamış olmaktan sonsuz sevinç duyarım.
Sıcakken servis ediniz.
kesinlikle. ne biliyosun ki ne hakkında dusunucen, tasalanıcan. bildiklerin kadar varsındır. otesi senin icin bisey ifade etmez. ama insan bilginin tadına varınca da gariptir ama alkol bagımlısı gibi bilgi bagımlısı oluyo, bırakamıyo hernedense. sonra da mutlulugun pesinden kos dur