beyinde oluşan bir aksama sonucu, o an ı ışık hızıyla iki kere algılamak suretiyle yaşandığı da iddia edilmiştir.algılama o kadar hızlıdır ve her şeyi yeni baştan oluşturur ki ilkini çok önceden hissetmiş gibi oluruz.
yaşadığımızı yaşadık, artık sadece hatırlıyoruz fakat bundaki bir aksamadır dejavu denilirse, kısmen katılırım.öğrendiğim çoğu şey sadece hatırlamama neden oluyor.çok temel prensipleri öğrenmişiz diye düşünüyorum.temel renkler desek bunlara, onlardan sürekli ton lar elde ediyoruz ve bugüne kadar yakaladığımız tonları çok sık tekrar etmekle birlikte, bugüne dek bulabildiklerimizin dışına çok nadir çıkıyoruz.
zihinde her şey mümkündür..
bir yerde okumuştum...beynimiz tıpkı bir kamera gibi gördüğü herşeyi kaydedermiş biz bunun farkında bile olmadan.daha sonra aynı ya da benzer bir durum,görüntü ortaya çıkarsa bize arşivden eski kaydettiği görüntüyü anlık sekansla yaşatırmış.ve biz de buna efenim aaa ben bu anı yaşamıştım deermişiz...
Çeşitli araştırmaların ortaya koyduğuna göre, insanların yüzde 50 'sinden fazlası, hayatları boyunca en az bir kez böyle bir deja-vü anını yaşamış. İçinizde uyanan belli belirsiz bir his o anı her ayrıntısıyla yaşadığınızı söylüyor ama kimse tam olarak hangisinin daha önce olduğunu bilmiyor. Önceden yaşanmışlık hissi genelde bir kaç saniye sürüyor. Yaşlılara oranla gençler ve genç yetişkinler daha sık bu rüyamsı hayata düşseler de, her yaştan insan deja-vü yaşıyor. Deja-vü özellikle stres nedeniyle çok bitkin ya da aşırı uyarılma hallerinde görülüyor. Buna karşılık, çok az insanda da rastlansa, bunun tersi de yaşanabiliyor. 'Jamais-vu '( jema-vü okunuyor.) Bu durumdaki kişiler tanıdıkları, bildiklerindeki bir yere gittiklerinde ya da tanıdık birisi ile karşılaştıklarında o yeri ya da o kişiyi hiç görmediklerini söylüyorlar. deja-vü Fransızca'da 'daha önce görüldü' anlamını taşıyor. İlk kez 1876'de Fransız Fizikçi Emile Boiraç tarafından kullanılmış. 20.yy boyunca psikiyatrlar, deja-vü'yü Freud'çu açıklamalarla bastırılmış duyguların geri çağrılmaya çalışılması olarak anlamlandırdılar. Bu 'Paramnezi' teorisine (ÇARPIK ANIMSAMA) o an yaşanan olayla, bir bunalımla ilintilidir. Ve bilinçaltına atıldığından artık belleğimizde ulaşılmaz durumdadır. Bu nedenle, benzer olay bir hatırlama yaratmasa da anlaşılması zor bir tanıdıklık hissiyle egoya esas olayı hatırlatır. deja-vü yaşayan birçok insan, bunun mistik bir güç ya da geçmiş yaşamlar, reenkarnasayon sonucu ortaya çıktığı kanısını taşıyor. Böyle düşünmelerinin nedenine gelince insanlar; olayın hemen önce ve hemen sonrasında zihin ve algılamalarının açık olduğunu, buna göre de durumun tek açıklamasının paranormal - telepatik- mistik bir güç olabileceğini söylüyorlar. Bu çıkarımla tatmin olmayan bilim insanları, uzun zamandır deja-vü'nun ardında yatan fiziksel nedenleri araştırıyorlar. Ancak sis perdesi henüz aralanmış bile değil.
Çünkü deja-vü'nün gerçekleşmeden önce herhangi bir belirtisi yok. Bu durumda da araştırmacılar deneklerin hatıralarına ya da belleklerine dayanmak zorundalar. Ne var ki durum o kadarda ümitsiz değil. Çünkü bilim insanlarının elinde deja-vü'nün tanımını ve çıkış nedenlerini belirleyebilecek yeteri kadar veri bulunuyor....
alıntıdır...