Van'dan Çukurova'ya göç etmiş bir Kürt ailesinin tek çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Erken yaşta babası onun gözleri önünde bir cinayete kurban gider. Bu olayın kişiliğindeki etkisi büyüktür. "Kimsecik" üclemesi çocuk yasta gecişrdiği bu travmanın bir anlatımıdır.
Çocuk yaşta adadolu aşık geleneğinden etkilenir ve köy köy dolaşıp hikayeler anlatır. Yine bu dönemde dolaştığı köylerde ölenlerine ağıt yakan kadınların ağıtlarnı kağıda döker ve daha sonra kitaplaştırır.
Abidin Dino ve Güzin Dino'nun yadımları ile Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlar . Bu dönemde özellikle Kürt illerinde yapmış olduğu ropörtajlar ve derlediği hikayeler geniş ilgi uyandırır.
Ardindan "İnce Memed" gelir. Gerisi malumdur.
Türkçeyi baştan yaratan şair Nazım Hikmet ise romancı da Yaşar Kemal'dir.
Anlatımında Anadolu'nun bütün kültürlerinin nefes alıp verdiğini hissedersiniz. Okurken sanki kelimelerin arkasında bir müzik çalıyormuş hissiyatına kapılırsınız. Özellikle Akçasazın Ağaları üçlemesi(henüz üçüncüsü yayınlanmamış olmakla beraber) romancılığının doruk noktasıdır.
bu abidin dino'da ne ressamım be ! herkes kendisinden mutluluğun resmini istemiş zamânında. ben olsam, bana her gün etimde hissetdiğim ızdırabın resmini çiz abidin derdim ama o başka konu. yaşar kemal'e dönelim ;
demirciler çarşısı cinayeti isimli romanın tenkidini bitirirken şöyle der cemil meriç:
demirciler çarşısı cinayeti , gerçek bir cinayet .. şuura , idrake , zevke , türk diline karşı işlenmiş . ne bu karalama tomarının , ne yusufçuk yusuf'un romanla en uzak bir münasebeti var . hele bilimsel dünya görüşü , insanı kahkalardan çatlatacak bir yakıştırma . yaşar kemal , haddini bildiği zaman bir ümmi-i âriftir . bir köy odasında tatlı tatlı hazreti ali cenkleri anlatabilir , kasaba kahvesinde saz çalmak da gelir elinden . coşkun bir muhayyile , ayıklanmamış bir dil , tam bir "halk ozanı" . bu zeki anadolu çocuğunu , azgın bir grafoman yapan , mesuliyetsiz tenkitçilerle reklam sınıfı . biz yaşar kemal 'in bu çıkarcı veya ideolojik övgülerle kendinden geçmemesini temenni ederdik . mütevazi kabiliyetleriolan bu arkadaş , nobel peşinde koşacağına daha çok okusa , daha az yazsa , hem kendisi hem de edebiyatımız için hayırlı olurdu . merimee korsika 'nın ezelî derdi olan kan gütme geleneğini yüz sayfa içinde romanlaştırmış . bu kadar cılız bir konu , altıyüz sayfada anlatılmaz . destanlar çağı çoktan kapandı .
hayatını kalemiyle kazanan bir yazar , bu yalancı alkış tufanı karşısında elbette ki kendini kaybedecek . kitap bir ticaret metaı oldukça , yaratıcı ister istemez esnaflaşacaktır . ödüller , kabiliyetin teşvikçisi değil , öldürücüsü . okuyucudan özür dileriz : "edebiyatın , sanatın , düşüncenin grafomanlara karşı korunması , ülke sınırlarının barbarlara karşı korunması kadar kutsal " diyor bir psikolog , grafomanlara ve beyin sömürücülerine
kırk ambar'dan
muharrirden çok münekkitlere yüklenmiş üstad . yaşar kemal 'i okumadan haklı veya haksız diyemiyeceğim .