bazı vakitlerde daha çok bakıyorum geçmiş/e.
yaşlandığımın delili olabilir belki bu durum. insan yaşlandıkça günlük şeyleri unutur ve fakat uzak geçmişi tüm ayrıntılarıyla hatırlarmış.
'hayat' kelimesi harflerinden 'hata' kelimesinin yazılabiliyor olması ne acı bir tesadüftür. (neden böyle ayrıntılara dikkat ediyorum?)
hayat ve yapılmış hatalar her gün daha çok düşündürüyor. daha çok geliyor gözüm önüne geçmiş. tutulmuş köşe başlarından geçmeden yol almaya çalışmak ile mutluluk denilen o vahşi havvanı dizginleyebilmek arasında geçen, çarkları arasında nece güzel gözü harcamış bu hayatın kayıtları, sanki zamanı ayarlanmış gibi böyle yağmurlu akşam vakitlerinde hissettiriyor kendini durmadan.
-eve döndüm- evim âh.. [Şimdi ev gebedir]
çetin yolculukların müphem duraklarından sonra, işte bu kenti ev biliyorum. haliç'te beyoğlu'nun ışıkları, öylece duruyorum. [bu duruş en zarifi duruşların]
ve sen.. meskûnum. duruşumun müsebbibi. hatalarımın en yalçın tepesi. hep böyle zamanlarda büyüyorsun, daha, daha.
eğer bir kadın bir erkeği severse dünya el değmemiş ağaçlardan bir ormana dönüşür. ne çok kıymetlisin. ne çok biliyorum şimdi kıymetin ne demek olduğunu. ne çok şey hatırlıyorum senden şu çürümüşlüğe inat. [sevdim/mecburdum/aşkın mavi hâlisin/göğe başımı her çevirdiğimde gördüğüm] şunca yıldan sonra hâlâ..
sesim çopurlanıyor. duman soluyorum. yüzüm yaşlanıyor. ve ben göze alamadıklarımın kaybettirdiklerine nâmeler düzüyorum.
-eve döndüm-
içine seni koymamadığım yere ev denir mi? usuma kazınan kasımın yağmuru ıslatmıyorsa ayni vakit aynı yerde biz'i; eve dönmüş sayılır mıyım? [aşktan sonra sarhoşluk günümüz ülkemizde/sevine sevine/sağlığının elleri uzansaydı dağların eteklerine yer'in şarkılarına/aşkın mağara kovuklarındaki şarkılarına/ilkel bir duyguyla bağırır kalırdım] kalamadım..
aşk; gözün gördüğünden ötesini göze almak değil miydi? [senin uzun uzun bakmaların/dı benim tutsak yaşantılarım]
şu metinlerin tanıklığı olmasa hiçbir yüze bakmak gelmezdi içimden.
bilmese idim sevmeyi; adı adına benzeyen bir çocuk sahibi olabilirdim. adı adına benzeyan adam kadar cesur olabilse idim; adın adımın yanına yazılabilirdi. [yazık şairler kadar cesur değilim]
yazılmış her harfin senden ibaret olduğunu bile isteye inkâr edip durdum şunca yıl. şunca yıl sonra bile yazılacak her harfin başlattığı yağmurdan kaçmaya çalışmaktan ibaret seni sevmek. ben hâlâ bile isteye korkağım. sesim çopurlandı ve davûdi bir gürültü beynimin işgâl etti.
evimdeyim ve şarkım kulaklarımda. kâlbimin dönüş yolları yakın görünüyor.
[durdurun gece hücumlarını/artık aşk insan kalbine sığmıyor]