1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

yadigar ejder beni tanımlar diyenler

toplam 5 kişi bulundu. 5 adedi gösteriliyor.

yadigar ejder hakkında yadigar ejder

~5 ahkam var.

    Çok severdim ufakkende şimdide yadigar abiyii şu link deki yazıları sizle paylaşmak istedimm

    Sinematürk adlı index sitesinde Yadigar ejder'le ilgili sadece şu bilgi var "Taksim Parkında donarak ölmüştür"
    Onu sevenlerin içini burkan bu ama daha da acısı hakkında başka da bir şey bilmemize gerek yokmuş gibi davranan bu yaklaşım çok canımı sıktı. Tam 56 filmin emektarıdır Yadigar abimiz. hep kötü ve aptal adamı canlandırmıştır ama ben çocukluğumdan beri de içten içe sevmişimdir onu. Cücü'de oldukca pataklamıştı ama asıl Kemal Sunal'ın dayak adamı idi. Asıl soyadı onun ruh haline daha çok yakışan "Kuzu" dur ama filmlerde canlandırdığı karaktere yakışmıyor diye kimbilir hangi aklı evvel yapımcı yada yönetmenin önerisi ile Ejder olarak değiştirilmiştir. tam bir set emekcisiymiş... Ali Murat Güven abimizin anlattığına göre sette her işe koşar, ışıkcılara yardım eder, ekibe çay taşır, kavgaları ayırır, küskünleri barıştırmaya gayret edermiş. Dünyayı Kurtaran Adam filminin setinde çalışma şartlarının etkisiyle herkes birbirine girerken Zavallı Yadigar abimiz Peluş canavar kostümünün içinde kavgaları ayırmak için uğraşırmış...

    "asıl adı adnan enbiyaoğlu olan sivaslı oyuncu. yeşilçamdan kader arkadaşı cem erman onu şöyle anlatmış :"yadigarla bir gün parasızlıktan taksim parkında oturuyoruz. karnımız aç. bir ekmek ve biraz kaşar peyniri alacak para çıktı ikimizden; ucundan ucundan yedik. hiç unutmam çok sıkıntıdaydık. yadigar çok sevdiğim bir arkadaştı fakat çok garip öldü. kebapçı mehmet vardır parmakkapı'da. yadigar tuvalete giriyor. çıkmayınca merak edip kapıyı kırıyorlar. tansiyon yükselmesiyle tuvalete düşmüş. yüksek tansiyondan beyin kanaması, zaten ayaklarından da hastaydı. şakacı, hoş, çocuk ruhlu bir arkadaştı. öyle bir adam türk sinemasına kolay kolay gelmez. çok efendiydi, çok utangaçtı. herkesin yardımına koşan altın kalpli bir zavallıydı. nasıl bir yılmaz güney, bir ayhan ışık gelmeyecekse, bir yadigar ejder de gelmez."

    kaynak: akbayır, s., edebiyat karın doyurmaz çay içirir, yolcu dergisi yayınları, 2006

    nzma   05 Mayıs 2008 20:29   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    sanırım parkta donarak ölmüştü. sen tut bilmem kaç seneni türk sinemasına ver, sonra da bir evin olmasın...

    woodoowoodoo   09 Şubat 2007 19:11   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    herhangi biri. ya da çok özel biri.

    yüzleri çok tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde. varlıkları sadece başkalarının varlığını güçlendirmekle tanımlanan insanlar vardır. herhangi birileri, falanca ya da filanca. adı, soyadı hiç önemli değil. başkalarının statüleri uğruna aşağılanan, itilen, hırpalanan gerektiğinde ölümlere gidip gelen insanlar.

    ya da figüranlar diyelim biz bunlara.

    perdenin hazin yüzleri.

    adları sinema afişlerine yazılmayanlar. yüzleri tanıdık, isimleri bilinmeyen insanlar. belki de kahvedekilere en çok benzeyenler. yeşilçamda da kahvede oturmazlar mı iş beklemek için? inşaat işçilerine ne çok benzerler. bir yapımcının kahveye girip de iş dağıtmasını beklemek.

    makyajsızlar...

    senaryoyu okuma ihtiyacı olmayanlar. filmin bir yerinden girip, öylece yok olanlar. dayak yiyip, ölüp, çay dağıtıp, durakta bekleyip filmden kopup gidenler. hayatın ıssız sokaklarında gezip, filmin ayrıntı karelerinde yer bulanlar. makyaja ihtiyaç duymayan figüranlar.

    onlardan biriydi yadigar...

    iri gövdeli, uzun boylu, seyrek dişli, çirkin bir adam. kötüler hep çirkin olmalıdır değil mi?

    filmlerde eşşek sudan gelinceye kadar dayak yerken tanıdık bu iri adamı. bazen cüneyt arkın dövüyordu bazen de kemal sunal. şabandan dayak yemesi ne kadar da trajiktir. eğer günlük hayatta olsa hepsini dövebilecek niteliktedir yadigar. gel gör ki dayak yemek için para almaktadır. o da dayağın en iyisini yer.

    o dayak yerdi biz gülerdik. kahramanımız gözümüzde büyürdü ona dayak atarken. o kadar iri bir adamı dövebilmesine hayran olurduk kahramanımızın. o ise sesini çıkarmadan içtenlikle yerdi dayağı. hep kötü bir babanın adamıydı yadigar. iyi insanlara saldırır, kötülüğe hizmet eder, haince kahkahalarla gülümserdi.

    sahiden o kadar kötü olabilir miydi?

    diğer figüranlar onun kadar iri olmadığı için onun dayak yemesinin ayrı bir anlamı olurdu. işi daha önemli hale getirirdi. en son o dayak yerdi. final döğüşü olurdu. onu dövmenin önemi hepsinden çoktu. çünkü en dövülemez olanı oydu.

    bu sahneler hiç değişmedi. yani onun bir kez olsun dövebildiğini ve böylece filmin bittiğini görmedik. senaristler hiç sürpriz yapmadılar bu iri adama. günlük hayatın akışı, kaderin tecellisi hiç değişmedi. ismi anılmayanlar, makyajsızlar hiç finalde tutunamadılar. filmin acı karelerine malzeme olup, yitip gittiler öylece.

    yeşilçamın figüranlar kahvesinin kasvetli havası sinmişti yadigarın üzerine. gülümsemiyordu koca adam. günler boyu iş beklemek sonra filme girip bir ton dayak yiyip çekip gitmek. yediremiyordu kendine ama ekmek parası işte. emekçisi olmuştu sinemanın. öyle bar köşelerinde değil filmin içinde emeğini konuşturuyordu yadigar. türk sinemasının binlerce karesine görüntü vermişti. varsın ismi de bilinmesindi.

    gerçi hayat zordu. iki film yapıp imaj yapanlar, soyunanlar, dünkü çocuklar parayla oynarken yılların sinema emekçisinin karnı günlük doyuyordu.

    bugün doyuyor yarını bekliyordu koca adam.

    son zamanlarda işleri iyi değildi yadigar'ın. parasızlık çekiyordu. birileri ün, para, imaj peşinde koşarken yadigarın durumu gitgide kötüleşiyordu.

    hey gidi koca adam.

    her yanını utanç kaplamıştı. dayak yemekten büyük bir utanç. iyice parasız kalmış karnını doyurmakta güçlük çekiyordu. kirasını ödemeyeli çok zaman olmuştu. tek göz bir odaydı kaldığı. buna rağmen kira parası bulmakta güçlük çekiyordu.

    bir gün evinden çıkardılar yadigar'ı. kimi kimsesi yoktu istanbul'da. buz gibi soğuk bir gece vakti taksim'e çıktı birkaç parça eşyasıyla.

    havada hain bir soğuk kol geziyordu. kimsecikler yoktu koca meydanda.

    buralarda ne kadar çok dolaşmıştı.

    bir banka uzandı. ellerini bacaklarının arasında ısıtmaya çalıştı.

    öksürüyordu epeydir koca adam. uyku girmedi önce gözlerine. yarını düşünüyordu.

    sonra yorgunluk çöktü. ağır ağır kapandı gözleri.

    bir uyudu, bir daha uyanmadı.

    bir uyudu, bir daha dayak yemedi kimseden.

    bir uyudu, kimseler bilmedi ismini.

    bir öldü, yalnız taksim meydanı ağladı koca adama. sokak köpekleri tuttu yasını.

    yaşamın son karesini asillere yakışır bir onurla oynadı adam.

    bir figüran gibi öldü; kimsesiz, yalnız, gözyaşı dökmeden....

    citygirl   08 Şubat 2007 01:31   aferim     (5 puan)  |   Yk 

    ben cok uzulmustum oldugunde ya :(
    tokat manyaa cici insan...

    ffwd   30 Eylül 2006 12:51   aferim     (1 puan)  |   Yk 

    huzur icinde yatsın boyu posu gibi yüregi olan insan, babam birgün tanısmıs kendisiyle banklarda yatıp kalktıgını anlatır dururdu... gercek yesilcam emekcilerine sonsuz saygı duyuyorum, keske birseyler yapabilsek..

    Pinch   30 Eylül 2006 12:50   aferim     (2 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :nekimako

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage