bi' de böyle yalçın küçük'le dalga geçme durumu vardır ki eyvah eyvah... biz ancak oturur okuruz, oturur dinleriz yalçın küçük'ü. katılırız, katılmayız. aldığımıza bakarız. yalçın küçük'le dalga geçmek kimin ne haddine (ancak can yücelin falan haddine olabilir, evet.)! yahu sorarlar adama; sen kimsin de yalçın küçük'ü tiye alıyorsun... küçük müçük değil, koskoca yalçın küçük be abicim, boru mu. tamam, garipsenebilir, ama saygısızlaşılamaz.
bence de çok komik giyiniyo' meselâ; kafada kalpak, lacivert gömlek, kırmızı kravat, sarı ceket falan... ama karşımda dursa, "hocam bu ne allasen; bu yaşa gelmişsin, doğru düzgün giyinmeyi öğrenememişsin." demem. ellerimi bacaklarımın arasında kavuşturur, pısar, dinlerim. "hııı, öyle mi, olabilir tabii" falan derim...
not: altta yazanlara değil lafım, onlarda bişiy yok. genel olarak şeettim...