Bir rivayete göre tedavisi mevcutmuş.
bu bir kutsal kitap, okudukça anlaşılan...
harf hataları daha sonra yapılacak olan kutsal kitap gerçekten bir mucize mi çalışmalarında kafa karıştırmak için yapılmıştır.
kimseye güvenmemeyi öğrenmek gerek zira, akşam bakkaldan 4 bira alıp iki poşete koyduğumu gören bakkala açıklama yapmak zorunda kalmıştım; "içmeyeceğim, eve sağlam gidebilmek için silah niyetine alıyorum"
e hergün elimde sopayla gezemem ki.
arjantin caddesinde birisi eğer elinde kafeteryaya girip insanları tararsa onu en iyi anlayacak benim. sebepsiz batıyor bana orası...
benim ferrarimin olmaması tamamen bir tesadüftür, yerinme boşuna. hasbelkader dışkapıdaki bir bakkalım bozuk buzdalabının içindeki meyve suyunda olmak benim tercihim değil dimes kamyonunun azizliğidir.
ferrarin var diye erinme, salak paslı bir 7,65 mermiye herşeyini kaybedebilirsin...
depresyonun en büyük teşhislerinden birisi de neden ben allahım'dır.
ben onu geçtim neden o'ya geldim.
bakın az sonra yemek molası için ayrılırken bu konu ile diğer yalınlara da ufak bir konferans vereceğim. biliyorum sıkıldınız ama, bu benim hikayem, istemeyen okumasın...
hep birşeyler vardır onun için ikaz edecek;
üstünü giy üşüyeceksin, dolaptan su içme hemen, az iç şu sigarayı, yavaş gitsene biraz daha.
hep sallamadan yaşadım ben bu uyarıları.
ya şimdi; biri olsa da bir şekilde üstüme düşse, benim için endişelense.
yalın kalmanın durumu bu!
olmayacak şeyleri hayal etmek.
bir arkadaşım güneydoğuda baya bir gezip geldikten sonra "ankaranın ayakkabı boyacılarını bile özlemişim" demişti.
eh be yalınlık bu kadar mı iyi anlatılır...
yalın olmayı bıraktım artık yumakla oynuyorum tarzındali liseli kız
"yanlız çarmıhını içinde taşır,kimliğini kaybeder,ruhunu kaşır,kendini evde unutur evi kendinde.
yanlız terliğine darılır,yastığına sarılır,yorganına kızar,kanepede uyur.
yanlız çok tutumludur,düş'ünden tırnağından artırır hep içine atar.
yanlızın bindiği taşıtlar kendi içinden geçer.
yanlızın toplu fotoğrafları bile vesikalıktır."m.ü
N'oluyor sonra;
biraz aşık olmak istiyorsun; yasak olduğunu bile bile; /ama hayalinde/ olsun,
- sen yalınsın; sana çoğulu yasak ettik biz; değil mi ki onlar inkar edip helak olanlardır...
özür dilerim, bilemedim, ben... eee...
- sus!
peki, sustum ama var benim aklımda bir sevgilim, böyle keçi gibi bir şey, kıvır kıvır saçları var, bence güzel, zaten bence güzel olanı makül, ama şşşşş, kimse duymasın, bu benim içsel sevgilim...
yalın ; bir insanın neden ismi yalın olur ki? bir baba oğluna yalın ismi koyarak neyin intikamını almaya çalşır ki?
haaa bak benim cep telefonum var naber; kalabalığım ben sim kartındaki isim listesi kadar kalabalık, hey ya! nasıl unuttum, gördün mü kalabalığım ben kalabalııııııııııııık. heyyyy yaaaaaaaa!
- gece sim karta sarılıp yatarsın sende o zaman
:`(
elde var hüzün bir de sim kart
bana yalınlığın matematiksel formülünü versene:
Ben÷ben=1 (o sonuçtaki 1 ... gene benim, gene tekim, gene yalın,)
offf; ne zaman hissettim biliyor musun
24 yaşındayken
hepsinden çok koyan bu oldu zaten
bir gece
ansızın uyanıp ateşler içinde yanarken "anne" dedim "su... yanıyorum" dedim
gözümü açtım zor bela, dudaklarım çatlak içim kavrulmuş, dilim kupkuru ağzımda acırken
ayın ışığı perdesiz penceremden girip yerde ayna gibi parlarken,
hiç biriniz yoktu
zor bela dönüp yatak içinde
ağlayarak uyudum
ve o gece
bir daha hiç uyanmamak için sabaha kadar dua ettim...
yalın olmaktan mütevellit kırgınım
sürekli yalnız olmak insanı gayet kendisiyle sorgulamak zorunda bırakıyor: "neden ben"
yalın olmaktan mütevellit unutmak:
sosyal hayatı konuşmayı düşünceleri ve hayallerini unutmak. bunları kurgulamayı bırakmak, kaderci olmak teslimiyetçi olmak.
yalın olmaktan dolayı rahat olmak;
hesap vereceğin kimsenin olmaması insanı rahatlatıyor, ne yediğime ne kadar sigara içtiğime kimse karışmıyor,
yalın olmaktan mütevellit zengin;
bu biraz daha mahrumiyetle alakalı, alabaileceğin en pahalı şeyin 7 ytl olması para harcamanı engelliyor ve kazandığın herşey cebinde kalıyor (yazarımız burada internetten alışverişi bilmediğini anlatıyor)**hamiş: belkide kredi kartı yoktur, vardır veya devletin bankaları ile kredi kartı sorunu yaşamaktadır, dedik ya depresif, kimseye güvenmiyor...
yalın olmaktan mütevellit zırvalıyor:
onbin defa big lebowski izleyip gereksiz her karesine saatlerce gülebilcek kadar kendinden geçmiş.
yalın olmaktan mütevellit asabi:
hayatı filmlerden öğrenmek istiyor ama metroya geldiğinde kapıdan geçmek sarı çizgiye basmamak için uzun atlamacı gibi adım ayarlamaya çalışırken güvenlik kameralarına takılıyor, bir sonraki istasyonda trenden terörist muamelesi görerek indiriliyor veya seğmenler parkında fotoğraf çekmek istediğinde yine terörist muamelesi görerek güvenlik nedeniyle engelleniyor... halbuki bilmiyorlarki bu arkadaş insanlar metroya daha rrahat binsin diye sağ kulağının işitme yetisi kaybetmiştir. (zira hep led zeppelin parçalarında neden bateri yok allah allah diye şaşmıştım... hep sağ kulaklıktan geliyormuş bateri sesi)
yazarımız hikaye peşindedir... ikinci bir yazı tura senaryosu olmuştur... yazacak binlerce şeyi olmasına rağmen yalnız olmaktan mütevellit duygularını kaybetmiştir. en büyük acısı tuvalete gitmektir, böbrek taşları azmıştır.
yazar okuyuculara vermiş olduğu rahatsızlıklardan dolayı özür dile
aslında hep birimiz bilgisayar başındayız
atilla atalayın dediği gibi yalnızlık aletleri kullanıyoruz.
ve burada kurduğumuz arkadaşlıkları yalnızlığımızdan kurduğumuzun savunmasını yapıyoruz...
asıl açıklaması şudur ki; biz yalnızlığımızı pekiştiriyoruz...
ve bu yalnızlıktan bizi kurtarmaya gelen anne, baba, eş dosta gayet depresif bir tavırla "uza ders çalışıyoruz" tribi atıyoruz...
bu nedir?
işte yukarının açıklması...
bırakın çevremizdekiler bizi kurtarsın
(be adam o zaman sen ne çöp yemeye buradasın? diye soran gafillere sesleniyorum; ben depresifim yalın olmaktan mütevellit)