Benim gözyaşlarımla git yalnızlığa, kardeşim Kendinden öte yaratmak isteyeni severim ben ve böylece yok olanı...
Yalnızsan güçlüsündür ya da öyle olduğuna inandırırsın kendini.Bi süre sonra aynaya bakmaktan korkarsın.Yanlızlıktan yanlışlıkla ölen var mıdır acaba diye düşünmeye başladığında işin suyu çıkmıştır artık.Bi faydası olmaz sanırım korkma ben de yalnızım demenin, ürkütmekten başka...
En lezzetli meyve.
Ama yasak meyve.
Bir kere tadınca,
Onca kalabalığın içinde yalnızlıkla başbaşa kalır insan.
Ağız tadı,kulaktaki tını hep aynıdır.
Deniz kabuklarından bile ses çıkmaz.
Sigara üstüne sigara.
Hergün aynı yolu yürümek.
Yürürken hayal bile kuramamak.
Anlatılacak anıların olmadığı bir hayat.
Kısa cümlelerle konuşmak.
İçsel bir yolculuktan ziyade,anlamsızlıklarla dolu bir inatlaşma.
ömür boyu.
yalnızlık paylaşılmaz,paylaşılırsa yalnızlık olmaz...
yalnız insanın ihtiyacı olan tek şey yalnızlık duymasını sağlayacak olan bir toplumdur yani başkalarıdır, bu da yalnızlığın en büyük ironisidir. diğer ironisini burada yazmiştım, ahkamı tekrar etmeyelim.
Bir kervanın yolunu gözleyen çöl ortasında taştan bir su kuyusuyum....İçimde yılların birikimi gözyaşları.Köklerle sabitlenmiş biçareyim....Beklemedeyim...Gelipte başımda duranlara bir damla keder bir avuç hayalkırıklığı ikramımdır; da gelenim yok!Bitmek bilmez bir rezervin ortasında kazdıkça acı indikçe derinime ızdırap.
Çıplak sert kayaları döven ölüdeniz dalgasıyım.Kapakara....Ne bir hayat kıpırtısı var içimde nede ben canlıyım.Ölüyüm!!!İçim çekiliyor kabarıyorum ve hırsla ve öfkeyle ve hüzünle "yapabildiğim tek şey olan" o
bildik sert kayalara çarpıyorum.....Bir neden yaratıyorum kendime; oymak, aşındırmak...Bana benzeyen yada en azından andıran bir dost yaratmak icin...Bu aciz haykırışım cılız bir iniltiye dönüşüp giderken diher yanlızların arasında; ben tekrar geri çekiliyorum!Küfürlerle nidalarla tekrar çarpabilmek için.......
ne güzel birşey,keşke herkes hayatının bir kısmında kendiyle yalnız kalabilse
tanrı ile ortak yanımız...
insana kendi kendine yetmesini öğretir. çünkü yalnız kalan insan anlar ki bu sefer ne ilk ne de son olur.
onunlada olmuyor onsuzda seviyorum aynadaki serseriyi
Kendi hayalinle başbaşa kaldığın, yüreğindekileri açığa çıkardığın tek yerdir yalnızlık..
her zaman yakınımda en iyi dosttur bana.
paylaşılmaz
Dedem charles bukowski yalnızlık üzerine şunları buyurmuştur, altına'da romanista torunuma sevgilerle, oku da yalnız ol demiştir;
Hiç yalnız hissetmedim kendimi. Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim. ya da birkaç kişinin. Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam. Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim. Ibsen'den bir alıntı yapacağım: "En güçlü insanlar genellikle yalnızdır." Hiçbir zaman içimden, "şuh bir sarışın içeri girip beni düzecek, taşaklarımı ovacak ve kendimi daha iyi hissedeceğim," diye geçirmedim. Hayır, onun hiçbir yararı olmaz. İnsanları bilirsin, "Hey, Cuma akşyokı, ne yapacağız? Burda kös kös oturacak mıyız?" Evet, kesinlikle. Çünkü yok dışarıda bir şey. Aptallık sadece. Aptal insanlarla fingirdeyen aptal insanlar. Geceye koşa koşa çıkmak gibi bir ihtiyaç içinde olmadım hiçbir zaman. Barlarda gizlendim, çünkü fabrikalarda gizlenmek istemiyordum. Hepsi bu. Milyonlarca insan adına özür dilerim, ama ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum. Bildiğim en iyi eğlence kendimim. Biraz daha şarap içelim!
kimsesiz olmaktan başka bir şeydir. yalnızlaştırılmış olmaktan da başkadır. kendinle kalabilmek, kendinle vakit geçirebilmektir yalnızlık. elini uzattığında ulaşabileceğin , sana ulaşabilecek dostların olması ama kalabalık içinde boğulmamaktır. kalabalık insanı köreltir. kendi olmaktan çıkar insan sürekli bir kalabalığın içindeyse.
kendi adıma günde en az bir kaç saat kendimle kalamazsam, kendim olmaktan çıkıp, kendini imha etmeye başlayan bir başkasına dönüşüyorum. hesaplaşmak için de yalnız olmak gerekiyor, hesap edebilmek için de.
Zor hemde çok zor...
edebiyatçının geçim kaynağıdır.
klasik olarak "yalnız geldik, yalnız gidicez." mesele sadece kabullenebilmekte...
yalnızlık insana insan olmayı, kendini tanımayı, hayata karşı ayakta durabilmeyi öğretir, ama sınav sonuçları açıklanınca hemen herkes çuvallar.
insana özgür olma duygusunu verir ama aynı zamanda da "sahte" bir özgürlük sunar. çoğu kişi için kötü bir öğretmendir yani.
ders almasını bilen için ideal bir yaşam arkadaşıdır yalnızlık! (peki yalnızlık yaşam arkadaşı olunca insan yalnız sayılır mı?..) ama her şey gibi fazlası işin bokunun çıkmasına sebep olur.
kimse iddia edemez ki hayatımızı çevreleyen bu medeniyet, bu kültür, sanat, spor, bilumum her şey insanın yalnızken ortaya çıkarabileceği şeylerdir. yalnızlık üzerine muhteşem şiirler döşeyen şairin de, en güzel yalnızlık şarkılarını söyleyen şarkıcının da, toplumdan kaçıp inzivaya çekilmiş felsefecinin de bir şey üretebilmesi için bu sosyal yapıya ihtiyacı vardır. insan evrimsel sebeplerden dolayı sosyal bir hayvandır. ve her hayvan gibi de "sürüden ayrılanı kurt kapar".. "ben kendi kendimin kurduyum" diyorsanız haklısınız da aslında!..
ama işin ironik tarafı da her zaman yaratılışımızdan gelen sonsuz bir yalnızlıkla başbaşa olmamızdır; ne de olsa her insan "yalnız" doğar "yalnız" ölür.. bu da hayatın bize sunduğu en büyük bilmece, en büyük sorun (belki de en büyük yalan 1). sonra da bu duyguyu yenecek, güvende hissetmemizi sağlayacak arayışlarla uğraşır adına da yaşam deriz. o yüzden önemli olan ne yalnızlığa methiyeler düzmek ne de yalnızlıktan kaçmaktır. önemli olan yaşamaktır ve "nasıl" yaşandığıdır.