1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

yaman dede ile ilgiliyim diyenler

toplam 1 kişi bulundu. 1 adedi gösteriliyor.


yaman dede hakkında yaman dede

~3 ahkam var.

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.

    Kayserili Rum bir ailenin evladıyken Hz Muhammed'e s.a.v. duyulan müthiş bir aşk ,hidayete varan uzun ve çetin bir yol Kayseride başlayıp İstanbulda biten bir hayat ve kulaklarımızda vede gönlümüze yer etmiş muhteşem naat işte karşınızda yaman dede.

    Yahaya Kemal onun için şöyle diyor:

    Yüz sürdü gerçi pâyine çok Müslüman Dede
    Mollâ-yı Rûm görmedi bundan Yaman Dede.

    Hoymogg   17 Ağustos 2008 14:14   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasûlallah
    Nasıl bilmem bu nîrana dayandım Ya Rasûlallah
    Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya Rasûlallah
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

    Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen
    Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnümasın sen
    Habîb-i Kibriyasın sen, Muhammed Mustafa’sın sen
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

    Gül açmaz çağlayan akmaz, İlâhi nurun olmazsa
    Söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa
    Firak ağlar,visal ağlar, ezel mestûrun olmazsa
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

    Erir canlar o gül bûy’i revan bahşın hevasından
    Güneş titrer, yanar didarının bak ihtirasından
    Perişan bir niyaz inler hayatın müntehasından
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

    Susuz kalsam, yanan çöllerde can versem elem duymam
    Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam
    Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

    Ne devlettir yumup aşkınla göz, rahında can vermek
    Nasip olmaz mı sultanım haremgahında can vermek
    Sönerken gözlerim asan olur âhında can vermek
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah

    Boyun büktüm, perişanım, bu derdin sende tedbîri
    Lebim kavruldu ateşten döner pâyinde tezkîri
    Ne dem gönlün murad eylerse taltif eyle kıtmîri
    Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasûlallah
    Y A M A N D E D E

    Hoymogg   17 Ağustos 2008 13:42   aferim     (0 puan)  |   Yk 

    1877 yılında Kayseri’nin Talas ilçesinde dünyaya gelen Dyamandi daha çocukluk döneminde İslam’a ait güzelliklere ilgi duyar. Bir gayrimüslim olsa da hocalarından rica eder, din derslerinde sınıftan çıkmayıp İslâm’a ait güzellikleri gönül kulağıyla dinler ve kendi tâbiriyle daha bu dönemlerinde “yanmaya” başlar. İsminin Rumca mânâsı da “elmas” olan Dyamandi, sanki bu mânâya uygun hâle gelmenin yollarını arıyordu. Okumak için geldiği İstanbul’un mânevî havası, tanıştığı muhterem şahsiyetler onun gönlündeki Muhammedî ateşin daha da artmasına vesile olur. İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzun süre avukatlık yapan Dyamandi, I931’de edebiyat ve Farsça öğretmenliği yapmaya başlar (1961’e kadar ondan fazla okulda öğretmenlik yapar). Her şey iyidir, güzeldir de içindeki yangını çevresine bir türlü açamamaktan mustariptir. İçinden geldiği gibi, “Muhammed’im Muhammed’im” diyememek onu kahretmektedir. Gönlü çoktan Müslüman olmuş; fakat âlem bilmemekte, en yakınlarına bile inancını söyleyememekte, sırrını açıklayamamaktadır. Kızacaklarsa kızsınlar, ayıplayacaklarsa ayıplasınlar, küseceklerse küssünler, kim ne derse desin, sırrını açma düşüncesindedir. İçindeki iman çağlayanlarını daha fazla saklayamayıp 1942’de Müslüman olduğunu açıklar. Dede’nin Müslümanlığı, ciddi sıkıntılar yaşamasına, zaman zaman aile içinde huzursuzluklar çıkmasına sebep olur. Fakat onun derinden duyduğu, ruhunu eriten Allah sevgisi, bütün sıkıntıları ve kederleri unutturur. Müslümanlığı “Bütün kâinatı kuşatan bir aşk” olarak gören bu ince insan; lâtif, nâmütenahi aşkın tayflarında kaybeder kendini. Afurani’nin oğlu Dyamandi, Yaman Dede oluşunu şöyle anlatır: “Hidâyet nurunun alevden damlalar halinde gönlüme akması, şahlar güzelinin (Mevlana) tatlı ve mübarek ismini işittiğim andan itibaren başladı. Ondan sonraki merhaleler baş döndürücü bir hızla birbirini takip etti. Merhum ve mağfur Ahmet Remzi Dede’den Mesnevi okudum. Ufkum son derece genişledi. İmanım da o nispette kuvvetlendi. Koca Mevlana’nın büyüklüğü karşısında ürpermeye başladım. Koca Sultan, Mesnevi’de mikrobu ve serumu haber veriyor; hayata gözlerini kapayacağı yılı da (ebced hesabıyla) bildiriyordu. Mesnevi’nin görebildiğim derinlikleri karşısında gözüm kararıyor, korkuya benzer hisler bütün benliğimi kaplıyordu. Bütün derinliğini görmemin imkânı yoktu. Mesnevi’yi bitirdim, daha doğrusu Mesnevi beni bitirdi. Her zerremde aşkın alevleri çıkmaya başlamıştı. Hidayete doğru deyişim şunun için pek yerindedir. Hidayetin dereceleri vardır. Kelime-i Şehadet’in gönülden söylenmesiyle iman ve İslâm tahakkuk eder. Fakat bununla hidayetin son mertebesine, iman kuvvetinin pek yüksek derecelerine erişmiş olur muyuz? Elbette olamayız. Bunun içindir ki, ‘Nasıl Müslüman oldum?’ sorusunu şöylece tamamlamak lâzım: “Nasıl Müslüman oldum ve olmaktayım?

    Hoymogg   17 Ağustos 2008 13:38   aferim     (0 puan)  |   Yk 

ahkam girebilmek için, üye olmalı veya giriş yapmalısınız.
 
etiketler; üzerimize yapıştırabildiğimiz, bizi tanımlayan ve/ya ilgili olduğumuz konuları gösteren terimlerdir.

bu etiket ile görülen ilk kişi(?) :Hoymogg

bu etiketi açan kişi(?) : Hoymogg

Etiket-radyoaktif-ghost bu etiketin kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz.