dalgınlık değil ama dangalaklık:
bundan takriben 7 sene önce, o zamanlar yeni çıkmış olan limp bizkit solisti/hedesi/her nesiyse fred durst'ü james hetfield'le karıştırmam. ikisini de aynı kişi sanmış, ve "ay bu adam da her yerde" diye söylenmiştim.
şimdi karıştırmıyorum, ama hala acaip benzedikleri kanısındayım.
çöp çıkarmak için kapıyı açıp apartman ışığını yakıp çöpü koyduktan sonra içeriye girerken ışığı kapatmaya çalışmak,sorada neden kapanmıyor diye afallamak,hayır ben bunu genelde yapıyorum sanırım artık dalgınlık aşamasını geçip alışkanlığa dönüştü:(
efendim sene 1992. soğuk bir kış akşamı. ben bir arkadaşımın meyhanesine uğradım. arkadaş dediki bana, benim bir işim var, ben gidicem, sen kapat meyhaneyi. sorna bize gidersin, al işte anahtarlar. dedi ve adam gitti
neyse bende gece 2 y ekadar boş durmadım 1-2 tek yuvarladım, hesapları topladım, mekanı kapattım, kilitledim arkadaşın eve yola koyuldum. ev de bizimkinin abisi var. zaten son günleri oğlanın, evlenmek üzere falan. neyse işte ben mahalleye, daha doğrusu burası bir site. daha önce bu eve 1 defa geldim onda da tahmin edeceğiniz gibi sarhoştum. bibirinin aynısı 100 tane bina. sanırım baştan 2. bina giriş kattı aradığım ev. önce anahtarla açmayı denedim, kafam o kadar iyi ki açamıyorum. daha doğru 50 tane anahtar içinden doğru anahtarı bulmak çok zor. neyse ben balkon kapısından gireyim, arkadaşın abisi var zaten bir tek evde..
balkon kapısı açıktı, atladım girdim. içerisi sıcacık. arkadaşın abisi evlencek ya, bir sürü eşya almışlar, ev pırıl pırıl. demekki anneleri falan gelip temizlik yapmış, yoksa bu hıyarlar en son geldiğimde bok içindeydi. neyse ben botlarımı çıkarıp kapının oraya götürdüm, sırt çantamdan pijamalarımı çıkardım, üstümü değiştirdim. tv yi açtım. salondaki çekyat ideal bir yer benim için ama battaniye lazım. dur şu ipneyi uyandırayımda isteyeyim.
yatak odasına doğru yürümeye başladım. banyonun yanından geçerken banyonun da çok düzenli olduğunu falan gördüm. ulan bu şerefsizler hizmetçimi tuttular falan diyorum hala. derken yatak odasına ulaştım sonunda. kapıyı aralım, ışığı açtım.. anam ne göreyim; dalyan gibi bir herif, karısına sarılmış yatmakta, ışık açılınca bi homurdandı. o an korkudan saçlarım dikildi inanın. ışığı söndürüp ordan nasıl çıktığını hatırlamıyorum. herhalde sadece 5 saniye sürdü botları ve sırt çantasını alıp tekrar balkondan aşağı atlamak ve karşıdaki boş arsada dikenlerin içine yatmak. hava soğuk götüm donuyor yerde. adam uyandı, salona geldi geziniyor. ben 3,5 atıyorum haliyle. dışarısı karanlık olduğu için görünmüyorum ama balkona çıksa görecek herif beni derken balkona yaklaşmaya başladı. ama aniden yere eğildi ve yerden bir şey aldı, sonra karısına döndü bir şeyler söylüyor, o ne diye bakarken bir baktım ki çoraplarım yok, lanet olsun çoraplarımı unutmuşum.
işte sayın okuyucular, buda böyle bir dalgınlık anıdır. düşünebilyormusunuz, çoraplarımı unutmuşum...
evden çıkarken atılmak üzere alınan çöp poşetinin dolmuşa binene kadar senle geldiğini farketmek,hatta bunu dolmuşa el kaldırınca farketmek.
ayakkabılarımı ayakkabılığa koyacakken içeriye kadar girip buzdolabına koymaya kalkmıştım..
bebek
ilk okulda sürekli cantamı okulda bırakıp eve gelirdim
dalgınlık, şaşkınlık, alışkanlık....
abd'de geçen 1 yılın sonunda yurda dönüş.. havaalanında ailece karşılama... eve gelince babamın kendisine aldığım traş losyonunun arkasındaki talimatları çevirmemi istemesi. Ve aylardır doğru düzgün türkçe konuşmamış olan tinsizin babaya yaptığı çeviri: "eee.. işte şöyle yapacakmışsın, böyle yapacakmışsın.. ee.. tahriş olmuş skine sürmeyecekmişsin." derin bir sessizliğin ardından babamın "anlaşılamadı??" deyip kahkahayı koyvermesi... ehe ehe.. canım benim yaaa.. skin değil tebi cilt...
kulaklığın kulağa sokulması gereken kısmını mp3player'a mp3player'a sokulması gereken jaqını kulağıma sokmaya çalıştım
tabi ki girmedi
2 gece önce bir kutlama yemeğindeydik. 30 kişi falanız. neyse yedik içtik. bizim herkesten önce kalkmamız icap etti. bizde kalkıp gittik.
ne hesap ödemesi, ne para bırakma, hiçbir şey. öyle çıkıp gittik.
daha bu sabah olan bişeyi anlatayım.
uyanmışım, sevgili derin bir uyku halinde. bir dostun nikahı var öğlen traş falan olmam lazım. kızda uyandırmak istemiyorum. çok sessiz bir şekilde kalkıp giyindim, sessizce traş oldum, kediyi besledim, akvayumdaki balıkları besledim ve çıktım. arabanın yanına gelince fark ettimki anahtarlarım yok.
oldumu şimdi , zili çaldım, sevgiliyi uyandırdım mecburen. hala gülüyorum aklama geldikçe..
doğmuşum.
makyajı sütle tonikle değil asetonla silmek, ve farkına varmamak. göz yanınca anlamak (düşün işte o kadar düşünceliymişim)
bulaşıkları şuursuzca buzdolabına diizp,kapağı kapadığında unutmak,fellik fellik yıkanan tabak çanağı aramak:)))
ortaokula gidiyodum. bursada bi akraba'nın düğünü vardı oraya gidicez. otobüs tutuldu falan. benide giydirdiler takım elbise o yaşta hey allaam. neyse otobüs izmir il sınırlarından çıktığında farkettimki ayağımda ayakkabı değil düpedüz plastik bir terlik var. anneeee dedim hemen ayakkabım yok. baktık yapcak bişey yok devam edildi.
düğünede gittim o terlikle mecburen şıpıdık şıpıdık efektleri eşliğinde. diğer bizim çocuklar orada ehaha mehaha diye eğlenirken ben ayaklarımı masanın altına sokmuş ''şerefsizsiniz olm siz dönüşüm muhteşem olucak'' gibi sayıklamalar yaşıyodum.o yüzden bursa diyince bi içim kalkar benim. hey gidi.
gülmeyin.
Eski eviniz binanın 7. katıdır. Uzun zaman oturduğunuz bu evden bir başka binanın 10 katına taşınırsınız. Taşındığınızın ilk haftası yoğun bir iş günü sonrası evinize gelirsiniz, anahtarınızı çıkartır kapıyı açmaya çabalarsınız. Olmaz. İnatla denersiniz, bu arada söylenmektesinizdir. Olmaz. Tekrar kapıya yüklendiğiniz sırada bir kapı zinciri sesi duyarsınız ve kapı aralanır. Zincirli kapının aralığından bir çift korkmuş göz size bakmaktadır. O an gitmeniz gereken 10. kata değil 7. kata bir başkasının kapısına dayandığınızı anlar utançla birşeyler geveleyerek son sürat üç kat üste koşarsınız.
Kendi eviniz olduğundan emin olduğunuz evin kapısının kilitine aynı anahtarı sokmaya çalışırsınız girmez. Panik halinde kapı numarasına tekrar bakarsınız. Sizinkidir. Sıkıntıdan terlemiş avuçlarınızın içindeki anahtara bakarsınız. Eski evinizin anahtarıdır. Kıyamayıp atamamışsınızdır.
Yeni anahtarınızı çıkartıp yeni evinize girersiniz.
yoldan geçen adamdan pilav arabasında pilav satan adam sanıp pilav istemek, restoranda müşterilerden hesap istemekli versiyonları da mevcuttur. dalgınlığa mı girer salaklığa mı orası tartışılır.
İskandinav kızlarıyla uğraşırken Afrika halkını fırında unutmak