evet ben getırmedım hazırda vardı kendı geldı bende kulanım deım yaralanıyorum tanrının guzelıgı:)
Yazı getirmişsin!
yazdıklarım,yazmadıklarımın,yazacaklarımının,döngüsü içindedir.:)
“Yüzlerce yıldır sürdürüle gelen el yazmacılığı geleneğinde, adet üzere, el yazmacıları derler ki...:
“Hattat son satırda her şeyi unutuyor…”
Çünkü bilir ve umarlar ki yazdıkları, yazıldığı için unutulmayacaktır.
Söz uçacak ama “yarına bir harf” bile olsa “yazı” kalacaktır…”
İyi ki yazı var. Şayet olmasa idi, sahiden çıldıracak insanlar tanıdım. Ben de çıldırırdım zahir!
sırf yazmak için yazıyorum cümlesini nasıl anlatabilirdim şimdi iyi varsın dove mauh yazı pardon
harf yıgınlarının arasında bogulmak... nerden alıştım bu illete bilmiyorum .. canımı çok yaktı, kanımı çok akıttı, yaşamayı,sevmeyi, ölmek için cesareti, korkmaktan bile korkmamayı, evli bir bayana aşık olmayı, düşünmeden yapamıyacagımı, ismi koyulmamış bir dünya duyguyu ...... Ama en önemlisi ve beni çeken şey , yazdıgım her cümlenin beni tanrılaştırması.. yaratmak güsel şey...
yaşamakla eşdeğer yaşadığını tekrar tekrar duyumsamakla, ama bazen ne tehlikeli bir sudur, bir kağıt ve bir kalem alınca eline ya da oturunca klavyenin başına ,bilinç altına yolladığın ne varsa hepsi tek tek çıkar yüzeye artık sen onları görmezden gelsende onlar oturur kağıdın ortasına...
hayatın alternatifi.. insan olmasaydım, bir kağıt üzerindeki bir kelime olmak isterdim!
insanın içindekileri anlatabileceği konuşmadan sonra en güzel aktivite.
bazen yazar rahatlarsın, bazen yazamadığın için kendini sıkarsın.