kuzey yarım küre için boşluğun en çok bulunduğu mevsimdir. çalışanlar için geçerli değil tabi. öğrenciler ve tatilciler için daha çok. hatta boş mevsimidir. ben de dahil insanların bir çoğu okuldan sıkılıp tatil yapmak için bu mevsimin gelmesini bekler durur. kendisi yaşanıyorken aslında çok çekilmezdir. sıcak olmasını bi yana koyuyorum, sıcak zaten başlı başına çekilmez bir durum ama işin içinde daha soyut şeyler var. televizyonlarda gördüğümüz, dolayısıyla görselliği ne kadar yakınsa tinselliği bir o kadar bize uzak olan mekanlarda insanların denize girmesi, yazlık mekanlarda takılması, kısmen genellemek gerekirse eğlenmesini imrenerek izleyenlerimiz de vardır. yapılan tek tek eylemleri bir yana koysak, ki evet haz almıyorum, sadece eğlenme sözcüğü için ben de varım. peki nasıl? var olunan boyutta, hissedilen frekanslarda, ihtimaller içinde kimileri için mutemadiyen eğlenebilmek pek imkansıza yakındır. hele ki boş mevsimi olan yaz mevsiminde bu iyice göze çarpar. insan kendisiyle pek bi yüzleşir çünkü boşluktan istifade. kimi şeyleri yapmak da o kişinin elinde olmaz çoğu zaman. bütün 90 günü evde oturup sıcak içinde gayet soğuk bir ortamda geçirmekten başka yapabileceği de yoktur. çünkü alınabilecek hazlar farklıdır kişiden kişiye. kültürel faaliyetler değiştikçe (geliştikçe demeye dilim varmıyor) farklı bir toplumsal haz alma şekli de enjekte oluyor insanların damarlarına açıkçası. kimisinin kanı tutamaz tabi. reddeder. kışın boş vakitlerde ne yapabileceksem yazın da onu yapabileceğim meğersem der ve tekrar monoton hayatına devam eder kişi bu durumda. bir şeylere imrenir ama neye olduğunu da bilemez bir yandan. aslında bilir de bilmemezlikten gelir. ya da gelmek zorundadır. peki imrenilen şeyler, gerçekleşmesi mümkün olan şeyler midir? gayet tabii. ama değer verilemedikçe anlamsızlaşan bu şeyler, anlamsız bir hal alacaksa ve dolayısıyla daha çok can sıkıcı olacaksa gerek de yoktur.
öğlen uyanılır, ruh haline en uygun en puslu şarkılar açılır, sonra fon müziği o şarkılarla beraber bunun gibi aptal aptal düşüncelerle kişinin beyni darmadağın olur. arada beslenilir, arada imrenilir, arada serinlenilir, derken gün biter. uyku gelmese de zaman geçsin diye yatağa gidilir, 3 saat döndükten sonra (sıcağın da etkisi tabi)uyunabilir. bu 90 gün boyunca sürer. peki zaman niye geçsindir ki? kışın çok mu güzel olacaktır? ne fark edecektir? hadi alalım en başa.
okul açıldığında da bu boş geçen zamanı pişmanlıkla anacağımı da çok iyi biliyorum. yaşanan şey o an için değerli belki de evet. ama bir şeyi değerlendirmek için onu değerli kılmak gerekir. kimilerine göre kişinin de tek başına pek bir etkisi ya da anlamı olmaz. buna ben de dahilim.
bu arada hiç bir fikrimin doğru olduğunu iddia etmiyorum. öznel hiç bir şey doğru olamaz zaten bence. zaten kim okuyacaksa..
bkz: kendi kendine gelin güvey olmak
bir yaz gecesi rüyası...
gece çökünce belrginleşen,hanımeli ve yasemin kokularının dansı,cırcırböceklerinin mest eden sesi,deniz kokusu,gece sessizliğinde dalga seslerini dinlemek ve ters çevrilmiş kayık üstünde Ağustos'a özel doğumgünü hediyesi meteor yağmurunu seyreylemek...