İyi demişsin hacı abi. Yalnız o J'leri anlayamadım ben.
(Bi de ortamda manita varsa kendisi Gandalf'ın taşa çevirdiği troll'lerin yanına (Trollbükü?) götürülmeli, küçük dilini yutmak üzere olan manitaya "kokrma bebek yanında ben varım" denmelidir. Hatta "dur kızım, onlar taş değil, uyuyorlar, bizi yiyebilirler" diyerek gerilim artırılabilir. Soluk soluğa ortamdan uzaklaşıp, güvenli bir yerde kalan adrenalin kırıntısının da etkisiyle heyecanlı bir öpüşme yaşanabilir. Hatta öpüşmenin ortasında "dur, bi çıtırtı duydum, sanırım troll'ler uyandı" denip kılıç çekilebilir. "Kaç çabuk kaç kaç gelirlerse ikimizi de öldürürler, çünkü benim zayıf noktam sen olursun. Tek başıma daha iyi savaşırım, kuzeye yarım saat koşup bekle beni bebek" deyip manitayı uzaklaştırdıktan sonra az bişe üstümüzü başımızı paralar, yerlerde yatıp yuvarlanırız. Sonra kendimizi, yorgun argın yanına vardığımız manitanın kollarına atarız. Artık ondan sonrasını da ben söylemiyim.)
Bu arada ortadünyada asla sıkılmazsıınnn ;) okadar çok görecek şey var ki;
hobbitler var, bir hobbit kovuğu dünyanın en konforlu yerlerinden biridir, beraber otrup 5 çayı akşam yemeği sonra da 2. akşam yemeklerine katılabiliriz? J Bree de Sıçrayan Midilli hanında bay Tepedibi’ nin nasıl aniden gözden kaybolduğuna dair hala konuşurlarmış mesela J sonra Güneyiller’ in en kaliteli tütünleri orada satılırmış ehhh Bay Arpadam Kaymakpürüzü’ nün biraları ile beraber ne güzel gider baharatlı patatesler J
sıkılırsan ”Yol” a çıkarız, korkma artık “Kral” var nasılsa yol’ dan onun habercileri geçer durur güvenlidir hem “Kolcu” lar yabana dönmüşler artık güvendeyiz...:) yine de “Höyük Yaylaları’ ndan geçerken dikkat etmeli Höyüklü kişiler hala orada :D
aaa yolumuz yaşlıormana düşerse belki
hey! tom bombadil, tom bombadillo!
su, orman, tepe, saz ve sogut adina,
ate$, gune$, ay adina, dinle $imdi, duy bizi!
gel tom bombadil, ihtiyacimiz var sana!
Tekerlemesini söyleriz de gelir yanımıza J
Hergün bıkmadan topladığı çiçekleri hanımına götürürken eşlik ederiz kendisine,
şanslıysak bal likörü ikram eder J
Bilbo’ nun yolunu tutarsak şayet Ayrıkvadi çıkacak karşımıza, lakin şu günlerde sessizlemiştir malum Zarif Halk batıillerine, gri limanlara doğru yolda...yine de konukseverlik eksik olmaz Efendi Elrond’un masasında...orada tüm yorgunluğumuzu atar, güzelliklerle büyülenmiş birşekilde “gölge” li günleri unutabiliriz...
Elf masasında fazla oturmak iyi değil derler Hobbitköy’ de...Bir Beyhobbit tekinsiz kişilerle çok zaman geçirmemeli ;) tutalım bu öğüdü ve düşelim yollara...
Verimli ovalar, yemyeşil çayırlar ve hiç görmediğin ululukta ağaçlar bekliyor, yol çağırıyor bizi..:)
Rahat bir eşkinle sürelim atlarımızı
Sıkıldın mı? Aaa bak Ulu Nehir Anduin’ i takip edersek eskinin ulu kralları Argonath heykellerini geçince At Beylerinin “YURT” una varırız Yurt Kralı Eomer olmasa bile atçanlarından bir grup karşılar bizi, güneşli ve güzelbir günde vardık işte EDORAS a Altın kubbeli TEKEV e Eomer’ in konutuna....neşeli ve sıcak salonlarında eski cenk hikayelerini, kahramanlık türkülerini dinler FANGORN ormanına nasıl hasıl olacağımızı öğreniriz J
Fangorn’ un kıyısında bulmayı umduğum kişiler Ağaçsakal ve onunla şu sıralar muhabbette olduğunu sandığım GANDALF tır, ahh o GölgeYele karşıladı bile bizi bakJ
Burada susuzluğumuzu Ent suyundan içerek giderebiliriz ama dikkat! Ölümlüler Ent içeceklerinden içtiklerinde aynı kalacaklarını sanmamalı..böyle demişti Gloin oğlu Gimli değil mi? J
Ağaçsakal mutlaka Ent Hanımları soracaktır, haber yollayacağımıza dair sözler verip ayrılırken bir minik kelebek konarsa omzuna korkma J Kuşların Radagast’ ı selam söylemiş...:)
Ehhh bu kadar oyalanmak yeter bence şimdi doğru Şehir’ e, denizden gelen kralların ak kulesine, Gondor’ a......
Hala sıkılıyor musun?
Korkarım kocakarı İoreth’ in de dediği gibi ellleri bir şifacının hünerine sahip olan Kral bile iyi edemez bu hastalığı...bak bak oradakim var?
Faramir, Latif ormanları, akarsuları ile ünlü İthilien Prensi ve eşi zarif Eowyn, Rohan’ ın savaşçı hanımı...fakat onların aşklarına başka bir zaman değineceğim...
Sanırım senin içindekini biliyorum sen martıları duydun...martıların çağıran sesini...heyhat...denizi gördün değil mi?...ölümsüz ülkenin ak kıyılarını, hiç dökülmeyen yapraklarını hayal ediyorsun...
Fakat unutma, ölümlülük aynı zamanda bir hediyedir.........
O ülkeye gitmemize daha var, fakat gel şimdi Cücegazuv’ a Moria madenlerine gidelim de yeraltındaki zenginliklerini gör ve cüce içkisinin sert aromasını tat, harlı ateşin başında neşeli şarkılarla geçirelim ortadünyada kalan zamanımızı...