bir çapkın dilenci
dansederek dolaşırdı şehri
adıyla seslenir, gülerdi kadınlar
özür diler gibi,
Ya dışındasındır çemberin,
Ya da içinde yer alacaksın.
Kendin içindeyken kafan dışındaysa,
Çaresi yok kardeşim ,
Her akşam böyle içip, kederlenip,
Mutsuz olacaksın.
Meyhâne masalarında kahrolacaksın,
Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın.
Ya dışındasındır çemberin,
Ya da içinde yer alacaksın.
ne güzel demiş murathan mungan ne güzel söylemiş yeni türkü
Ağır kapı, aksak lisan
Kelimeler yetmiyor
Çıplak yara, gün ışığı
Tenimi incitiyor
İçeriden yeni çıktım
Dünya almıyor beni
Yüreğimde yaşar hala
Ölenlerin yemini
Hangi meydan, hangi sokak
Bulusturur bizi
Hangi yalan, hangi yasak
Karşılar bizi
Ne insanlar, ne mekanlar
Özlemlere yetmiyor
Başka sözler, başka yüzler
Ödeşmeler bitmiyor
Aşk uyudu ranzalarda
Düşler eridi gitti
Islığıma gömüyorum
Kalbimdeki sözleri
Hangi sokak, hangi meydan
Bulusturur bizi
Hangi yürek, hangi sevda
Karşılar bizi
kimdi giden..kimdi kalan...giden mi suçludur her zaman..?
bir gece ansızın gel yine
elinde mor ciceklerle.. :)
yeni türkü deyince;mamak türküsü gelir aklıma..meydandayız elimizde sigara..aklımda sen,aklımda oruç aruoba ve yürüme....
kesinlikle olmasa mektubuunn derim..!
Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza
Sanma unutulur kalp ağrısı zamanla
Herşeyi unutarak yaşanır sanma
Neydi bir arada tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi göze almaktır
Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza
Baksana geçmişe ne çok anıyla yüklü
Nerde o taverna nerde sinema
Harcanmış zamanlar yeniden yaşanmazki
Geç kaldıktan sonra arama boşa
gurbete kaçacağım..
o laciwert ülkeye.....
Rüzgar
istersen hiç başlamasın,bu hikaye eksik kalsın...
bunca yaraların ardından yeni bir aşk yaratamazsın...
Kalırsa, bir soru kalır benden
1978 yılında ODTÜ Mimarlık öğrencisi Derya Köroğlu, Hacettepe Tıp öğrencisi Zerrin Yaşar ve Hacettepe Tıp mezunu ve patoloji uzmanı Selim Atakan’ın Ankara’da kurduğu müzik grubu. Gruba isim babalığını şair ve yazar Yaşar Miraç yapmıştır. Yeni Türkü, sadece Yaşar Miraç’ın 1979’da Nisan-Haziran aylarında çıkan edebiyat dergisi değil, ayrıca halk türkülerinin yeniden yorumlanmasına dayanan Güney Amerika orijinli bir müzik akımıydı. Bu akımın dünyadaki temsilciliğini Şili’li grup İnti İllimani yapmıştır.Grup elemanlarından Zerrin Yaşar ve Selim Atakan 1979-1989 yılları arasında evli kalmışlardır. Grup ilk konserini Edip Akbayram ve Dostlar’ın alt kadrosunda bulunarak vermiş ve beğenilmiştir. Bu yüzden Edip Akbayram’ın konseri ertesi güne kalmıştır. Grup 1979 yılında ilk albümleri Buğdayın Türküsünü LP formatında çıkardı. Bu albümde sert sol söylem kullanılmıştı ve albüm çok az satmıştı. Ayrıca bu albümün dağıtımı 12 Eylül darbesinden sonra durdurulmuş ve yakılmıştır. Bu yüzden bu albüm bir efsane olmuş ve albümün koleksiyon değerinin yüksek olmasına yol açmıştır. Bu arada gruba Murat Buket, Tuğrul Bayrak, Eftal Küçük ve Tuncer Tezcan katıldı. Grubun 2. albümü olan Akdeniz Akdeniz 1983 yılında çıktı ve grup Türkiye çapında tanındı. 1985 yılında Çekirdek Sanatevi Kayıtları ve Film Müzikleri adlı albümleri çıktı. Bu yılın sonunda grupta bağlama çalan opera sanatçısı Tuncer Tezcan ve grupta buzuki, kemençe ve gitar çalan Eftal Küçük gruptan ayrıldı. Eftal Küçük, Tolga Çandar’la «Çağdaş Türkü» grubunu kurdu.
off off bu etikette içilir işte...
sewiyorum hepinizi:)
dinleyip de bir süre sonra sıkılmadığım,
her defasında aynı yoğunlukla kendini sevdiren nadide gruplardan belki de ilki...
ne zamandan beri içimde olduğunu,
içinde olduğumu bilmiyorum..
bir çapkın dilenci
dansederek dolaşırdı şehri
adıyla seslenir, gülerdi kadınlar
özür diler gibi,
sessiz geçerdi yıllar
bir uzak akrabaydı sonbahar
dört bir yana esip giden
rüzgarlardan biri,
bir gece koynuna aldı beni
geniş kanatlarında
açıldım denizlere,
yıllanmış ne günler bulup
çıkardım derinde
bir yosun, bir şarkı,
bir eski kayıkhane,
doğduğum şehri buldum
gittiğim her yerde
kaybolur akşamlar sokaklarda,
kaybolur zaman
ıhlamur kokusu bırakıp ardından
bir çapkın dilenci dansederek
gezip durur şehri
takılır her evde sureti
dört bir yana esip giden
rüzgarlardan biri,
bir gece koynuna aldı beni
geniş kanatlarında
açıldım denizlere,
yıllanmış ne günler bulup
çıkardım derinde
bir yosun, bir şarkı,
bir eski kayıkhane,
doğduğum şehri buldum
gittiğim her yerde...
başın alıp gıttıgınde yagmurlar kustu bana bır daha yagmadılar coskuyla=)))))
kim inanırdı ayrıldığımıza ...
ya dışındasındır çemberin
ya da içinde yer alacaksın
kendi içindeyken
kafan dışındaysa ...
hic kimsenin.. yagmurun bile böyle kücük elleri yoktu..