"her şeyi bilmek hastalıktır."
"iki kere ikinin dört etmesi büyük bir ukalalıktır" yıllardır aklımdan çıkmayan yeraltından bildiren adamın sancıları.
ilginçti yahu. fyodor işte. yazıyo allahsız. ne nitelikli yorum yaptım la öyle. eskiden üşenmezdim yazardım..
bakın beyler! diye girmek isterdim fyodor gibi. ama ondan bile tırt bi' adamım ben.
Söze gerek var mı? sevgili ilham kaynağım :)
oyunu ayrıca güzeldi ancak izlenmekten ziyade okunası,başucu kitabı olarak bulundurulası bir başyapıttır
nasıl bi içdöküştür,resmen hissettim herifin ruhsal kusmuklarını üstümde.şimdi okuyor olabılseydın o kadar hastalıklı,o kadar güzelsin ki.keske dokunabılseydim iltihaplı hücrelerine ama sen dokunurken benimkilere iki kere iki BEŞŞŞ..
inanılmaz bi performans...
izleyemediğime en çok yandığım oyunlardan biri, aah ah, ben de bilet bulamadım ama napim, allaam nolur 2008-2009 da da olsun programda, of yaa
henüz o kadar dibe inmedim.
bir başucu kitabı ve şaheser. dostoyevskinin en farklı ve sanki son noktayı koyduğu,en samimi eseri. dosoyevskiye hayranlığımı son noktasına ulaştıran kitap..
daha yazarım..
Roman, ilk olarak 1846'da Dostoveyski'nin kendi çıkardığı dergi olan "Vreme/Zaman"de yayınlanmıştır.
Kitap formatıyla, kendi arasında, "Yeraltı" ve "Sulu Sepkene Dair" adlı iki bölüme ayrılmıştır.
Romancının, "Gerek 'Notlar' yazarının gerek 'Notlar'ın tamamen hayal mahsülü olduğu şüphesizdir. Bununla beraber, çevremiz insanları üzerinde biraz düşünülürse, bu notların yazarı gibi şahısların aramızda bulunmasının yalnız mümkün değil, muhakkak olduğu anlaşılır" diye başlayan okuyucunun metne odaklanamasını ister gibi bir açıklaması yer almaktadır.
Dostoyevski'nin eserlerindeki belli beşlı temalar, büyük şehirlerin sefil hayatı, mal ve mülkünü har vurup harman savuranlar, işini gücünü kaybedenler, fakir öğrenciler, kendilerini içkiye veren küçün memurlar, öksüz çocuklar, toplumun perişanlıkları bu eserde de somut-soyut izler taşır.
Romanda altını çizilebilecek "tez" ve "mesaj" içeren bazı çarpıcı cümleler:
1. "Hayat karekök almak değil"
2. "İnsan aptal olmasa bile dehşetli nankördür"
3. "İnsan yapıcıdır, yeni yollar açmayı sever"
4. "... İsteği, iradesi olmayan, istemeyi bilmeyen insan org silindirindeki bir vidadan başka nedir ki?"
"iki kere iki dört çekilmez birşey.iki kere iki dört,bana sorarsanız küstahlıktır.iki kere iki dört,ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen,sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir.iki kere ikinin yetkinliğine inanırım , ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.."
pek hoşlaşmadım niyeyse ... şimdide insancıkları aldım bakalım ...
perverse morality nedir diyenlere aha budur diyebileceğimiz dostoyevski eseri. iki bölümden olusur. ikinci bölümü önemli değildir.
Sanayi devriminden sonra hızlanan köşe dönmece ve toprak kapmaca yarışında yaşama deneyimi edinmiş, bunu da olası en iyi ilk 3 yerden biri olan Rusya topraklarında yaşamış, toplumsallığı ve siyasi içeriğine dair mutabık kılınan etik ve hukuk yapısına göre Sibirya sürgününe pek çok kez ziyarete götürülecek prangaya vurulacak taş kırdırılacak bir "kişilik" olmayı hak etmiştir. (Devlet benden i n s a n olmamı talep etmektedir) Onu hayatı bakımından incelemek pekte önemli bir şey sayılmazsa daha iyi kavranacaktır.
Lyla içinse: Karakter yaratmak deyince ilk akla gelen Stalinavski (yazım hatası olabilir) oluyor genellikle. Nerden mi biliyorum? Çünkü benim aklıma sadece Zerdüşt geliyor. Ve Karamazoflar olsun Raskolkinov, Sonya ve diğerleri olsun tüm bu karakterleri hemen her birini de nerdeyse psikolojik n ü a n s farklarıyla ardından gelecek yüzyılın insan profilinden çok daha yetkin bir üslupta yaratmayı, onları ölümsüzleştirmeyi başarmış bir de Dostoyevsky vardır. Bunu Kıta Avrupasına borçludur. Tüm o politik antropolojik sosyal evrimsel ve ideolojik tartışmalara gömülen, her kafadan başka bir sesin çıktığı (bu türkiyede hala duyulamaz durumdadır) karmaşa içindeki karakterler öylesine bol sayıdadırlar ki Dostoveksy bunun ironi ustası, bu "dışında" lığın içi olarak: "Tanrı öldü" ne demektir Nietzsche den tek kelime okumadan bilmektedir. Nietzsche ise onun Yeraltından Notlarını okumuş ve övgüler düzmekten fazlasını yapmıştır. İşin tuhafı bu iki insanın birbirlerine rastlamalarına aralarında yarım saatlik mesafe kalmıştır günün birinde Avrupanın göbeğinde.
"Dünyayı yalnızca güzellik kurtarabilir"
Tamamı hayal ürünü bu aşklar beni öylesine cömertçe doyuruyorlardı ki gerçek bir sevgi ihtiyacı duymuyordum.
bir türlü bilet bulup da gidemediğim oyun .. ah bi bulsam ..
Aklı başında bir adamın sözünü etmekten en çok zevk alacağı konu nedir, bilir misiniz?
Yanıt: Yine kendisi...
.......
okunmalı kesinlikle
Bizim kuşağımız büyük bir savaş görmedi, büyük bir buhran yaşamadı, ama bizim de bir savaşımız var.
Büyük bir ruhani savaş bu. Kültüre karşı büyük bir devrim hazırlıyoruz.
Büyük bir buhran bizim hayatlarımız. Biz ruhani bir buhran geçiriyoruz.
***
Bize dünyanın bokundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmadılar.