nazım hikmet ile aynı dili konuşuyor olmaktan ne kadar gurur duyuyorsam, dostoyevski ile aynı çağda yaşamamış oluşuma o kadar üzülüyorumdur ki müsebbibi kesinlikle bu kitaptır. suç ve ceza güzeldir, güzel bir karakter incelemesidir, güzel bir psikolojik romandır ama yeraltından notlar dendi mi orda bi dur.. bu kadar etkileyici yazılmış, bu kadar hissettiren bir yazı, bir kitap olabilir mi?
şu an buraya bir yazı yazıyorum, sosyomat'ın deyimiyle ahkam kesiyorum. ama benim şu an ne hissettiğimi, karakterimi anlayabilen var mı? yahut sayfalarca yazıp anlatsam anlayabilen olur mu? beni geç, anlatabilecek biri var mı? bir karakter yaratıp, okuyucu'nun o karakterin yanlışlarına üzülmesini sağlayacak kadar etkileyebilecek var mı?
dostoyevski yapmış bu kitapta.. hiç abartmıyorum, memur kişinin yaptığı bin bir türlü salaklıktan ben gerildim, ben utandım. acaba şimdi napıcak bu salak diye sorup durdum kitap boyunca.. örneğin fahişe'yi hayatından bezdirdiği o diyalog.. ne zaman aklıma gelse halen şoka girerim, bu denli etkileyici nasıl konuşulur, konuşturulur diye..
ne diyim.. dostoyevksi yapmış yapacağını.. neler yapabileceğini göstermiş..
başka bir zamanda doğma şansım olsa, seçeceğim dönemlerden biri de bu olurdu herhalde.. 19. yüzyıl, st petersburg...
bambaşkasın dostoyevski.. bi tanesin..
ben hasta bir adamım
parçalayan,ruhum öldüren kalemlerse mezarda.
ben de (taburcuya yakın) hasta bi ruhum bu bir
dostoyowskynin bu kitaptaki hasta adamına da hastayım bu iki
herkes herzaman hasta kalmaz :D bu üçç
farkındalığın bu kadar doruğuna ulaştığında birşeylerin hiç te iyi gitmediğini de farkedip durumdan kendini sıyırabiiliyosun. bu da dÜrt.
daha ne dertlerim var bu da beş .
o sıkıntılı ruh halini son derece başarılı yansıtıyor ki çıktığımda bunaldım bunaldım..
payidar tüfekçioğlu
dt
üüffsss!
tiyatroya başlicam dedirtenlerden!!!!
yabani bi hayattaki zavallı yanlızlık...
açıkçası okuyalı bayağı oldu ama dimağımda en güzel tadı bırakan dosto kitabıydı ki zaten dostonun her kitabı şaheser niteliğinin üzerine çıkan eserlerdir.
bılgı yok hafızamda
Fyodor Dostoyevski eseri.Yazarin yaraticiliginin sinir tanimadigini gosteren eserlerinden sadece biri.Kitapta bir anti-kahraman resmedilmektedir.Bu ne iyi ne kotu bir karakterdir,ne soyludur ne de alt siniftan.Hicbir yere ait olmadigi icin kendini yeraltina hapsetmistir.Bu bir nevi baskaldirmadir.Kendini anlatirken tutarsizliklar,sacmalamalar gorebilirsiniz.Ama yazar bunun zaten farkindadir,cunku insan da bunlari zaman zaman yaparak kendine zarar veren bir canlidir.Varoluscu edebiyatin ilk ve en iyi orneklerinden olup mutlaka okunmasi gereken bir kitap.
kent tiyatrosundaydı.bitti biletler gidemedik.yine geldi oyun,ama biz hala bilet almadık..yinemi kaçırcaaaazzz:(
iki kere iki küstahlıktır..
"her şeyi anlayan bir adam kendine nasıl saygı duyar?"
dostoyevski
yeraltından notlar
bölüm IV
bilincin her türlüsü acı verir, her türlüsü....
dostoyevski üstadının, değişik bir anlatım ve farklı bir samimiyetlikle anlattığı romanıdır.
Dostoyevski'nin ilk ucus romani....bu kitaptan sonra suc ve ceza, karamazov kardesler vs ortaya cikiyor. Rusyanin batililasma krizinin kulturel yansimalarinin bir birey nezdinde anlatimi. Hala guncel... ve rahatsiz edici
kafamı ..ken kitap. ben hasta bir adamım diye başlıyor zaten. kafadan giriş.önemli olan da dostoyevskinin o ruh halinin direk bize aktarılması. çünkü bunu yazarken kitaplaştırmak için yazmadı. hatta bu yazdıklarımı görseler falan diye de şüpheleri var kitabın içinde.günlük niteliğinde olduğu için ruhunun iniş çıkışlarını, acılarını, isteklerini yalın halde görmek mümkün . bu kitap dostoyevskinin "en iyilerinden".