bir gün geleceğini ümit etmekten yoruldum. tıpkı seni çağırmaktan yorulduğum gibi. yarın bir halatı daha keseceğim beni bu limana bağlayan. ve o büyük mendireğe göz kırpacağım. benim için yansın diye. sen... sen nasılsa mahkumsun öyle değil mi? “yada sen hiç varolmadın!”
“benim hayal gücümün bir ürünüydün... nefesini hiç hissetmedim”
çoktan sarhoş olmalıyım yine. olsun, ne fark eder?
ben çoktan yoruldum
ne önemi kaldı ki ? işte zaman geçip gitti. bir ömür nasıl tükenirse işte öyle... işte gelmeyecek o dış kavis-topeka ekspresini bir banliyö istasyonunda bekledik. oysa ekspresler banliyölerde durmazlar. yaşam boş bir çırpınış işte. ben çırpınmıyorum o ayrı. belki de çırpınmak istemediğimden, belki de reddediyorum tüm olanları. bir insanın hayatıma girip, tıpkı plaja vuran bir dalga gibi kendi izlerini bile silerek savrulup gitmesini.
“kadehimde hiç dudak izlerin kalmadı.”
şarap kokusu öylesine vurdu ki yüreklerimizi biz hep aşkı kırmızı görmek istedik, arzu kadar kırmızı, kan kadar yakıcı. dudaklarımızdan damlayan kan günah değil de çıplaklığımız kadar şehvetimizdi. tüm yanılsamalarımızın döngülerinde şehvetlerimiz günah olmadı mı? kendi günahlarımızdan nasıl sıyrılırdık kendi benliğimizden sıyrılmadan? olamazdı tabii ki, ne kadar da aptalım! bizi biz yapan o günahlar değil miydi? şarap kadehinde yansıyan yüzler ve sokak kapısı kapandıktan sonraki pişmanlıklar...
“kokunu algılamadım”
yakmadın tenimi. yakamazdın. hiç varolmadın ki... o zaman neden bu acı? neden hala gece yarıları elim telefona uzanıyor? neden bu mum alevinin yüreğimim durmadan, durmadan dağlamasına izin veriyorum.”
kendi duygularından kaçmak için çok geç. hatta kendi denizinde kaybolmak için bile...
o deniz feneri senin kaburgalarının arasında sıkışmışken, istediğin kadar yalan söyleyebilirsin. gözbebeklerin ne kadar canının acıdığını anlatıyor...
ne istedin gerçekten;
nereye kadardı arzuların?
ölümsüz mü olmak istedin?
herkes ölür bir gün...
ölmek zamaı geldiğinde güzeldir. senin kollarındayken mesela... yada nefesini duyarken.
tüm kaçışlarının ötesinde kalmak mı istedin?
kimse kendinden kaçamaz...
kalabilir miydin benden uzakta, benim senden uzak kalamayacağım kadar?
unutmak mı istedi beni yada sözleri mi?
bak ben unutmaya çalışıyorum işte her yudumda... her kayboluşta, her yağmurda.
ben bu gece safağı görmeyeğim. çoktan sarhoş olurum yine de olsun, ne fark eder?
bir kadeh daha...
senin şerefine...
beni boşver
ben çoktan yoruldum