taştan köprüsü olan bir kasabasında yaşamak isterdim,
Her şey istemekle olmuyor tabi,
dedemin dedesi orada kalsaydı ne değişirdi, huzur kalmadıktan sonra.. :(
en liberal fikirlinin bile'' yugoslavya zamanında herşey başkaydı'' dediği eski ülke.Avrupa nın en büyük ekonomilerinden biriydi ve vatandaşları USA için bile vizeye ihtiyaç duymuyorlardı.Ekonomik model olarak ,Tito nun icadı, Özyönetimli Sosyalizm''i uygulamıştır.Bu,Sovyetler deki politikadan daha farklı olarak özel mülkiyete ve yabancı yatırımlara da yer veren;merkezi ekonomiden çok yerel üretim birimi bazında kontrollerin daha fazla olduğu ama tam teorize edilemediğinden tito ile birlikte ölen bir sistemdir.Ülke Emperyalist müdahalelere ekonomi kanalıyla açık olduğundan dağılması doğu blok u ülkelerine göre çok kanlı olmuştur.
Kelime anlamı ile "güney Slavların ülkesi" manasına gelmektedir Yugoslavya. Dolayısıyla siyasi sınırlardan öte bir anlamı vardır. bir kültürün, 'balkanlar'ın temelini oluşturan bir yaşam tarzının karşılığıdır. bu sebeptendir ki; nerelisin sorusuna "Yugoslavım" ya da "Yugoslavya göçmeniyim" diye cevap veren olur hâlâ... 'Josip broz tito'nun sosyalizm ile farklı halkları bir arada tutup hassas dengelerin üzerine oturttuğu, dünya savaşlarından çıkmış barış içindeki devlet, titonun ölümü ile parçalanır, biter...
vardardan triglavaya, zerdaptan adriyatike kadar parlak gerdanın dizilmesi gibi balkanların orta yerinde uzanan, güneşin ışığıyla aydınlanan ülkeydi yugoslavya... 1940lı yıllarda faşizme meydan okumuş ve her milletten ve sınıftan partizanlarıyla bağımsızlık için savaşarak, insan için üreterek bir devrimle kurulmuştu. kardeş olmaya, yan yana yaşamaya ant içmiş onurlu, dik, inatçı insanların mekânıydı... Ta ki tek çimentoları tito gidene, nefesi tükenene kadar...
Şimdiyse maalesef yoktur öyle bir ülke... 50 yıl dayanılabilinmiştir birlikteliğe. ağıtlara gömülmüştür şimdi. Yolu ne tarafa düşerse düşsün tüm göçmenlerin kalplerinde taşıdığı 'jugoslavija'mdır ama hâlâ...((jugoslavija türkçesi - ekşisözlük.com))
evimde kuzinelerde pişen boşnak böreği, tenceredeki arnavut ciğeri, dedemin yanaklarından süzlüp bir 'göç' hikayesinin orta yerine düşen gözyaşı, kulpsuz fincanlarda, keyif lokumlarının yanındaki boşnak kahvesi, kahvaltıda simit poğaça, tiganisa, petla, annemin dudaklarındaki makedon türküleri, kulağımdaki 'balkan müziği', anneannemin dilinden süzülen kelimelerdir artık 'yugoslavya'... benim yugoslavyam... sıcak güney slav halkının ülkesi...
Parçalanmasıyla yürekleri tuz buz eyleyen, gönülleri dağlayan devlet...
svijetlim suncem obasjana
ponosito sred balkana
jugoslavija, jugoslavija...
bratstvo jedinstvo nun/kardeşlik birlik/ yalan olduğu yakın geçmişte ortaya çıkmıştır... bir zamalar insanların dilinden düşmeyen bu slogan yıllardır duymadığım anlamsız bişeye dönüşmüştür...
kardeş olan toplumun birbirini öldürmeye başladığı gün birliğin son bulduğu gün oldu aynı zamanda... bir avuç beyinsiz dışında herkes çok pişmandır yaşanan savaşlardan... gün geçtikçe bu pişmanlık artmaktadır...