lüzumsuz bir metafor: yurdum insanının diğer azgelişmiş ülke vatandşlarından daha farklı bir yanı yok
alpidiye katılıyorum
en gerksiz insan toplulukarı bizm millette baknz:3 tane hilal
her taşın altından çıkar
birgün küçük bir kız küçük köpeğini gezidirmek için parka gider. orada dolaşan dedeler, değişik aletlerde spor yapan teyzeler vardır.. teyzelerden biri kızın duyabilceği şekilde der ki:
"hiç anlamıyorum böyle evlerine köpek alan insanları. kokuyordur ayol bunların evleri. hadi şu kızın elindeki neyse küçük.."
küçük kız sabır der ama gidemez çünkü küçük köpek iş üstündedir. olayı gören, kızın babası yaşlarında bir adam kıza yaklaşır:
"bakma kızım sen onlara" der. "kesin alevidir bunlar baksana meymenet yok suratlarında"
küçük kız yutkunur ve gider.
---------------------------------------------------------
ne diyordu yazar? "yaşancak hali kalmadı bu memleketin" diyenlere baktığımızda aslında onların bu ulkenin taşından toprağından havasından değil, birbirlerinden şikayetçi olduğunu görürüz. böyle diyen biri aslında aynaya bakamayan biridir.
uf toparlayamadım.
o teyze de, o amca da, yurdum insanı işte!
Tanımlamak gerekirse; yurtdışında, "Türk müsün?" sorusunun sorulmasına neden olan davranışlara sahip güzide insanlar...
üst kattan atılan buzdolabını yakalamaya çalışan memeletimin insanı...
İstanbul habitatında yaşayanları otobüsleri durakta değil de durağın önünde, genelde araçların geçmesi için dökülmüş asfaltta beklerler. Bunu kaldırımdan aşağı inme şeklinde değil de bildiğin yola çıkarak yaparlar, fakat bu eylem toplu yapıldığı için motorlu araçlar tarafından da normal karşılanır, bu şekilde kimse ölmez.
üst geçitten geçmek yerine trafiğin ortasına dalanlar değişik bir çeşit yurdum insanıdır.
sabah benimle belediye çalışanı arasında geçmiş bir diyalogtur.
kapı zili çaldı.diafondan biri:
-aracınızı çekin, yol çalışması var
-hangi arac
-siyah doğan
-benim değil, benim aracım daha aşağıda
-olsun abi bunu çek sen
-ha?nasıl yani?!
(bakalım daha neler gorecem)
yurdum insanı bunlar herşey beklenir kendilerinden :)
Leman Dergisi'nin 90'larda Türk mizahını yönlendirmesini sağlayan ana espri anlayışı: Türklerin modernite ile olan ilk temasları ile dalga geçip prim yapmak, Türklerin yaptığı her hareketin onlara özgü olduğunu düşündürtmek üzerine kuruludur. İlkelizdir, ama süperizdir, sıcağızdır, farklı, özgün ve zekiyizdir falan filan diyerek insanların kendi kendini pohpohlamasını sağlamıştır
otobüste cep telefonu ile konuşmak yasak denildiğinde "abi otobüste telefonla konuşmak yasakmış.sen konuş ben dinliyom" gibi nutkunuzun tutulmasına yolacacak kişidir!