toplam 111 kişi bulundu. 20 adedi gösteriliyor.
~112 ahkam var. « sonraki sayfa 1 2 3 4 ... 6 önceki sayfa »
zaman tüketiliyor ama tüketme biçimleri değişiyor sadece ... yoksa geçen zaman hep aynı zaman
türkiye' de yayınlanan, fethullah gülen cemaatine bağlı bir basılı yayın organı. kağıt üstünde en çok satıldığı ve fakat satıldığı ölçüde okunmayıp masa örtüsü vb gibi ıvır zıvır işlerde kullanıldığı iddia edilir.
artıları:
-sayfa tasarımı iyidir.
-karı kız ve döt bacak fotoğrafları yayınlayamadığından, değişik mevzularda, ilginç haberler bulunabilir.
-internet sitesi başarılıdır.
-yurtdışı haber servisi iyidir.
-arada sırada statükonun kendilerine dokunan kısımlarını sorgulayan insanlara yer açarlar. bu bakımdan farklı düşünen insanların görüşleri okunabilir.
-sanat ve spor bölümleri oldukça başarılıdır. çamur atma, milleti birbirine düşürme, maaaagazin gassteciliği, cahil fanatikleri gazlama gibi akivitelere girmezler.
-osmanlıcılık refleksinin de getirisiyle, öğretilmeyen ve anlatılmayan tarihin de üzerine gider.
-artık tamemen bir ticarethaneye dönmüş ve güven-itibar değerlerini sıfırlamış doğan grubu gasstelerini çeşitli vasıtalarla (haber takibi, yorum, analiz vs) madara edebilir. bunların saltanatını önemli ölçüde sarsmıştır.
eksileri:
-siyasi amaçları bulunan bir cemaate bağlıdır ve dolayısıla herhangi bir siyasi parti veya güç odağından özü itibariyle farklı değildir. objektif olamaz. haber sunum ve seçimleriyle manüplasyon yapar. "lider"ine her şartta bağlıdır.
-,işine gelmeyen yerde "tuhaf açıklama", "provakasyon" vb. gibi kelimeleri çok sık kullanır. kimi zaman bazı gelişmeleri kasten görmez. kendine demokrattır.
-çelişkilidir. bana dinci demeyin, bizi yaftalamayın demesine rağmen, "ergenekoncu", "laikçi", "elitist", "darbeci" vb yaftalara bayılır. demagojik eğilimler görülebilir.
-"doğmaları kıralım" der; lakin kendi doğmalarına laf söyletmez. "demokrasi" der ancak içinden çıktığı yapının demokratlıkla alakası pek yoktur. "ezilen başörtülüler"den dem vurur ama ezilen eşcinsellerden, işçilerden, emekçilerden, alevilerden, dini ve etnik azınlıklardan bu derece bir muhabbet ve sahiplenmeyle bahs edemez.
-"amacıdır", "tabii ki"cidir. "aleviler de haklarını istesinler ama şu yaklaşan yerel seçimlerden önce bu protestolar provakasyondur" gibi cümleler, zaman için çok tipiktir.
-tek parti rejimlerinin resmi gazetesi gibi, akp'nin medyadaki sesidir.
cami ve kışla arasında idare eden yurdumun bir başka gassstesidir işte.
göz açıp kapayıncaya kadar geçer çoğu 'zaman'. ama beklemedeysen, bekliyor olduğun şeyler varsa ve özellikle özlediklerin de girmişse araya, geçmez zaman. geçirir. uyumak istersin, uyanırsın saate bakarsın 10 dakika olmuş. gerekli gereksiz bi filme dalışın, asırlar gibi gelir, en fazla 1 saat oysa. ellerin titrer, ellerin terler, şekerin düşer, tansiyonun düşer, bayılırsın, uyuyamazsın,içersin içersin, belki sızarım dersin, o bile olmaz. geçirmeye devam eder zaman. sen sayarsın, o geçirir, o geçirir, sen sayarsın. çare falan der bazısı, ama iyi niyetli değil kendisi. beklediğin ve özlediğin herşeyin heyecanını da alır geçirirken.
çok zaman geçti be, dersin sonunda tepkisizce. nassı kodum ama diye güler sana zaman o zaman.
Tarihsel açılımı ve ifadesi çok farklı olan, son olarak Albert Einstein'in tarifiyle son bulmuş ve anlam kazanmış ifade.
İçinde olduğumuz 3 mekan ve 1 zaman boyutlu uzay-zamanın soyut olan boyutu.
Zaman olgusu fizikte 't'(yani ingilizce time) harfiyle tanımlanır.
Zamanın objekif olarak var olup olmadığı, fiziğin en önemli ve çözülemeyen konularının başında gelir. Planck zamanı denilen saniyenin 10 üzeri 43'de birinden daha kısa olan süre, fizikçilerce içinde bulunduğumuz 3+1 boyutlu uzayın sınırı ve kara delik ortamının başlangıcı olarak kabul edilir.
Zamanın akıp akmadığı veya hangi yönde aktığı da aynı şekilde fiziğin en tartışmalı konulardandır.
Uzay-zaman'da olan her gelişmenin içindedir. Sebep-sonuç ilişkisi zaman akış oku ile ilgili olup, tersine zaman oku da teorik olarak mümkündür.
Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır.
Ayrıca zamanın bir boyut olduğu gibi aynı uzay gibi bükülmesi de söz konusudur. Bu nedenle karadelik gibi bir yere giren bir kişi için.Zaman çok yavaş akar çünkü düz yola göre zaman da eğilir bükülür ve zaman giderken zaman kaybeder. Tıpkı ışıkta olduğu gibi. Işık da normalde en hızlı hızıyla bir yıldızdan ayrılır ve bize gelir bunda anormal bir durum yoktur ama eğer bu çevrede yıldızla bizim aramızda bir karadelik varsa ışık eğilir ve eğer karadeliğin olay ufkundan geçerse ona yakalanır ve karadeliğe haps olur.Zaman da böyle bir biçimde yol kaybeder.
Zaman da eğilip bükülebildiğine göre geçmişle gelecek de birleşebilir.Tabi bu olay için bir karadelik gerekmektedir. Normalde zaman eğilip bükülürse geçmişle gelecek birleşir ama asla bir birbirine değmeyen kitabın sayfaları gibi eğer kitabı delerseniz gelecekten geçmişe gitmiş olursunuz.Gelecekten geçmişe gitmek daha kolaydır. Fakat bu iş için ışık hızını da aşılması başka bir yöntemdir. Ama madde bu hıza dayanamıyacağına göre bu yöntem geçerli olmaz. Zaten karadeliğe giren bir kişi de sağ kurtulamaz, hatta en küçük yapıtaşına kadar ayrılır bu nedenle zamanda yolculuk etmek, yani geriye gitmek bugünün şartlarıyla zordur.Ama zaman bir boyutsa ve insanlar bu 3 boyutta istediği gibi hareket edebiliyorlarsa, neden olmasın? Tabi şartlar sağlanırsa.
Hepimiz,içinde bulunduğumuz veya şahidi olduğumuz hadiseleri hafızamızda sınıflandırır ve bir sıraya dizeriz. İşte bu sıralama neticesinde içimizde bir zaman anlayışı ortaya çıkar. Zaman, olayların sürekli akışından dolayı iç hayatımızda edindiğimiz bir duygudur. Olayları sıralama kabiliyetine sahip olmayan bir canlı için zaman kavramı olmayacaktır. Ya da içinde değişimlerin olmadığı bir evren için de zaman kavramı sözkonusu değildir. Bu suretle tanımladığımız zaman kavramı subjektiftir. Psikolojik durmumuzla alakalır ve bundan dolayı "psikolojik zaman" adını alır. Fizikte özel olarak olayların süresini ölçmek önemlidir. Bu nedenle bu subjektif sistemlere dayanarak ölçümler yapılamaz. Çünkü her seferinde psikolojik durmumuza bağlı olarak farklı sonuçlar elde edilebilir. Pratik hayatımızda bugün de devam eden "mutlak zaman" anlayışı ilk olarak NEWTON tarafından ortaya konmuştur. NEWTON a göre " mutlak zaman, düşünebilen bir varlığın veya onu ölçmeye yarayacak bir olay ya da hareketin varlığına ihtiyaç duymadan düzgün olarak akıp gitmektedir." Bu nedenle zamanın objektif olarak ölçülebilmesi için onu, sürekli tekrarlayabileceğimiz değişmeyen başka bir dış olayın süresiyle karşılaştırmamız gerekmektedir. Örneğin bir kaptaki suyun küöük bir delikten akıp gitmesi için gereken süreyle veya küçük bir delikten akan kumun bitmesi için gereken süreyle karşılaştırarak zamanı objektif olarak ölçebiliriz. İlk kullanılan saatler bu esasa dayanarak tasarlanmışlardır. Aynı şekilde bir sarkacın salınımları, düzgün dönen bir çarkın devirleri veya dünyanın kendi ekseni etrafındaki dolanımı zamanın ölçülmesinde bir karşılaştırma olayı veya birimi olabilir.
çok kafam karışıyo seni düşününce...
doğmadın..doğrulmadın.. durmadın, duraksamadın... hiç bişe yoktu..bi sen vardın.. hiç bişe kalmayana kadar varsın.. 4 kitapta her yazılana uyansın..
biz bu ülkeye komünizmi zamanında sosyomatta tartışa tartışa getirdik
İnsanoğlunun en büyük düşlerinden biri olan zamanda yolculuk 3 ay içinde gerçek olacak
fedullah ineinin borazanı gaste ... tersten okuon hüüüppp namaz oluyor ... okadar mümin ...... bide çıkar 400 bin 500 bin tiracımız var die böbürlenir ........ cemaatin öküz örencilerine zoraki satar sattırırsan olur tabi .......