Kılçığı yeşildir..
eskiden tutardım, şimdi acıyorum hayvanlara..
hayata bu kadar kolay etki edilebilinir mi?
evet...bknz:hakan günday...
okurken çok etkilenmiştim çok güzel ve başarılı bir eser neye istinaden yazılmış o kahramanlar gerçekmidir diye baya bir düşünmüştüm.okurken hep bir film gibi düşündüm ama bence kesnlikle biri bunun filmini çekmeli.
okuduğum günden beri nerde boş sigara paketi bulsam alır buruştururum..
"Bir girdabın içinde usulca dolaşmak çıkış yolunu bulmanın en kolay yöntemidir. Sakin ve sabırlı olmak gerekir.
İtiraz ve isyanı gülünç bulan girdaplar sadece kanı soğuk olanlara açarlar çıkış kapılarını.
Zamanın olmadığı yerde geç kalmak da yoktur.
On altı yaşındakilerin önlerindeki hayatsa sonsuzdur. "
yarısında bitirilmiş hissi uyandırdı...
küçükken bodrumda şnorkelle yüzerken 10 santimlik bir tanesini gördüğüm ve hassiktir kılıçbalığı diyerekten uçarak kaçtığım ucube balık.
o zaman hiçe hoş geldiniz !
bir saniyeliğine mutlak bir sessizlik oldu.sonra avular birbirine çarptı.alkışlar zo ellerini havaya kaldırana kadar sürdü.böylece üniversite öğrencilerinin genelde zo'nun gözünde her zaman için yüksek bir düzeye sahip olan saygınlıkları sokak çocuklarınkine eşitlenmiş oldu.
-hiç, ne uluslararası durumcuların çocukça teorilerine dayanır,ne de klasik anarşistlerin sendikalist yaklaşımlarına.teorisi yoktur:varsayımları yoktur:herşeyi reddeder.kendisini bile.üzerinde durulması çok zor bir iptir.o kadar incedir ki,üzerinde yürüyenin tabanını keser.hiç hareketi dünyayı hakettiği kaosa götürecek bir çılgınlıktır.insanın delirmesinden alır gücünü.bilinen her şeyin unutulduğu,hiçbir kuralın geçerli olmadığı bir harekettir.hiç silahı sever,hiç silahı sever,kargaşayı ve en başta kışkırtmayı sever.otoritenin sabrıyla ve polisiyle oynar.çok uzaktaki bir gezegene yollanan ilk insan gibi otoritenin tırnaklarını çıkarmasına neden olacak hareketi ilk yapan o dur hiç'in lideri yoktur ancak davranışlarını örnek aldığı adlar vardır.kesn sınırları olmadığı için hiçin varlığını sadece harekete bağlı insanlar belirler.ne olacağına onlar karar verir.onun için hiç sürekli değişen ve kimsenin tarifiinin kalıcı olmamasını sağlayan bir harekettir.doğaçlama bir devrimdir.DOğaçlaMA Bir HAYat tARzıdır.müzeleri sevmez,sanat galerilerini galerilerini aşağılık görür.,hiçbir siyasi doktrine hoşgörüyle yaklaşmaz.altı yaşındaki bir çocuk kadar doğal ve saldırgandır.korkusuzluğu deliliğinden gelir.dünyayı değiştirmenin değil,yok etmenin peşindedir...
hayat,cinsel ilişkiyle bulaşan ölümcül bir hastalıktır...
İnce uzun bir deniz balığıdır. Kılıç balığınınkini andıran, kuşlardaki gagaya benzer bir ağzı olup, ağzı boyunca çok ince ve iğneye benzer dişlere sahiptir.
Ege Denizi'nde ağustos ve eylül ayları arasında bol av verir. Liman ve Rıhtımların denize açılan uçlarında görülürler. Genellikle suyun yüzeyinde ve yüzeye yakın yerlerde gezinirler.
Avı iki türlü olur. Birinci yöntem Karadeniz' de yaygın olarak kullanılır. Şamandralı bir oltanın ucuna küçük bir topak ipek sıkıca bağlanır. Olta uzağa savrulur ve yavaş yavaş çekilir. Zargana bu oltaya saldırır ve ipeğe dişlerini geçirir. İğne gibi dişleri bu ipek topağını bir kere ısırdıktan sonra bir daha kurtulamaz. Zargananın dişleri ile ipek topağı arasındaki ilişki aslında cırt cırt'lı ayakkabıların cırt cırtlı kayışlarına benzer özet olarak..
Ben bir Ege' li olarak bu yöntemi denemedim. Genellikle tuzlanmış sardalye ya da hamsiyi şamandralı ya da kurşunu ve şamandrası olmayıp sadece sinek iğnesi olan çıplak oltaya takarım. Oltayı ileriye doğru savurduktan sonra zargananın oltaya yaklaşmasını izlerim. Zargana yemi alıp götürmeye yatkın bir balık olduğu için tam bu anda oltayı çeker ve balığı yakalarım..
Zargana balığının eti kuru,yağsız ve sıkıdır. Yine de kötü değildir. Lakin avlaması en zevkli balıklardan birisidir...
okurken fatih akın tarafından filme çekilmesi gerektiğini düşündüğüm/istediğim roman
karakterini kazanmasında yaşadığı fizksel ve ruhsal tecavüzlerin büyük katkısı olan kahraman...
diğer hakan günday kahramanları için:
kinyas
kayra
hakan gündayın yarattığı en süper eser zargana gibi bi karakterin gerçekten var olabileceği tüyleri diken diken ediyor...
süper bi ütopya zargana ya içinden çıkmak ve o hayali yaşamak güzel
ince uzun bir balık türüdür.güzel çorbası olur.yakalamak içim çırpma olta gerekir....
piç ardından kinyas kayra ardından da zarganayı okudum. zarganayı okuduğum süre boyunca hiç güzel yazamamış, diğerleri çok daha iyiydi diye düşündüm. ama üstünden bir iki sene geçince aslında en çok aklımda kalan karakterlerin zargana'da olduğunu farkettim. ara ara böyle aklıma gelirler.
ve alper canıgüz'ün tatlı rüyalarındaki kişi satın alma durumunun bana nerden tanıdık geldiğini şu anda şu saniye farkediyorum - farketmek zevkli. zargana'da var aynısı.
hemen bakıyoruz tatlı rüyalar - ki bitirmedim - (2000), zargana (2002).
Amacım Alper Canıgüze yüklenmekti ama kendisi önce kaleme almış kitabını :)
Ortada bir arak da var demiyorum zaten, üstelik tatlı rüyalar'ı da çok az okudum. Olayalar nasıl gelişiyor bilmiyorum. Zargananın çizdği tablo da çok daha karanlık.
Çok başarılı bulmasam da son zamanlarda hakan beyi bekliyoruz kitaplarını, seviyoruz kendisini.
hakan gündayın en sevdiğim romanıdır,
kitabın sol üst köşesindeki
'türk edebiyatı-roman'ın hakkını vermektedir... Zira ardı sıra gelen Piç ve Malafa ile de bütünlük arzettiği söylenebilir.Yazarın kullandığı anektodlar harika olamakla birlikte, olaylara kattığı ince detaylar ve popüler kültür
dışı alternatif tatavalar, kültürü kendine yakın hissedenlerin gönül telini titretir, kendine yakın hissettirir.
*hakan halı sahada maç var gelsene.
bir balık olmakla beraber çok ince erkeğe de yakıştırılan bir sıfat olur kendileri
"kimsenin birbirine bakmadigi, yalan, ihanet, siddet, tecavuz ve acimasizlikla yogrulmus, yalnizca hayallerin goz goze geldigi bir hayattan intikam almanin en iyi yolu yasamaktir."hakan günday'ın kitabı