ulan musa
bigün tvde sabaha karşı yazgı yı izlemiştim o kadar uykum olmasına rağmen sonuna kadar izlemiştim
yakalarsam kendisinden filmlerinin başında boşa geçen 5-6 saatimi geri isteyeceğim
- tekrar benimle olur musun?
- bunca şeyden sonra mı?
- her şey geçti
- hiç bir şey geçmedi, sadece zaman geçti.
itiraf'tan
"adalet duygusu en cok hak arayanların elinde zavallaşır"
bekleme odasından...
en sevdiğim arkadaşlarımdan zeki
kafası çok farklı çalışır ve bir filminde oynamış olmak beni ayrıca onurlandırır
filmlerinde bolca küfür kullanan adam
ruhu olan, çok özel filmlerin yönetmeni,
"senin için herşeyi yaparım" (üçüncü sayfa)
masumiyet
kader
itiraf
yazgı
izlediğim filmleri
hiçbirine kötü diyemem hatta hepsi sıradışı , özel filmler
Son filmi Kader'le Masumiyet arasında bir bağ vardır. Hatta Kader'in konusu, Masumiyet'in öncesini ele almaktır. İkisi de imkansız aşkı anlatır. Hatta yanılmıyorsam Kader'deki Bekir, Uğur'la birlikte yaşadığı zamanlarda televizyonda bir film görüp ne olduğunu sorar. Cevap alamaz; ama Masumiyet'tir. Her şeyi geçilse de Yazgı geçilemez. Sağlıklı bir bireyin, yapması beklenmediği her türlü şeyi rahatlıkla yapabileceğini konu alan, her şeyde bir neden aramak yerine boşvermişliği ve bence bunun gerekliliğini vurgulayan duygusuz baş kahramanlı bir dramdır. Pek sevilmemiş olan C Blok'un yönetmeni ve ülkemizin sayılı bağımsız yönetmenlerindendir.
Sinemanın ayrıntısını bilmem. Bi yönetmeni eleştirecek birikimim zaten yok. Ama bu adamın bi iki filmini izledim harbiden kazma.
masumiyet filminde ugurun tiradı güzeldi ve haluk bilginerin siğara içtiği sahne çok acıklıdır ; işte o gün bi inandım orospuya tam 20 yıl geçti , bekir olmak ya da olmamak nıhılızm kult ,amaca ınanmak veya yuce sevgi ideasının saplantı şekline gelmiş halini gösterir...
masumiyet..
haluk bilginerin cigara içtiği ve içini döktüğü sahne türk sinemasının en güzel sahnelerindendir ve bence film ismini bu sahneden alır
c blok ilk filmi olarak fena sayılmazdı. sonrasında baya bi aşmış kendini.
eski komşum.
sağlam yönetmendir kendileri
masumiyet ve kader...
kaybedenler, tutunamayanlar, tununduğu sananlar ve yuvarlanıp duranların hikayecisi.kapanmayan kapılar, her daim televizyon fonu, müziksiz müzikler, içkanatan aşk çıkmazları, en derin masumiyeti haykıran filmleriyle en üretken yönetmenimiz. samimiyete aynı dercede samimiyetle cevap veren, bozma entelektüellerden olmayan insan.(övülmekten nefret eden şahsiyet ancak söylenmesi gerek çünkü herkes kendini övgüye layık buluyor onun gibiler övülmediği için:)
ayrıcasöyleşi teklifimizi
-üstelik bir maille-tek bir istek bile ileri sürmeden kabul etmiş, tee buralara kadar gelmiş, çok keyifli bir söyleşiyle bizi mutlu etmiştir.Birgün kalmış bizle beşiktaş bursa maçını izlemiş ki dillere dolanan çarşıcılığını gördük. çeşitli sohbetlerde fenerli arkadaşlar gıkını bile çıkaramamıştırr uhaha:)faruğa selam olsun:) takip ediyz hocam sizi.
kadın karakterleri daha baskın olup.erkek leriyse cinsel tutunamayan...ibnem gibi puşt gibi(1 türlü kapanmayan yalama kapıları gibi)Ama her şeye rağmen o türk sinemasının 1 fenomeni