Nası yaa=
isminde gecmesine ragmen bu iki tanim hakkinda da tek kelime etmeyen hoppa bir eserdir.
Bütün güzellikleri bir yana , sonunda hüngür hıçkırık dakikalarca ağlamamı sağlayan ender kitaplardandır .
iyi bir yapıt. felsefenin böyle bir dile indirgenmesi bence okumanın zorluğunu değil aksine kolaylığını doğurmuştur. sonuç bölümü çoğu şeye de ışık olacaktır
Gsf ilk yıl ilk önerilen kitap. diğeride Stanislavski ;Bir aktör hazırlanıyor. ilişkileri okunduğundan algılanabilir. anlatamayacak kadar uykum var =)
kült kitaptır gelişimimde payı büyüktür, yazarın ikinci kitabı lila ile tamamlanırsa bütünlüklü bir bakış kazandırır. okuyun okutun...
bu arada kesinlikle sıkıcı olduğunu düşünmüyorum,içeriğini bir yol hikayesine ustalıkla yedirmeyi başarmış son derece sürükleyici bir eseri.
Olayın odak noktası öğrencilerine not vermek değil , bilimde ve hayatta nesnellik, öznellik ayrımı,Aslında gündelik hayatta pekçok durumda karşılaşılan kitleyici durumların çözümlenmesinde yardımcı olabilecek nitelik yaklaşımına dair bir çalışma.Pirsig in dehası da tam bu noktada kendini gösterir.Basit bir olaydan hareketle olguyu tanımlayabilmiştir.Her büyük düşünce gözden kaçan basit bir kabulun gözden geçirilmesiyle bulunmuştur.
Newton elmanın niye yere düştüğünden hareketle meşhur kanunlarını buldu.Marx bir mal 3 liraysa bunu da herkes biliyorsa ve 5 liraya satılıyorsa aradaki 2 lira hangi somut değere karşılık geliyor sorusuyla kapitalizmi tanımladı.
Einstein sorusu eğer ışık tanecikli bir yapıya sahipse aynı zamanda bir dalgaysa, aynı anda ikisini birden kapsayan olgu nedir sorusuyla işi enerjiye bağladı, enerji ve madde arasındaki ikiliği birleştirdi.Pirsigin basit sorusu kanımca içinde yaşadığımız dünyaya ve kendi hayatımıza ışık tutabilecek önem de bir sorudur.Einstein sonrası göreli evrende nesnellik nedir?
bu dönem yol temalı okudugumuz,post-hippie dönemine ait bir kitap. yazar der ki, beat'ler ve hippieler arasındaki fark yani dönem farkı küçümsenecek bir fark değildir. tarihi 60 öncesi ve sonrası olarak felsefik olarak ikiye ayırır. ilginç bir kitap.
"Tumuyle guvendiginiz bir seye asla kendinizi adamazsiniz. Kimse yarin gunesin dogacagini fanatik bir bicimde haykirmaz. Cunku gunesin yarin dogacagini herkes bilir."
Yillar once okumustum, pisman degilim, yine olsa yine okurum : )
Beni benden alan eser
okuması zor da değil yahu abartmayın
hayatımda devamını getiremedigim tek kitap. sekiz kere bastan okumaya calıstım yok olmuyo bi sayfadan sonra ilerlemiyo.
çok fena bir kitaptı gerçekten bzı sayfaları 2 kez okumak gerekiyor anlayabilmek için. ama kitapta felsefenin dibine vurmuşluğun dışında yazarın zor anlatım şekli bir hata olarak gözüktü gözüme. daha açık anlatabilirdi yetenekle ilgili tabi:P
Arka kapak yazısı :
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı roman, otobyagrafi ve felsefi deneme türlerinin sınırlarını genişleten; bütün bir akıcılık geleneğini sorgulayan benzersiz bir "kült kitap".
Hikaye bir adamın, oğlu ve iki arkadaşıyla birlikte yaptığı uzun bir motosiklet yolculuğundan oluşuyor. Yolcular, metalik-plastik alnızlıkların hüküm sürdüğü, özdeki çirkinliklerin yapay bir "stil" cilasıyla kapatılmaya çalışıldığı, "stilize" nesneler, "stilize" insanlar ve ilişkilerle dolu bir hayatın yaşandığı Amerikan kentlerinden sapa dağa tırmanır ve en sonunda okyausa varırlar.
Adam yolculuk boyunca bir de "iç yolculuk" yaşamakta, başka doruklarda gezinmektedir. Kendi "deli" geçmişine, aklın ötesine yolculuk yapmaktadır. "Akılcılık" dediği hayaletin peşinde antik Greklerden modern bilim felsefesine kadar bütün Batı düşüncesini kat eder. Etrafındaki bütün çirklinliğin, sahteliğin sebebi olduğu söylenen teknolojiyi suçlamaz. Sorun, teknoloji üreten insanlarla ürettikleri nesneler arasındaki ilişkilerdir. Bunun da temelinde gerçekliği, özne ve nesne diye uzlaşmaz, karşı kutuplar koyutlayarak kavramaya çalışan Akıl anlayışındaki "genetik bir bozukluk" yatar. Bu anlayış, Nitelik sorunuyla hesaplaşamaz. Bir sanatçının yapıtıı oluşturduğu, bir tamircinin bir motosikleti özenle tamir tamir ettiği saf Nielik anlarında özne ve nesne özdeştir. Bir yanda insan, bir yanda dünya / nesne yoktur. Değer yoksa olgu da olamaz. "İyi"gerçekliğin bir biçimi değildir, kendisidir. Pirsig'e göre dünyayı politik programlar oluşturarak düzeltemezsiniz, bunlar ancak temeldeki değerler sisteminin doğru olması durumunda işe yarar. "Dünyayı düzeltmenin yeri önce kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve onlardan çıkan iştir. Bu yüzden de insanoğlunu yazgısını düzeltmekten değil, motosikletin nasıl noarılacağından söz eden bir kitaptır bu. "Çünkü gerçek motosiklet, kendimiz denen motosiklettir."
evet ve hayırın dışında 'mü' nün de olduğunu söyleyen kitap.nitelik kavramı etrafındaki dolaşımı ise bir olguyu anlatmaktan ziyade bir üsluptur.diğer var olan ama tanımlanamayan bir çok şeyin anlaşılmasında izlenebilir bir metodu sunuyor yazar.varolası bir baş ucu kitabıdır.soyutun anlatımında tekdüze ve uzun bir yol izlemektense en azından bir motorsikleti bahane ederek serüveni zevkli bir hale getirmesi kitabı akıcı kılıyor.
bence harika bir yol romanı.endüstrileşme ve beraberinde getirdikleri,insanın yabancılaşma süreci,geçmişini yanında bir valiz gibi taşıması vb konuların işlendiği ama kolay kolay farkedilemediği bir roman.phaedrus ta romana bir gizem katıyor...
başucu kitabıdır...tekrar tekrar okunmalı...kendini okumaktan daha kolay...kendini okumaya zorlar adamı...kendini tanımak için başla...
Paket entelcisi kitabı. okuması neredeyse imkansızdır. sıkıcı konu, kötü anlatım, muhabbet kuşlarının bile güleceği beylik felsefe.
Sanırım tam da bu nedenle prim yapıyor kendisi. sıkıcılık nedeniyle okunamaması onu anlaşılmamış kitaplar arasına sokarken, rakipsiz kötü anlatımı sanat babında puan aldırıyor.
Üstüne iki cümle yazarken bile sıkıldım, olmaz olsun arkadaşım.
'Dünyayı düzeltmenin yeri önce kendi yüregimiz,kafamız ve ellerimiz ve onlardan çıkan iştir.'Bu yüzdende insanoğlunun yazgısını düzeltmekten değil,motosikletin nasıl onarılacağından bahseden bir kitaptır bu.
' Çünkü gerçek motosiklet, kendimiz denen motosiklettir'
;) robert m. pırsıg
okuyamadığım çok az sayıdaki kitaptan biridir. çok sıkıcı. ıkına ıkına anlatyor, okudukça daraldım. daraldıkça fenalaştım. dinlendim, yeniden denedim. yeniden fenalaştım. o nasıl bir ıkınmadı öyle. öğrencilerine not vermeyi niçin bu kadar büyütürsün? aklıa geldikçe daralıyorum.
herkes okumalı...