ERTELEME!
Hikayenin kahramanı Esat, yaşadığı kasabanın terk edilmiş bir köşesinde, çerçöple dolu harap bir kulübede tek başına yaşayan yaşlı ve esrarengiz Varol dayı’yı ziyaret eder.
Söylentiye göre Varol dayı özel bir ilaç sayesinde, insanları bütün arzularının gerçekleştiği paralel bir boyuta taşıyabilmektedir. Bu hizmetten yararlanacak kişinin ise karşılığında Varol dayı’ya en değerli eşyalarından birini vermesi gerekir.
Esat, Varol dayı’yı bulduktan sonra, onunla sohbete başlar, Varol dayı müşterilerinin çoğunun yaşadıkları deneyimden tatmin olmuş vaziyette döndüklerini söyler; sonradan kendilerini aldatılmış hissetmiyorlar, der.
Ama Esat tereddüttedir, Varol dayı’da ona acele etmeyip karar vermeden önce her şeyi iyice bir düşünmesini tavsiye eder. Esat eve giderken hep bu konuyu düşünür; ama evde kız arkadaşı ve kedisi onu beklemektedir, kısa sürede kendini günlük hayatın sevinçlerine ve küçük dertlerine kaptırır.
Neredeyse her gün, kendi kendine Varol dayı’yı tekrar ziyaret edip arzularını gerçekleştirme deneyimini yaşayacağına söz verir, ama her zaman yapılması gereken bir şey, gitmesine engel olan, ziyaretini ertelemesine neden olan bir mesele çıkar önüne. Önce kız arkadaşıyla dağa çıkması, sonra kedisinin parazitleriyle ilgilenmesi gerekir, yazın tatil zamanıdır ve arkadaşlarıyla ege kıyısında gezmeye karar vermiştir, sonbaharla birlikte yeni meşgaleler çıkar. Bütün yıl böyle geçer;
Esat karar vermeye zaman bulamaz, ama aklının bir yerlerinde Varol dayı’yı eninde sonunda kesinlikle ziyaret edeceğinin farkındadır. Zaman böyle geçer durur, ta ki…birden kulübede Varol dayı’nın yanında uyanıp onun müşfik bir sesle sorduğu şu soruyu duyana kadar ;
‘’Ee, şimdi nasılsın? Memnun oldun mu?’’
Esat, şaşkın, kafası karışmış bir halde ‘’evet,evet, tabii,’’ diye mırıldanıp yanındaki bütün eşyaları (paslı bir bıçak, eski bir konserve kutusu ve bir kaç kırık alçı biblo) ona verip çabucak oradan ayrılır;
Çevredeki çürüyen yıkıntılar arasından hızla geçer, akşamki patates tayınını kaçırmama telaşına düşmüştür. Sıçan sürülerinin deliklerinden çıkarak nükleer savaş artığı Gökova’da, egemenliklerini ilan ettikleri vakitler olan karanlık basmadan yeraltındaki sığınağına varır.
Silvia Divine
‘’Essays On Salvia’’
Zizek İngilizce ve Fransızca yazıyor genelde ve aslında eleştirdiği sisteme entegre olduğunun göstergesidir bu.Gençliği, liberal sosyalist bir düzen sürdüren Tito dönemine denk gelmiştir.
Ayrıca, Marx'ın dile getirdiği gibi ''Bilmiyorlar ama yapıyorlar'' söylemini destekliyor. Ona göre, ideoloji yanlış anlaşıldığı sürece ya da farkına varılmadığı sürece vardır.İdeoloji onun için; kendiliğinden gelen sanki tek doğru buymuş gibi, hayatın ayrılmaz parçası olarak kabul edilip yeniden üretilen ''yanlış bilinç''tir.ideolojiyi farkına vardığımızda ortadan kalkacağını savunur.
Lynch hayatınız aslında bundan ibarettir demektedir bize,gerçekliği sahte bir haleyle bürüyen fantazmatik perdeyi aşarsanız,seçim kötüyle daha kötü arasında,toplumsal gerçekliğin aseptik,iktidarsız yavanlığıyla kendini yok eden şiddetin fantazmatik GERÇEK'i arasındadır.